Son günlerde İran Meclis Başkanı Muhammed Bagher Galibaf’ın sosyal medyada yaptığı bir paylaşım, bölgedeki hassas dengeleri yeniden gündeme getirdi. Galibaf, ABD’nin İsrail politikalarını eleştirirken, Kürt muhalif grupları “ayrılıkçı” olarak nitelendirip, “Eğer bir hata yaparlarsa onları tarihin çöplüğüne atacağız” dedi. Bu sert ifade, zaten gergin olan Ortadoğu atmosferinde yeni bir tartışma başlattı.

Kürtler, İran, Türkiye, Irak ve Suriye’de milyonlarca insandan oluşan köklü bir halk. Yüz yıldır bu ülkelerde dil, kültür ve eşit haklar konusunda sıkıntılar yaşıyorlar. Uluslararası insan hakları örgütleri yıllardır aynı şeyleri söylüyor: Kürt bölgelerinde ayrımcılık sürüyor, ana dilde eğitim kısıtlanıyor, kültürel haklar engelleniyor, protestolar sert karşılık buluyor, sınırda çalışan Kürtler (kulbarlar) sık sık can veriyor.

Böylesi bir dönemde tehdit dili kullanmak, sorunları çözmek yerine daha da derinleştiriyor. Tarih bize gösteriyor ki, baskı ve sert sözler genellikle yeni kırgınlıklar doğuruyor, barışı uzaklaştırıyor. Oysa zor zamanlarda diyalog ve karşılıklı anlayış işe yarayabiliyor. Irak’ta Kürt Bölgesel Yönetimi’nin federal sistem içindeki yeri, yıllarca süren müzakerelerle görece istikrar getirdi. Benzer şekilde, bazı dönemlerde Kürt gruplar ortak düşmanlara karşı ülkelerle yan yana durdu ve bu işbirliği fayda sağladı.

Çözüm yolu belli: Tehdit yerine açık konuşmak, geçmişteki yanlışlıkları kabul etmek, kültürel ve siyasi hakları tanımak, eşitliği sağlamak. Bunlar yapılınca sadece Kürtler değil, tüm bölge halkları kazanır. Daha güvenli, daha huzurlu bir Ortadoğu için başka yol yok.

Barış, silahla veya korkutmayla değil; dinleyerek, anlayarak ve hakları tanıyarak gelir. Bölge ülkeleri bu yolu seçerse, yarınlar hepimiz için daha iyi olur diye düşünüyorum..