İnsanların mağdur olduğuna gerçekten inanılıyor mu? Yıllardır bazı kesimlerin haklarının anayasada suistimal edildiğine şahitlik ediliyor mu? Bu soruların cevabı "evet" ise, ki bu sürecin meşruiyeti tam da buna dayanıyor, o zaman bunun gereğini yapmak gerekir. Çünkü bir insanın mağdur olduğuna gerçekten inanılıyorsa, o hakların elinden alındığı görülüyorsa, hiçbir şeye bağlanmadan, hiçbir şart öne sürmeden, haklıya hakkını vermek gerekir.

Samimi kişi "önce sen adım at" demez; samimi kişi "ben adım atıyorum" der. "Önce teyit, sonra adım" demek, mağduriyetin farkında olmakla birlikte onu gidermeyi ertelemek anlamına gelir. Oysa hak, teyit beklemez; hak, hak edene verilir.

Teyit bir bahane değil, bir aşamadır; ama tek aşama değildir. Sahada geri çekilme yaşanıyor, silahlar susuyor. Bu, masada da bir karşılık bulmalı. Kayyumların kaldırılması, siyasi tutukluların serbest bırakılması, hukuki statülerin netleştirilmesi, yeni anayasanın çıkması; bunlar birbirini bekleyen değil, birbirini tamamlayan adımlardır. Haklıya hakkını vermek için "her şey tamam olsun" diye beklemek, sonunda hakkı hiç vermemekle sonuçlanır.

İnsanlar yoruldu. Yıllardır süren belirsizlik, her geciken gün biraz daha umut tüketiyor. Bu, soğuyan bir yemek gibidir; ne kadar beklenirse, iştah o kadar kaçar. Bir kez soğudu mu, yeniden ısıtmak çok daha zor olur. İnsanlar artık komisyonların adını bile bilmiyor; sadece yeni anayasanın bir an önce çıkması, çocukların geleceğini güvence altına alacak kalıcı bir barışın tesis edilmesi isteniyor.

Peki ne yapılmalı? Mağduriyete inanılıyorsa, gereğini yapmak gerekir. Güç varsa, kullanmak gerekir. İstek varsa, göstermek gerekir. Hiçbir şeye bağlı kalmadan, hiçbir şey öne sürmeden, haklıya hakkını vermek gerekir. Çünkü barış, "önce sen" oyunuyla değil, cesaretle ilerler.

Barış, silahların susmasıyla başlamaz; adaletin konuşmaya başlamasıyla başlar. Bu, masa başında tartışılarak değil, cesur adımlar atılarak çözülecek bir meseledir. Mağduriyete inanılıyorsa, ki inanılıyor, o zaman o mağduriyeti gidermek gerekir. Hak, ertelenmeye tahammülü olmayan tek şeydir. Ve soğumadan, iştah kaçmadan, bir an önce yerine getirilmelidir.

Saygılarımla..
Ramazan Temelkuran