İnsanoğlu her ne kadar güçlü görünürse görünsün, özünde duygusal bir varlıktır. Bu sebeple yaşadığı duygusal kırılmalar yalnızca bireysel dayanıklılıkla değil, aksine kendisini tamamladığını hissettiği anlamlı bağlar sayesinde onarıp zinde kılabilir. Çünkü gönül, ancak ait olduğu yerde huzur ve bütünlük bulur. Hayatın koşturmacası, yorucu yükleri ve kalabalıklar içindeki o derin yalnızlık hissi, ancak "Ciğerparem" diyebileceğiniz ya da sizi bu sıcaklıkla sarıp sarmalayan sevecen ruhların varlığı ve yardımları sayesinde hafifleyebilir. O ruhlar; içinizdeki o en saklı yaraları bile tek bir bakışla, içten gelen samimi bir sözle adeta sarmaşık gibi sarıp korumaya çalışan gizli sığınaklardır.
Âdemoğlunun kendi yaşamına dair dönüp " Benim de böyle bir Ciğerparem var mı?" diye derin bir sorgulamaya giriştiği zamanlar oluyor elbette. Kendi yalnızlığımızın yanıtını ararken, füc'eten (aniden) başkalarının hayatındaki o sıcacık, samimi ve sarsılmaz "Ciğerpare" bağlarına şahitlik ettiğimiz oluyor ve bu da başkalarının bu dünyada böylesine güzel sevebildiğini ve sevilebildiğini müşahede etmek, insani değerlere olan inancımızı tazelemektedir. Dünyanın hâlâ iyilikle, vefayla ve gerçek sevgilerle çark etmeye devam ettiğini hissetmek, insana yalnız olmadığını hatırlatır. Adeta o sevgi çemberinin bir parçası da bizmişiz gibi, başkalarının mutluluğuyla mutlu olur, en az onlar kadar derin bir sevinç ve huzur duyarız. Çünkü biliriz ki, bir yerde sevgi varsa, orada her zaman umut da vardır.
Neyzen Tevfik , parası olmadığı halde aç olduğu için ciğerciye girer ve iki porsiyon ciğer yer sonra da garsonu çağırarak parasının olmadığını, sonra vereceğini söyler.
Şef garson kabul etmez, ya parayı verirsiniz
ya da bu gün bulaşıkları siz yıkarsınız der.
Neyzen :
-“Öyleyse arka sokakta bir dostum var, bir pusula yazayım ona götürün parasını o verir”
Şef garson :
-“Tamam ben giderim”
Şef garson arka sokaktaki kişiyi bulur ve;
-“Efendim, bu pusulayı size Neyzen bey gönderdiler”
Neyzenin dostu, pusulayı okuyunca tebessüm eder ve kaç porsiyon ciğer yediğini sorar.
Garson :
-“İki porsiyon efendim”
Dost, üç porsiyon parası vererek:
-“Bir porsiyon daha yesin”
Şef garson meraklanır:
– “Efendim çok merak ettim, pusulada ne yazdığını söyleyin.
Dost pusulayı uzatır.
İki satır yazı vardır.:
-“Dağladı ciğerci ciğerimin yarasını, ciğerparem veriver ciğercinin parasını”
Günümüz dünyasında işte böylesi "Ciğerparelere" hayati derecede ihtiyaç var. Varsa şayet sizin de böyle bir Ciğerpareniz kendinizi bahtiyarlardan sayın gitsin. Ciğerpare denilen kişi, yalnızca sevilen bir insan değil; sevinciyle sevindiren, varlığıyla güç katan ve yokluğuyla da boşluk hissettiren kişidir. Onun varlığı, insanın kendini ait hissettiği güvenli bir liman; en karmaşık ve girift duygularını bile kelimelere ihtiyaç duymadan anlayabilen sessiz bir dostluktur. Bu nedenle insanın ciğerparesi, kalbin en kıymetli köşesinde yer alan, hayatın yükünü hafifleten ve yaşamı anlamlı kılan en değerli bağlardan biri olarak kabul edilmelidir.
Ömrümüzde hepimizin böyle içten ciğerpareleri olması dileğiyle...
Yolumuzun hep böyle samimi, hesapsız ve ruhumuza şifa olan insanlarla kesişmesi ümidiyle; yüreğinize dokunan, varlığıyla hayatınıza anlam katan tüm ciğerparelerinize selam olsun. Ömrünüz, eksilmeyen bir sevgiyle ve kalbi kalbinize denk düşenlerle bezensin.