Bu sabah balkona çıktığımda sandalyeyi her zamanki gibi manzaraya çevirmedim. Sırtımı dışarıya, yüzümü evin duvarına döndüm. Küçük bir değişiklikti belki ama insan bazen en çok, yıllardır hiç sorgulamadan yaptığı şeyleri değiştirdiğinde kendine yakalanıyor.
Düşündüm de, hayatımız boyunca hep bir yerlere bakmamız, bir şeyleri görmemiz, birilerinin bizi görmesini beklememiz öğretilmiş. Güzel bir manzara bulunca duruyor, güzel bir söz duyunca paylaşıyor, bir başarı elde edince dönüp kimin fark ettiğine bakıyoruz. Sanki yaşadığımızı hissetmek için birilerinin buna şahitlik etmesi gerekiyor.
Oysa kimsenin bilmediği ne çok şey yaşanıyor içimizde. Kimse görmeden atlattığımız geceler, anlatmadığımız kırgınlıklar, alkış beklemeden verdiğimiz mücadeleler… İnsan biraz da bunlardan ibaret değil mi?
Geçenlerde bir ağacı düşündüm. Dağın yamacında, kimsenin yolunun düşmediği bir yerde duran, ne meyvesini toplayan ne gölgesine sığınan bir ağacı… Büyümek için birinin dikkatini çekmeye ihtiyacı yok. Baharı geldiğinde yeşeriyor, sonbaharda yapraklarını bırakıyor. Kimse fark etmese de mevsimini yaşıyor.
İnsanın işi biraz daha zor. Çünkü biz yalnızca yaşamakla yetinemiyoruz. Anlaşılmak, hatırlanmak, sevilmek, birilerinin hayatında iz bırakmak istiyoruz. Bazen bütün yorgunluğumuz da buradan geliyor. Kendimiz olmak yerine, başkalarının hafızasında nasıl kalacağımızı düşünerek yaşıyoruz.
Belki de yıllar geçtikçe öğrenmemiz gereken şey, biraz kendimizin tarafını tutmak. Herkesin bizi anlamasını beklememek, her emeğin karşılığını aramamak, her güzel şeyin görülmesi gerektiğine inanmamak…
Çünkü bazı güzellikler sessiz kaldığında da güzeldir. Bazı mücadeleler anlatılmadığında da değerlidir. Bazı insanlar, kimsenin hayatında büyük bir yer kaplamadan da kocaman bir hayat yaşamıştır.
Sabah güneşi sırtımı ısıtırken duvara bakmaya devam ettim. Dışarıda kaçırdığım güzel bir manzara olduğundan emindim. Ama ilk kez onu kaçırıyor olmak beni rahatsız etmedi.
Belki de insanın kendine verebileceği en güzel özgürlük budur: Her şeye yetişmek, herkes tarafından görülmek ve her zaman bir anlam taşımak zorunda olmadığını kabul etmek.
Bazen hayatın karşısına geçmek değil, kendi yanına oturmak gerekir.
Ben bu sabah biraz bunu yaptım.
Next