Barış, bir günde kurulmaz. Demokrasi de bir gecede inşa edilmez. Toplumsal meselelerin hiçbirinde kusursuz bir başlangıç yoktur. Tarih bize şunu öğretmiştir: En uzun yollar bile ilk adımla başlar.

Son günlerde tartışılan çerçeve yasa taslağına yönelik en sık dile getirilen eleştirilerden biri, “Demokrasiye dair yeterince düzenleme içermiyor.” Oysa bir metni değerlendirirken sadece içinde yazanlara değil, açabileceği kapılara da bakmak gerekir.

Elbette eksiklikler olabilir. Eleştirilecek yönleri de vardır. Hatta bazı maddeler zaman içinde değiştirilmeye, geliştirilmeye ihtiyaç duyabilir. Ancak eksikleri gerekçe göstererek atılan ilk adımı değersizleştirmek, bizi çözümden çok çıkmaza yaklaştırır.

Barış, mükemmel şartlar oluştuğunda değil; insanlar eksikliklere rağmen konuşmaya karar verdiğinde filizlenir. Çünkü hiçbir toplumsal uzlaşı, bütün taleplerin aynı anda karşılandığı bir zeminde başlamamıştır.

Bugün “Bu metinde demokrasi yok.” diyenlerin bir kısmı, belki de haklı kaygılar taşıyor. Fakat sadece eksikleri sıralamak, hiçbir öneri sunmadan her girişimi peşinen reddetmek de topluma yeni bir yol açmıyor. Demokrasi, bekleyerek gelen bir armağan değil; adım adım inşa edilen ortak bir iradedir.

Hiç kimse kusursuz bir başlangıç vaat edemez. Ama iyi niyetle atılan bir başlangıç, zamanla daha güçlü bir zemine dönüşebilir. Bunun yolu ise süreci tamamen reddetmekten değil, eksikleri dile getirirken aynı zamanda o zemini geliştirmeye katkı sunmaktan geçer.

Ben çerçeve yasa taslağını, varılacak son nokta olarak değil; gidilecek yolun başlangıcı olarak okuyorum. Bir taslağın bütün sorunları çözmesini beklemek gerçekçi değildir. Asıl mesele, bu ilk adımın daha demokratik, daha kapsayıcı ve toplumun tüm kesimlerinin kendini ifade edebileceği bir sürece dönüşüp dönüşmeyeceğidir. Eğer bu irade korunur ve toplumun farklı sesleri sürece dahil edilirse, bugün eksik görülen birçok başlık yarının reformlarına dönüşebilir.

Barışın dili, öfkenin değil; cesaretin dilidir. Cesaret ise bazen sadece ilk adımı atabilmektir. Çünkü yürümeyen hiçbir yol, insanı hedefe ulaştıramaz.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, kusursuzluğu beklemek değil; eksikleri tamamlayacak ortak iradeyi büyütmektir. Barış, yalnızca bir metnin satırlarında değil, o satırları geliştirmeye niyet eden insanların vicdanında hayat bulur.