Bazı yollar vardır; yüründükçe kısalmaz. Bazı yaralar vardır; yıllar geçtikçe kabuk bağlamaz. Ve bazı bekleyişler vardır ki takvim yaprakları eksilir, ömürler tükenir ama umut, avuçların arasındaki son nefes gibi sımsıkı tutulur.

Tam 1114 haftadır, ellerinde sevdiklerinin fotoğraflarıyla aynı soruyu taşıyan insanlar var: "Nerede?" Bu, yalnızca kaybolan insanların değil; hakikatin, adaletin ve vicdanın da cevabını arayan bir sorudur.

Çünkü bazı yokluklar ölümden daha ağırdır. Ardından dua edebileceğiniz bir mezarın bile olmaması, insanın yüreğinde kapanmayan bir boşluk bırakır. En ağır yük ise belirsizliktir. Vedası olmayan bir ayrılık, zamanla hafiflemez; aksine, her geçen gün biraz daha derinleşir.

Cumartesi Anneleri'nin yıllardır sürdürdüğü mücadele, yalnızca kayıplarını arayan insanların hikâyesi değildir. Bu, insan onurunun sessiz ama sarsılmaz bir direnişidir. Ellerindeki fotoğraflar, geçmişe ait bir hatıra değil; gerçeğin unutulmaması için taşınan canlı bir hafızadır.

Beklemek çoğu zaman edilgenlik gibi görülür. Oysa bazı bekleyişler, vazgeçmemenin en güçlü hâlidir. Her Cumartesi yeniden bir araya gelmek; öfkeyi değil sabrı, nefreti değil umudu, intikamı değil adalet talebini büyütmektir.

Bir toplumun vicdanı, en çok kayıplarına nasıl sahip çıktığında görünür. Bir annenin gözyaşı yalnızca kendi evine düşüyorsa, hepimiz biraz eksiliriz. Çünkü acının kimliği yoktur; vicdanın da olmamalıdır.

Aradan geçen yıllar boyunca nice çocuk büyüdü, nice mevsim değişti, nice bayram sofralarında bir sandalye boş kaldı. Zaman ilerledi, hayat aktı; fakat bazı saatler, sevdiklerinin kaybolduğu günün içinde durmaya devam etti.

Adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen bir karar değildir. Bazen yıllardır vazgeçmeyen bir annenin sesinde, yıpranmış bir fotoğrafın kenarında ve gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağına dair sarsılmayan inançta yaşar.

Dileğimiz; hiçbir annenin ömrünü bekleyiş tüketmesin, hiçbir ev belirsizliğin karanlığında kalmasın ve hiçbir insan, en temel hakkı olan gerçeği öğrenme umudundan mahrum bırakılmasın.

Çünkü bazı mücadeleler, kazanmak için değil; insanlığın vicdanını diri tutmak için verilir.