Bir arkadaşımın davetiyle yola çıktım. Adana'nın köy yollarına saptıkça saptık, tenha sokaklardan geçtik. İtiraf etmeliyim, bu kadar ücra bir yerde böyle bir yerle karşılaşacağım hiç aklıma gelmezdi. Dürüst olmak gerekirse, oraya gidip gördükten sonra bile halen inanamıyorum. "Adana'da şöyle bir yer var" deselerdi, gözlerimle görmeseydim asla inanmazdım. Ama işte karşımdaydı: Bağımsız Yaşam Derneği'nin Adana şubesi. Merkezi İstanbul'da olan bu derneğin bu ücra köşedeki varlığı gerçekten şaşırtıcıydı.

Ramazan Temelkuran (2)

Kapıdan girer girmez farklı bir hava vardı. Ne hastane soğukluğu ne de resmiyet... Sıcaklık, samimiyet ve en önemlisi umut vardı.

Oradaki gençlerle konuştum. Her birinin hikâyesi yürek dağlıyordu. Kimi Antalya'dan gelmişti, kimi Ankara'dan, kimi Diyarbakır'dan, kimi Adıyaman'dan. Ülkenin dört bir yanından kopup gelmişlerdi bu ücra köşeye. Her birinin memleketi farklı, hikâyesi farklı ama hepsinin derdi aynıydı: bağımlılık. Biri tam 10 yıldır kumarla boğuşmuş, şimdi yeniden başlamış hayata. Başka biri 9 yıl madde kullanmış, bugün tertemiz. En çok etkilendiğim ise tam 22 yılını bağımlılığa vermiş ama şimdi burada başkalarına destek olan adamdı.

Aklımda Kalan Üç Hikaye

25 yaşında bir genç vardı. Anlattıkları içimi parçaladı. Yıllarca madde bağımlılığıyla boğuşmuş, ailesine büyük bir yük olmuş. Babası "Artık dayanamıyorum" diyerek ona sırtını dönmüş. Ama annesi asla pes etmemiş. "Oğlum ölmesin, yaşasın" diyerek gece gündüz mücadele etmiş. Kimi zaman yalvarmış, kimi zaman ağlamış, ama asla vazgeçmemiş. İşte o anne, Bağımsız Yaşam Derneği'ni bulmuş ve oğlunu buraya getirmiş. Genç, annesini anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyordu. "Annem olmasaydı çoktan ölmüştüm" dedi titreyen sesiyle. Ve sonunda başarmıştı. Bugün tertemiz bir hayata başlamış, yeniden yaşama tutunmuştu.

Bir başkası, 50 yaşında bir adamdı. Tam 22 yıl boyunca maddenin esiri olmuş. İşini, ailesini, evini kaybetmiş. Her şeyini yitirdiği o karanlık günlerde derneği bulan, ona ulaşan bir dostu olmuş. "Buraya ilk geldiğimde hiçbir şey istemiyordum, sadece ölmek istiyordum" dedi. Ama buradaki insanlar ona sarılmış, değerli olduğunu hissettirmiş. Bugün 2 yıldır temiz, hem de burada başkalarına yardım ediyor.

Ramazan Temelkuran (1)

Bir başka hikaye ise bambaşkaydı. Adam oldukça bilgili ve kültürlü biriydi. Meğer iki çocuğunu hafız yapmak için uğraşırken, onları aydınlığa yönlendirirken kendisi karanlıklar içinde kaybolmuş. Çocukları hafızdı ama o bağımlı olmuştu. Ne kadar acı değil mi? Çocuklarını doğru yola iletmeye çalışırken kendisi yanlış yola sapmıştı. Yaptığım bir konuşmanın ardından yanıma geldi, bilgi alışverişinde bulunduk. Ne kadar zeki, ne kadar birikimli biri olduğunu o an daha iyi anladım. Ve bugün o da buradaydı, mücadele ediyordu.

O an anladım ki bu yer sadece bir dernek değil. Burası bir yeniden doğuş merkezi. İnsanlar buraya kaybolmuş olarak geliyor, kendilerini bularak çıkıyor. Kimi annesinin duasıyla, kimi bir dostunun çabasıyla, kimi de en dibi gördükten sonra kendi kararıyla gelmiş. Ama hepsi burada yeniden hayata sarılmış.

Fotoğraf çektik, hasbihal ettik. Gözlerindeki ışıltıyı görmeniz lazımdı. Bağımlılıktan kurtulmak mümkünmüş, yeter ki doğru eller uzanısın. Bu dernek sadece hayat kurtarmıyor, aileleri de kurtarıyor. Toplum olarak bu tür yerlere daha çok sahip çıkmalıyız.

Çünkü her kurtulan hayat, hepimizin kazancı.