Bazı haberler vardır; okur geçersiniz. Bazılarıysa insanın içine oturur. Manisa’da yaşanan son okul saldırısı, işte böyle bir haber.
Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın okullarda güvenliği artırmaya yönelik aldığı kararların üzerinden henüz daha ilk hafta geçmeden böyle bir olayın yaşanması, ister istemez hepimizin zihninde aynı soruyu bırakıyor:
Biz neyi gözden kaçırıyoruz?
Elbette okul kapılarında güvenlik tedbirleri artırılmalı. Denetimler yapılmalı, gerekli önlemler alınmalı. Çocuklarımızın can güvenliği tartışılmaz.
Ama güvenlik yalnızca kapıda başlamıyor.
Çünkü bir çocuğun içinde büyüyen öfke, yalnızlık ve şiddet eğilimi çoğu zaman okul kapısından çok daha önce ortaya çıkıyor.
Bugün çocuklarımızın hayatında okul kadar büyük bir başka dünya daha var: Dijital dünya.
Çocuk odasında, biz birkaç metre ötede olabiliriz. Aynı evin içinde yaşarken onun nasıl bir dünyaya maruz kaldığını, kimlerle konuştuğunu, neleri izlediğini ve zihninde nelerin büyüdüğünü fark etmeyebiliriz.
Bazen bir çocuk bir gecede değişmez.
Önce susar.
Sonra içine kapanır, arkadaşlarından uzaklaşır, öfkelenir.
Biz ise çoğu zaman “Ergenliktir, geçer” deyip geçeriz.
Ta ki bir gün hepimizi sarsan bir olay yaşanana kadar.
Bu yüzden artık yalnızca “Okulun güvenliği yeterli mi?” diye sormamalıyız.
“Çocuklarımızın hayatında ne olup bittiğini gerçekten biliyor muyuz?” diye de sormalıyız.
Kamera koridoru görür.
Güvenlik görevlisi kapıyı kontrol eder.
Ama hiçbir kamera bir çocuğun içindeki yalnızlığı göremez.
Hiçbir X-ray cihazı biriken öfkeyi tarayamaz.
Çocuğu korumanın yolu yalnızca kapısını korumaktan geçmez. Onu dinlemekten, anlamaktan, değişimini fark etmekten geçer.
Devlet üzerine düşeni hukuk ve güvenlik tedbirleriyle yapmalı.
Okullar çocukların yalnızca eğitim aldığı değil, kendilerini güvende ve değerli hissettiği yerler olmalı.
Aileler ise çocuklarının sadece derslerini, telefonlarını ve arkadaşlarını değil, ruhlarını da takip etmeli.
Çünkü bazen bir çocuğun yardım çağrısı yüksek sesle gelmez.
Bazen sadece sessizliktir.
Ve bazen bir çocuğu kurtarmanın en önemli yolu, elindeki ekrana değil, gözlerinin içine bakmaktır.
Çünkü bazı çocuklar yardım istemez.
Sadece birinin onları fark etmesini bekler.
Next