Yıllardır Doğu ve Güneydoğu denildiğinde güvenlik, huzur ve istikrar konuşuldu. Bugün ise artık bunların yanında daha güçlü şekilde üretimi, yatırımı, ticareti, istihdamı ve refahı konuşmanın zamanı gelmiştir.
Çünkü huzur olmadan ticaret gelişmez. Ticaret olmadan yatırım, yatırım olmadan istihdam, istihdam olmadan da kalıcı refah oluşmaz.
Şırnak ve ilçeleri bu açıdan Türkiye’nin önemli bir ekonomik potansiyele sahip illerinden biridir. Özellikle Habur Sınır Kapısı, yalnızca Şırnak’ın değil, Türkiye’nin Irak’a ve devamında bölge ülkelerine açılan en önemli ticaret yollarından biridir.
Her gün binlerce insanın, aracın ve milyonlarca liralık ticaretin hareket ettiği böyle bir güzergâhın bulunduğu şehirde ekonomik hareketliliğin çok daha geniş kesimlere yayılması gerekir.
Burada kendimize önemli bir soru sormamız gerekiyor:
Habur’dan geçen ticaretin ne kadarı Şırnak’ta kalıyor?
Tırlar geçiyor, mallar geçiyor, ihracat yapılıyor ve büyük bir ekonomik hareketlilik yaşanıyor. Ancak bu hareketliliğin Şırnak ve ilçelerinde daha fazla üretime, yatırıma ve istihdama dönüşmesi gerekiyor.
Şırnak sadece ticaretin geçtiği bir güzergâh olmamalıdır.
Şırnak ticaretin yapıldığı, malların üretildiği, depolandığı, işlendiği, paketlendiği ve ihraç edildiği bir merkez haline gelmelidir.
Habur’un çevresinde güçlü bir lojistik altyapı, antrepolar, depolama alanları, üretim tesisleri ve ihracata yönelik işletmeler geliştirilmelidir. Organize sanayi bölgelerimiz güçlendirilmeli, yatırım yapacak girişimcilerin önündeki bürokratik ve finansal engeller azaltılmalıdır.
Ekonomik kalkınmanın belki de en önemli sosyal tarafı gençlerimizdir.
Bugün birçok gencimiz iş bulabilmek ve geleceğini kurabilmek için Şırnak’tan ayrılarak başka illere gitmek zorunda kalıyor.
Oysa gençlerimizin doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda olmadığı bir ekonomik yapı oluşturabiliriz.
Bir genç İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e veya başka bir şehre yalnızca iş bulabilmek için gidiyorsa burada üzerinde düşünmemiz gereken ekonomik bir sorun vardır.
İş insanımız yatırım yaparsa gençlerimiz burada çalışır. Devlet yatırımın önünü açarsa yeni fabrikalar ve işletmeler kurulur. Ticaret büyürse aileler parçalanmadan insanlar kendi memleketlerinde geleceklerini kurabilir.
Bu nedenle istihdam sadece ekonomik bir rakam değildir.
İstihdam aynı zamanda gençlerin memleketinde kalması, ailelerin bir arada yaşaması, esnafın güçlenmesi ve şehrin sosyal hayatının gelişmesi demektir.
Bu noktada hem kamuya hem de bölgedeki iş insanlarımıza önemli görevler düşmektedir.
Devlet; Şırnak’ın sınır ili olmasından kaynaklanan ekonomik avantajlarını daha güçlü teşviklerle desteklemeli, Habur’u sadece bir gümrük kapısı olarak değil, büyük bir ticaret ve lojistik merkezi olarak değerlendirmelidir.
Ulaşım, lojistik, enerji ve sanayi altyapısı güçlendirilmeli; üretim ve ihracat yapan yatırımcıya özel destekler sağlanmalıdır.
Ancak bütün sorumluluğu devletten beklemek de doğru değildir.
Bölgenin iş insanlarının da kazançlarını mümkün olduğu ölçüde yeniden bu topraklara yatırması gerekir.
Yeni fabrikalar, lojistik merkezleri, tarım ve hayvancılığa dayalı tesisler, enerji yatırımları ve ihracata yönelik işletmeler kurulmalıdır.
Şırnak’ta kazanılan sermayenin bir bölümü yeniden Şırnak’ın üretimine ve gençlerinin geleceğine dönmelidir.
Bugün huzur ve güven ortamının güçlenmesiyle birlikte önümüzde önemli bir ekonomik fırsat bulunmaktadır.
Bu fırsatı doğru değerlendirirsek Şırnak yalnızca sınır ticaretiyle anılan bir şehir olmaktan çıkar; üreten, ihraç eden, yatırım alan ve istihdam oluşturan bir ekonomik merkez haline gelebilir.
Bunun için kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, meslek odalarının, iş dünyasının ve sivil toplumun ortak bir ekonomik hedef etrafında buluşması gerekir.
Artık şu soruyu daha fazla sormalıyız:
Önümüzdeki 10 yılda nasıl bir Şırnak istiyoruz?
Gençlerinin iş bulmak için başka şehirlere gittiği bir Şırnak mı?
Yoksa çevre illerden insanların çalışmak ve yatırım yapmak için geldiği güçlü bir ekonomik merkez mi?
Tercihimiz elbette ikincisi olmalıdır.
Çünkü Şırnak’ın buna yetecek konumu da insan gücü de ticari potansiyeli de vardır.
Habur gibi büyük bir ticaret kapısına sahip bir şehirde işsizlik değil, yatırım ve istihdam konuşulmalıdır.
Huzurun getirdiği güveni artık ekonomik kalkınmaya dönüştürmeliyiz.
Huzur güveni, güven yatırımı, yatırım üretimi, üretim istihdamı, ticaret ise refahı getirir.
İnşaAllah Şırnak’ın, Doğu ve Güneydoğu’nun ve ülkemizin tamamının önünde çok daha güzel günler vardır.
Ancak güzel günleri yalnızca beklememeliyiz.
Devlet yatırımın önünü açmalı, iş insanı elini taşın altına koymalı, Habur’un ticari gücü Şırnak’ın ekonomik gücüne dönüşmeli ve en önemlisi gençlerimiz kendi memleketlerinde çalışıp kendi geleceklerini kurabilmelidir.
Şimdi huzuru yatırıma, ticareti üretime ve Şırnak’ın potansiyelini refaha dönüştürmenin zamanıdır.