“Bir paradoks var. Gece olmasaydı biz yıldızlı göğün muhteşem manzarasından mahrum kalacaktık. Işık bizi bir çeşit görmeden alıkoyarken karanlık bir şeyleri görmemize yardımcı olur.”

— Aliya İzzet Begoviç

Bazı cümleler vardır; ilk okuduğunuzda geçip gidersiniz. Sonra hayat öyle bir yerden yakalar ki, o cümle yıllar sonra yeniden gelir, bu kez yüreğinize oturur. Aliya’nın bu sözü de benim için onlardan biri.

İnsan gençken hep aydınlığı ister. Her şey yolunda gitsin, kapılar açılsın, hayalleri gerçekleşsin… Karanlığı ise yalnızca korkulacak bir şey zanneder. Oysa zaman insana farklı şeyler öğretiyor. Meğer karanlık, sadece önümüzü kapatan bir perde değilmiş; bazen gözümüzün görmesini sağlayan bir sessizlikmiş.

Hiç düşündünüz mü? Gündüz gökyüzüne baktığınızda yıldızlar yok olmaz. Onlar yine oradadır. Sadece biz göremeyiz. Çünkü bazen fazla ışık da bir perdeye dönüşür.

Hayat da böyle değil mi?

İnsan en çok kaybettiğinde dostunu tanıyor. En çok sustuğunda kendini duyuyor. En çok düştüğünde ayağa kalkmanın kıymetini öğreniyor. Acı elbette istenecek bir şey değildir. Kimse zor günler yaşamak istemez. Ama bugün bizi biz yapan ne varsa, biraz da o zor günlerin içinden geçerek oluşmadı mı?

Viktor Frankl, insanın her şartta elinden alınamayacak tek şeyin, yaşadığı olaya vereceği anlamı seçebilmesi olduğunu söyler. Belki de mesele tam olarak budur. Karanlığı inkâr etmek değil; onun içinde kaybolmadan yürüyebilmek.

Bugün etrafımıza baktığımızda herkes daha çok görünmenin peşinde. Daha çok konuşuyoruz, daha çok gösteriyoruz, daha çok tüketiyoruz. Fakat bütün bu gürültünün içinde birbirimizi gerçekten duyabiliyor muyuz? Kendimize en son ne zaman içtenlikle baktık?

Belki de biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var. Bir akşam gökyüzüne bakmaya… Çocukluğumuzdaki gibi yıldızları saymaya… Hayatın bize anlatmaya çalıştığı o ince sesi yeniden duymaya…

Aliya’nın söylediği şey aslında çok sade ama çok derin: Hayatın her gecesi kötü değildir. Bazı geceler, gündüzün gizlediği hakikatleri gösterir. Bazı yaralar insanı eksiltmez; olgunlaştırır. Bazı yalnızlıklar ise kalabalıkların öğretemediğini öğretir.

Bu yüzden insan, karanlıkla karşılaştığında hemen umudunu kaybetmemeli. Çünkü yıldızlar sonradan ortaya çıkmaz. Onlar hep oradadır. Biz ancak gece olunca onları fark ederiz.

Belki de hayatın en büyük hikmeti budur.

Bazen görmek için biraz karanlığa ihtiyacımız vardır.