Sevinmek En Doğal Hakkımız, Başkasının Huzurunu Korumak Sorumluluğumuzdur

Bazı sevinçler vardır, insanın içinde yıllardır biriktirdiği özlemleri, umutları ve hayalleri bir anda dışarı çıkarır. Hele ki acılarla büyümüş, nice zorluklardan geçmiş bir toplum için mutluluğun kıymeti çok daha başkadır. Bu nedenle Amedspor’un kazandığı bir maçın ardından sevinmek, sokaklara çıkmak, mutluluğunu paylaşmak ve takımının başarısını kutlamak elbette en doğal hakkımızdır.

Çünkü insan, hayatın bütün yükünü omuzlarında taşırken biraz olsun gülmek, heyecanlanmak ve kendini mutlu hissetmek ister. Bunda yanlış olan hiçbir şey yoktur. Aksine, insanların ortak bir sevinçte buluşabilmesi, aynı heyecanı paylaşabilmesi çok değerlidir.

Amedspor’un başarısının yalnızca kendi taraftarları arasında değil, Türkiye’nin spor gündeminde de geniş yer bulması ayrıca anlamlıdır. Kendini ifade etmenin, görünür olmanın ve başarısıyla konuşulmanın kıymetini bilen bir toplum için bunun ayrı bir yeri vardır.

Ancak tam da burada kendimize sormamız gereken önemli bir soru var:

Bizim sevincimiz, bir başkasının endişesine, mağduriyetine ya da acısına dönüşüyorsa, durup düşünmemiz gerekmez mi?

Bu soruyu sormak, sevincimizi küçültmek değildir. Tam tersine, sevincimize vicdanı da katmaktır.

Özellikle Silopi, Cizre ve İdil gibi kentlerimizde yolların ve ana güzergâhların kutlamalar sırasında kapanması, insanların günlük yaşamının aksaması, bir hastanın hastaneye yetişmesinin zorlaşması ya da bir ambulansın, itfaiyenin ve diğer acil yardım ekiplerinin olay yerine ulaşamaması ihtimali üzerinde hepimizin düşünmesi gerekiyor. Çünkü o sırada trafikte bekleyen bir araçta belki hastaneye yetişmeye çalışan bir anne, evladının başında endişeyle bekleyen bir baba ya da yardım bekleyen bir insan vardır.

Biz kutlamanın heyecanını yaşarken bir başkasının dakikalarla yarışıyor olabileceğini unutmamalıyız.

Aynı şekilde, evlerin arasında ve insanların yoğun olarak bulunduğu alanlarda kontrolsüzce patlatılan havai fişekler de çocukları, yaşlıları, hastaları ve evcil hayvanları korkutabilir; dikkatsizlik durumunda yaralanmalara ve yangınlara yol açabilir. Bir insanın mutluluğu, başka bir insanın evinde korkuya dönüşmemeli.

Burada mesele Amedspor’un kazanması, taraftarın sevinmesi ya da kutlamaların yapılması değildir. Mesele, bu sevincin nasıl yaşandığıdır.

Kimseye sevinmeyin demiyoruz. Kimsenin coşkusunu bastırmak, insanların mutluluğuna gölge düşürmek de istemiyoruz. Yalnızca şunu hatırlatıyoruz: Birbirimizin hayatını zorlaştırmadan da sevinebilir, kimseyi mağdur etmeden de kutlama yapabiliriz.

Çünkü bir kenti güzel yapan yalnızca meydanlarında yükselen sesler değil, o kentte yaşayan insanların birbirine gösterdiği anlayış ve saygıdır.

Unutmayalım ki Amedspor’un başarısını en güzel şekilde temsil etmek, yalnızca kazanılan maçlarla değil, o başarının ardından sergilenen davranışlarla da mümkündür. Sokaklarımızda sevinç varsa o sevinç güvenle yaşanmalı; kutlamalarımız varsa kimsenin can güvenliğini tehlikeye atmamalı; coşkumuz varsa komşumuzun huzurunu da gözetmelidir.

Asıl büyüklük, yalnızca kazandığında değil, kazandığın gün de başkasını düşünebilmektir.

Bizler zaten yeterince acı görmüş, nice zorluğun içinden geçmiş insanlarız. Belki de bu yüzden birbirimizin hassasiyetlerini daha iyi anlamalı, birbirimizin hayatına daha fazla özen göstermeliyiz. Çünkü acıyı bilen insanların en büyük gücü, başkasının acısına karşı duyarlı olabilmeleridir.

Sevincimizi yaşayalım, takımımızı destekleyelim, başarılarımızla gurur duyalım. Ama bunu yaparken bir hastanın yolunu, bir çocuğun uykusunu, bir ailenin huzurunu ve bir insanın can güvenliğini de düşünelim.

Çünkü hiçbir maç, bir insanın hayatından daha önemli değildir. Hiçbir kutlama, bir başkasının çaresizliğine değecek kadar kıymetli değildir.

Ve inanıyorum ki gerçek taraftarlık, yalnızca takımını sevmek değil; yaşadığı kenti, o kentteki insanları ve ortak yaşamın sorumluluğunu da sevmektir.

Sevincimiz bol olsun, ama kimsenin gözyaşına sebep olmasın. Kutlamalarımız coşkulu olsun, ama kimsenin yolunu, huzurunu ve güvenliğini elinden almasın.

Çünkü mutluluk paylaştıkça güzelleşir; vicdanla yaşandığında ise anlam kazanır.