Çizgimiz Kadar Doğruyuz.......

Çocukluğumuzun ilk defter yapraklarında halıların üzerine yüz üstü uzanıp akşamın loş ışığında yere koyduğumuz defterimizde saatlerce çizdiğimiz düz çizgileri hatırlarız.

O çizgileri düz çizmek için defterin onlarca yaprağını kullanır ödevimizi en güzel şekilde yapmaya çalışırdık. Düz çizgileri yapan öğrenciler artık yeni seviyede kutucuk ve harfleri çizmeye başlardı.

Çizginin bize büyük sorumluluklar getirdiğini anlayacak kadar büyük değildik. Bize basit gelen çizgi ilmin, bilimin ve insanlığın ana yapısı olduğunu anlayamadık.

Aslında çizgiyi kendime göre "dosdoğru" kelimesi ile özdeş buluyorum. Çizgi yamuksa doğruluk beklenemez; yamuk çizilen çizgi başka bir yerde son bulur. Dosdoğru olan her işimizin sonu doğruluk ve iyiliğe kapı açar. Ahlaki değerlerimizde de bir çizgimizin olması gerektiğini düşünüyorum.

Çizginin ne kadar önemli olduğunu bilimsel açıklamalarla aşağıda birkaç kelamla örneklendirmek gerekirse

Matematikte "çizgi" sistemin en temel yapı taşlarından biridir. Matematikte bazı kavramlar en temel kabul edilir ve başka terimlerle tanımlanamaz; doğru (çizgi) de bunlardan biridir. Çizgi, fiziksel dünyadaki uzunluk, mesafe ve koordinat hesaplamalarının temelini atar. Mühendislik, mimarlık ve haritacılık gibi alanlardaki tüm hesaplamalar çizgi mantığına dayanır.

Geometri çizgilerin birbirleriyle olan ilişkileri üzerine kuruludur. İki çizginin (doğrunun) kesişmesiyle açılar oluşur. Geometrinin temel ölçüm araçlarından biri açılardır. Benzer şekilde, çizgilerin yan yana gelmesiyle düzlemler ve yüzeyler (iki boyutlu uzay) meydana gelir.

Fizikte "çizgi" (doğru, eğri veya vektör), soyut bir geometrik kavram olmanın ötesinde; doğadaki görünmez kuvvetleri, hareketleri ve fiziksel yasaları somutlaştırmak ve hesaplamak için vazgeçilmez bir araçtır. Örneğin, kuvvet ve hız gösterimi, optikte ışık ışınları, grafiksel analiz ve fiziksel yasalar, hareketin ve yörüngenin belirlenmesinde hep çizgi var.

Kimyada çizgi, atomlar arasındaki bağları, moleküllerin 3 boyutlu yapısını ve elektronların hareket yönünü gösteren evrensel bir semboldür.

Sosyal hayatta çizgi, insanların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen sınırları, kuralları ve ahlaki duruşu temsil eder.

Çizgi bilimde, matematikte, fizikte, kimyada, sosyal hayatta ve insani sorumluluklarda basit gibi görünse de önemli olduğunu görüyoruz.

Başta çizginin dosdoğru ile özdeş olduğunu yazmıştık.

İlim bize dosdoğruluğu gösterirken, ahlaki değerlerdeki en güzel tasvirini Hûd Suresi 112. ayette buluruz; Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: "Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür."

Ayette emir açık ve net şekilde belli: Allah sana iyiliği, adaleti, doğruluğu ve kardeşliği uygulamayı, ölçüde aşırı olmamayı ve kötülüğü engellemeyi ve doğru olmayı buyuruyor.

Resulullah Efendimiz aleyhissalatü vesselam "Doğruluk iyiliğe götürür, iyilik de cennete götürür. Hadisi şerifinde gördüğümüz gibi doğru olmayı ve iyiliği gözetmeyi tavsiye ediyor.

Geçtiğimiz günlerde bir Üniversitenin mezuniyet töreninde, Hûd Suresi'nin 112. ayetinde yer alan "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ifadesinin yazılı olduğu pankartın engellenmesine şahit olduk. Hukuku ve adaleti temsil edecek genç avukatların mezuniyet gününde doğruluğu emreden bir ayetin önünü kapatmaları düşünülmesi gereken bir hadisedir...

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; başkalarının çizgisini sorgulamadan önce kendi çizgimize bakmaktır. Çocukken çizmeye çalıştığımız o dosdoğru çizgiler, aslında hayatımız boyunca korumamız gereken ahlaki duruşun ilk dersiydi.

Kendimize şu soruyu soralım: Bugün hayatımıza baktığımızda bizim çizgimiz nedir? Allah'ın istediği çizgi mi, yoksa menfaatimizin bize getirdiği çizgi mi?