Seçim dönemlerinde hepimizin içinde güçlü bir sahiplenme ve aidiyet duygusu oluşuyor.

Yerel seçimlerde kentimizi, genel seçimlerde ülke ve kent adına temsilimizi, baro seçimlerinde hukuku ve adaleti, STK ve meslek örgütlerinin seçimlerinde ise toplumsal ve mesleki geleceğimizi konuşuyoruz. Adaylar, projeler, vaatler gündeme geliyor; herkes yaşadığı kent için daha iyisini istiyor.

Peki seçimler sona erdiğinde ne oluyor?

Sandıklar kapanıyor, sonuçlar açıklanıyor ve çoğu zaman seçim sürecinde ortaya çıkan o güçlü kent aidiyeti de yavaş yavaş gündemimizden çıkıyor.

Oysa Şırnak yalnızca seçim zamanı hatırlanacak bir kent değildir.

Şırnak; ekmek kazandığımız, çocuklarımızı büyüttüğümüz, eğitim aldığımız, sağlık hizmeti beklediğimiz, ticaret yaptığımız, meslek sahibi olduğumuz ve hayatımızı kurduğumuz yerdir. Kısacası Şırnak, sadece yaşadığımız coğrafya değil; kimliğimizin ve geleceğimizin önemli bir parçasıdır.

Bu nedenle kentimize sahip çıkmayı seçim dönemleriyle sınırlamamak gerekiyor.

Kent aidiyeti, yalnızca “Ben Şırnaklıyım” demek değildir. Kent aidiyeti; yaşadığımız yerdeki soruna duyarsız kalmamak, yanlış gördüğümüzü dile getirmek, doğru yapılanı desteklemek ve geleceğe dair söz söyleyebilmektir.

Eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal yaşama, çevreden şehirleşmeye kadar her konu aslında hepimizin ortak meselesidir.

Bir gencin iş bulamaması da bizim meselemizdir.

Bir çocuğun nitelikli eğitime ulaşamaması da…

Bir mahallenin yaşam alanından yoksun olması da…

Çevrenin zarar görmesi, doğanın tahrip edilmesi de…

Çünkü kent dediğimiz şey yalnızca binalardan, yollardan ve kaldırımlardan oluşmaz.

Kent, insanıyla vardır.

Yer altındaki zenginlikler kadar, yer üstündeki hayat da önemli

Şırnak’ın önemli bir ekonomik gücü, sahip olduğu doğal kaynaklardır. Kömür, petrol ve diğer yer altı zenginlikleri kent ekonomisine ve ülke ekonomisine katkı sunmaktadır.

Ancak bir gerçeği de unutmamalıyız:

Doğanın bize sunduğu hiçbir kaynak sonsuz değildir.

Bugün ekonomik değer taşıyan kömürün, petrolün ve diğer doğal kaynakların bir gün tükenebileceğini biliyoruz. Asıl mesele, bu kaynaklardan faydalanırken geleceğimizi ve doğamızı ne kadar koruyabildiğimizdir.

Çünkü kaynaklar biter, ama doğa da geri dönüşü olmayan şekilde zarar görürse bunun bedelini yalnızca biz değil, gelecek nesiller öder.

Temiz hava, temiz su, sağlıklı çevre, yeşil alanlar, sosyal ve kültürel yaşam da en az yer altındaki zenginlikler kadar önemlidir.

Hatta geleceğin en büyük zenginliği belki de iyi yetişmiş gençlerimiz, güçlü eğitim sistemimiz, sağlıklı toplumumuz ve yaşanabilir kentimiz olacaktır.

Bu nedenle Şırnak’ın geleceğini yalnızca bugünün ekonomik imkanları üzerinden değil, yarının ihtiyaçları üzerinden de düşünmeliyiz.

Şırnak’a ne kattık?

Belki de hepimizin zaman zaman kendimize sorması gereken en önemli soru şu:

“Şırnak bana ne verdi?” değil, “Ben Şırnak’a ne kattım?”

Bu soruyu yalnızca siyasetçilerin, yöneticilerin veya kamu kurumlarının kendisine sormasını beklememeliyiz.

Bu soru hepimizin sorusudur.

Esnafın, iş insanının, akademisyenin, öğretmenin, sağlık çalışanının, avukatın, gazetecinin, sivil toplum temsilcisinin, gençlerin ve kısacası bu kentte yaşayan herkesin sorusudur.

Elbette herkesin görevi ve sorumluluğu aynı değildir. Ancak herkesin bu kentin geleceğinde bir payı vardır.

Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz. Farklı partileri, farklı adayları destekleyebiliriz. Seçimlerde farklı tercihlerde bulunabiliriz.

Bunların hepsi demokrasinin doğal bir parçasıdır.

Fakat bütün bu farklılıkların üzerinde buluşabileceğimiz ortak bir değer var:

Şırnak’ın daha yaşanabilir, daha üretken, daha eğitimli, daha sağlıklı ve daha güçlü bir kent olması.

İşte gerçek kent aidiyeti biraz da burada başlıyor.

Seçimden seçime değil, her gün Şırnak’ı düşünmekte…

Sorunları konuşmakta, çözüm aramakta, yapılan güzel işleri desteklemekte ve yanlışların düzeltilmesi için katkı sunmakta…

Çünkü bir kenti sadece seçtiklerimiz değil, hepimiz şekillendiriyoruz.

Bugün yaptıklarımız, yarının Şırnak’ını oluşturacak.

Belki yıllar sonra çocuklarımız bize “Siz bu kent için ne yaptınız?” diye soracak.

O gün vereceğimiz cevabın sadece seçimlerde kime oy verdiğimizden ibaret olmaması gerekiyor.

Çünkü Şırnak’ı sahiplenmek bir seçim tercihi değil, bir gelecek sorumluluğudur.

Ve bu sorumluluk sandık kurulduğunda değil, her gün yaşadığımız kentte başlar.