Nereye Gittiğini Bilmeden Başarılı Olabilir misin?

Nereye Gittiğini Bilmeden Başarılı Olabilir misin?

Başarı ve vizyon arasındaki ilişki, yalnızca hedef belirlemekten çok daha derindir. İnsan çok çalışabilir, kariyerinde yükselebilir ve önemli sonuçlara ulaşabilir. Ancak nereye ve neden gittiğini bilmiyorsa elde ettiği başarı onu gerçekten istediği hayata taşımayabilir.

Başarı üzerine konuştuğumuzda çoğunlukla aynı kavramlarla karşılaşıyoruz: Hedefler. Disiplin. Çok çalışmak. Cesaret. Motivasyon. Kararlılık.

Bunların hepsi önemlidir. Fakat yıllar içinde hem kendi hayatımda hem otelcilik ve yöneticilik kariyerimde hem de insanlarla gerçekleştirdiğim gelişim çalışmalarında başka bir gerçeği daha net görmeye başladım:

İnsan bazen çok çalışabilir, birçok şeyi başarabilir ve buna rağmen yanlış yöne gidiyor olabilir.

Çünkü hızlı ilerlemek ile doğru yöne ilerlemek aynı şey değildir. Bu nedenle bugün başarı üzerine konuşurken ilk sorum artık yalnızca “Hedefin nedir?” değil.

Daha önemli bir soru soruyorum: Nasıl bir geleceğin içinde olmak istiyorsun ve o geleceğe ulaştığında nasıl bir insan olmak istiyorsun?

Çünkü bana göre başarıdan önce vizyon gelir.

Başarı Bir Sonuçtur, Vizyon Bir Yöndür

Başarı çoğu zaman dışarıdan görülebilen sonuçlarla tanımlanıyor.

o Bir terfi almak…

o Bir işletmeyi büyütmek…

o Daha fazla kazanmak…

o Bir kitap yazmak…

o Bir şirket kurmak…

o Bir ödül almak…

o Daha büyük bir makam odasına geçmek…

Bunların her biri önemli başarı göstergeleri olabilir. Ancak bütün bunlardan önce cevaplanması gereken çok daha derin bir soru vardır: Bütün bunları neden istiyorum?

İşte hedef ile vizyon arasındaki temel fark burada ortaya çıkar. Hedef, ulaşmak istediğiniz noktayı tarif eder. Vizyon ise o noktaya neden gitmek istediğinizi, orada nasıl bir yaşam ve etki oluşturacağınızı ve bu yolculuk boyunca nasıl bir insana dönüşeceğinizi tarif eder. Örneğin bir yönetici için “genel müdür olmak” bir hedef olabilir. Fakat nasıl bir genel müdür olmak istediği vizyondur. Bir girişimci için şirket kurmak hedeftir. Nasıl bir kurum kültürü oluşturmak istediği vizyondur. Bir insan için daha fazla para kazanmak hedef olabilir. O ekonomik gücü nasıl bir yaşam, özgürlük ve değer üretmek için kullanacağı ise vizyondur. Bu yüzden benim başarı anlayışımda önemli bir ayrım vardır:

- Hedef insanı harekete geçirir. Vizyon ise hareketine yön verir.

Kariyerimde Öğrendiğim En Önemli Derslerden Biri

Otelcilik bana yalnızca işletme yönetmeyi öğretmedi. İnsanları, krizleri, beklentileri, başarısızlıkları, egoları, hayal kırıklıklarını ve yeniden başlamayı da öğretti. Mesleğin ilk yıllarında insan doğal olarak daha çok pozisyonlara odaklanıyor.

o Bir sonraki görev…

o Bir sonraki otel…

o Bir sonraki unvan…

o Bir sonraki başarı…

Ben de kariyerimin farklı dönemlerinde bunun içinden geçtim. Hatta ilk Önbüro Müdürlüğü deneyimim bugün geriye baktığımda benim için önemli bir liderlik dersidir. Bir göreve gelmek ile o görevin gerektirdiği liderlik olgunluğuna tamamen hazır olmak arasında önemli bir fark olduğunu yaşayarak gördüm. Bu deneyim bana yıllar sonra çok daha net anlayacağım bir şey öğretti:

- Kariyer basamaklarını çıkmak ile lider olarak büyümek aynı şey değildir.

İnsan bazen pozisyon olarak yükselirken zihinsel olarak aynı yerde kalabilir. Bazen de henüz yeni bir unvan almadan, düşünce biçimi ve sorumluluk anlayışı bakımından çoktan başka bir seviyeye geçmiştir. İşte vizyon burada devreye girer. Çünkü vizyonunuz yalnızca “hangi pozisyona geleceğinizi” değil, o pozisyona geldiğinizde kim olacağınızı da belirlemeye başlar.

Otel Lobileri Bana Vizyon Hakkında Ne Öğretti?

Yıllar boyunca otellerde sayısız insanla karşılaştım. Misafirler, çalışanlar, yöneticiler, yatırımcılar, tedarikçiler ve krizler. Otelcilik özellikle kriz anlarında insana çok şey öğretir. Çünkü operasyonun içinde bazen uzun uzun düşünme şansınız yoktur. Karar vermeniz, insanları sakinleştirmeniz, çözüm üretmeniz ve aynı zamanda kurumunuzu temsil etmeniz gerekir.

Taksim'de çalıştığım yıllarda klima problemi yaşayan bir misafirle yaşadığım olay bunlardan biriydi. Problemi çözmek için sunduğumuz seçeneklere rağmen misafir durumu giderek büyütmek istiyordu. Teknik sorun artık yalnızca teknik bir sorun olmaktan çıkmıştı; beklenti, iletişim ve duygu yönetimi problemine dönüşmüştü. O anda mesele benim için “misafiri susturmak” değildi. Mesele şuydu:

Bu durumdan hem misafirin hem kurumun saygınlığını koruyarak nasıl çıkarız?

Sakin kalmak, karşımdaki kişinin gerçek beklentisini anlamak ve kabul edebileceği alternatifleri doğru iletişim diliyle sunmak gerekiyordu. Sonunda misafir tatilini memnun tamamladı. Bugün o olaya baktığımda yalnızca başarılı bir şikâyet yönetimi görmüyorum. Bir yön duygusu görüyorum. Çünkü kriz anında yalnızca “Bu problemi nasıl çözerim?” diye düşünürseniz kısa vadeli çözüm üretirsiniz. Ama “Bu süreç sonunda nasıl bir deneyim bırakmak istiyorum?” diye düşünürseniz vizyonla hareket etmeye başlarsınız. Bu fark liderlikte çok önemlidir.

Vizyon En Çok Her Şey Yolundayken Değil, Belirsizlikte Gereklidir

Vizyon çoğu zaman gelecek hayalleriyle ilişkilendiriliyor. Ben ise vizyonun gerçek değerinin özellikle belirsizlik dönemlerinde ortaya çıktığını düşünüyorum. Çünkü işler iyi giderken herkes yoluna devam edebilir. Asıl mesele yol görünmediğinde ne yaptığınızdır. Otelcilikte bunun çok somut karşılığını gördüm. Bir gece Sultanahmet'te Concierge Müdürü olarak görev yaptığım dönemde transfer operasyonunda beklenmedik bir kriz yaşandı. Misafiri karşılaması gereken şoför uyuyakalmıştı. Böyle bir durumda suçlu aramak kolaydır. “Kim hata yaptı?, bu nasıl oldu?, neden kontrol edilmedi?” vb gib.

Bunların hepsi daha sonra sorulması gereken sorulardır. Fakat misafir beklerken ilk soru bunlar değildir. İlk soru şudur: Şimdi ne yapacağız? Liderlik de vizyon da biraz burada başlar. Geçmişteki hataya takılıp kalmak yerine, ulaşmak istediğiniz sonucu görebilmek. Vizyon geleceği tahmin etmek değildir. Belirsizlik içinde bile yönünü kaybetmemektir.

Yeni Bir Sen’e Uyanış: Değişim Önce İçeride Başlar

“Yeni Bir Sen’e Uyanış” kitabımın temelinde de insanın kendisine yeniden bakması, alışkanlıklarını ve düşünce kalıplarını fark etmesi ve gerektiğinde kendi hayatının yönünü yeniden belirleyebilmesi düşüncesi vardır. Çünkü insanın geleceğini değiştirmesi için bazen önce geleceğe değil, kendisine bakması gerekir. Ben buna yalnızca kişisel gelişim açısından bakmıyorum. Bu aynı zamanda liderlik meselesidir.

Bir insan kendi düşüncelerini yönetemiyorsa bir ekibi ne kadar sağlıklı yönetebilir? Kendi korkularının farkında değilse değişime nasıl liderlik edebilir? Kendi yönünü bilmiyorsa başkalarına nasıl yön gösterebilir? Bu nedenle vizyon oluşturmanın başlangıç noktası dışarıda değil, içeridedir. Bazen kendimize şu soruyu sormamız gerekir:

Bugünkü ben, ulaşmak istediğim geleceği taşıyabilecek kişi mi?

Cevap her zaman evet olmayabilir. Ve bunda bir sorun yoktur. Çünkü gelişim tam olarak burada başlar. Geleceğinizi değiştirmek istiyorsanız yalnızca hedeflerinizi değil, o hedeflere yürüyecek kendinizi de geliştirmeniz gerekir.

Vizyonsuz Başarı Neden Tehlikelidir?

Hayatta ulaşmak istediğimiz pek çok şey vardır. Fakat insan bazen hedeflerinin peşinden o kadar hızlı koşar ki neden koştuğunu unutabilir. Sonra bir gün durur ve şu cümleyi kurar:

İstediğim birçok şeyi elde ettim ama neden hâlâ bir şey eksik?”

Çünkü her başarı anlam üretmez. Daha yüksek gelir sizi otomatik olarak daha huzurlu yapmaz. Daha büyük bir unvan sizi otomatik olarak daha iyi bir lider yapmaz. Daha fazla görünürlük sizi otomatik olarak daha değerli yapmaz. Başarı ile anlam arasında bağ kurulmadığında insan sürekli bir sonraki hedefe ihtiyaç duyar. Başarır, kısa süre mutlu olur, sonra yeni bir hedef koyar ve tekrar koşar.

Bu döngü yıllarca devam edebilir. Vizyon ise insana daha büyük bir çerçeve sunar. Ben bütün bunları neyin parçası olarak yapıyorum? Bu sorunun cevabı netleşmeye başladığında başarı artık yalnızca elde edilenlerden ibaret değildir. Ürettiğiniz değer, bıraktığınız etki ve dönüştüğünüz insan da başarı tanımınızın içine girer.

Kurumlarda da Aynı Problem Var

Bu durum yalnızca bireyler için geçerli değildir. Kurumlar da vizyonsuz büyüyebilir. Ciro artabilir. Yeni şubeler açılabilir. Yeni oteller portföye katılabilir. Çalışan sayısı büyüyebilir. Fakat kurumun ortak yön duygusu gelişmiyorsa büyüme bir süre sonra organizasyonel karmaşaya dönüşebilir. Özellikle otelcilikte bunu çok önemsiyorum. Çalışan yalnızca görev tanımını biliyorsa iş yapar.

Ama neden o işi yaptığını, misafirde nasıl bir duygu bırakmak istediğini ve kurumun hangi hizmet kültürünü temsil ettiğini biliyorsa deneyim üretir. Aradaki fark büyüktür. Resepsiyon görevlisinin işi yalnızca check-in yapmak değildir. Housekeeping çalışanının işi yalnızca oda temizlemek değildir. Garsonun işi yalnızca servis yapmak değildir. Yönetici olarak bizim sorumluluğumuz da yalnızca KPI takip etmek değildir. Hepimiz daha büyük bir deneyimin parçalarını oluşturuyoruz. Bu nedenle kurumsal vizyon duvardaki güzel bir cümle olmamalıdır.

Çalışanın davranışına dönüşmeyen vizyon, kurumsal dekorasyondan ibarettir.

Liderin Görevi İnsanlara Sadece Hedef Vermek Değildir

Yönetim dünyasında rakamlar önemlidir.

o Bütçe.

o Doluluk.

o Gelir.

o Verimlilik.

o Maliyet.

o Satış.

o Performans.

Bunları görmezden gelen bir liderlik anlayışı gerçekçi değildir. Fakat sadece bunları yöneten bir anlayış da bana göre eksiktir. Çünkü rakamların arkasında insanlar vardır. İnsanlar ise yalnızca maaş ve KPI ile hareket etmez. Anlam ararlar. Gelişim görmek isterler. Katkılarının fark edilmesini isterler. Bir yere ait olduklarını hissetmek isterler. Nereye doğru gittiklerini bilmek isterler. İşte liderin temel görevlerinden biri burada ortaya çıkar:

İnsanlara yalnızca ne yapmaları gerektiğini değil, neden yaptıklarını da göstermek.

Bana göre liderlik, insanları peşinizden yürütmek değildir. Onların da yürümek isteyeceği bir yön oluşturabilmektir.

Peki Kişisel Vizyon Nasıl Oluşturulur?

Vizyon hazırlamak için karmaşık cümlelere ihtiyacınız yok. Kendinize karşı dürüst olmanız yeterlidir. Bir kâğıt alın ve şu sorulara cevap verin: Beş yıl sonra nasıl bir hayatın içinde olmak istiyorum? Hangi unvana sahip olmak istediğimden önce, nasıl bir insan olmak istiyorum? İnsanlar benimle çalıştıktan sonra benim hakkımda ne söylemeli? Bugün yaptığım işler beni gerçekten istediğim geleceğe götürüyor mu? Başarı uğruna hangi değerlerimden vazgeçmeyeceğim? Ekonomik kaygılarım olmasaydı hangi işi üretmeye devam ederdim? Hayatımın sonunda hangi başarılarımdan çok, hangi etkilerimle hatırlanmak isterdim?

Ve belki de en önemlisi:

- Bugünkü yaşam biçimim, söylediğim vizyonla uyumlu mu?

Çünkü vizyon sadece gelecekle ilgili değildir. Bugünkü kararlarınızla ilgilidir.

Vizyonun Bedeli de Vardır

Vizyon üzerine konuşurken yalnızca ilham verici tarafını anlatmak doğru olmaz. Bir vizyona sahip olmak bazen bazı şeylere hayır demeyi gerektirir.

Bazı insanlardan uzaklaşmayı, bazı alışkanlıkları bırakmayı, bazı fırsatları reddetmeyi, bazen yeniden öğrenci olmayı, bazen bildiğini sandığın şeyleri yeniden öğrenmeyi ve bazen de yıllardır taşıdığın kimliği değiştirmeyi gerektirir. Çünkü her fırsat sizin fırsatınız değildir. Her başarı sizin başarı tanımınıza ait değildir. Her açık kapı sizin girmeniz gereken kapı değildir. Vizyon biraz da neyi yapacağınızı değil, neyi yapmayacağınızı bilme disiplinidir.

Benim İçin Başarı Artık Başka Bir Şey İfade Ediyor

Yıllar içinde başarı tanımım değişti. Kariyerimin ilk dönemlerinde başarı daha çok ulaşılacak noktalarla ilgiliydi. Bugün ise başarıya daha bütünsel bakıyorum. Elbette hâlâ hedeflerim var. Üretmek, büyümek, öğrenmek ve daha büyük projeler gerçekleştirmek istiyorum. Fakat bugün kendime yalnızca “Neyi başaracağım?” diye sormuyorum.

Şunu da soruyorum: Başardıkça nasıl bir insana dönüşüyorum?

Çünkü sonunda taşıdığımız unvanlardan daha önemli bir şey kalıyor: İnsanlarda bıraktığımız iz, yetiştirdiğimiz insanlar, kurduklarımız, öğrettiklerimiz, öğrendiklerimiz ve arkamızdan nasıl hatırlandığımız. Belki de başarı dediğimiz şey yalnızca zirveye ulaşmak değildir.

Ulaştığımız zirveden baktığımızda hâlâ kendimizi tanıyabiliyor olmaktır.

Önce Yönünü Belirle

Bugün büyük bir hedefiniz varsa ona ulaşmak için çalışın.

o Disiplinli olun.

o Öğrenin.

o Risk alın.

o Hata yapın.

o Yeniden deneyin.

Ama bütün bunlardan önce kendinize bir soru sorun: Ben nereye gidiyorum? Çünkü insan çok hızlı ilerleyebilir. Çok şey başarabilir. Herkes tarafından başarılı kabul edilebilir. Ama yanlış merdiveni çıkıyorsa ulaştığı yükseklik onu istediği hayata götürmez. Bu nedenle benim için formül oldukça nettir:

o Önce vizyon.

o Sonra yön.

o Sonra disiplin.

o Sonra eylem.

o Ve ardından başarı.

Çünkü;

“Başarı, ne kadar ileri gittiğinizle; vizyon ise doğru yöne gidip gitmediğinizle ilgilidir.”

— Nail Turunç