“Öteki, cehennemdir.”
Sartre’ın yıllardır tartışılan bu sözü, insanın kendisinden farklı biriyle karşılaştığında yaşadığı o tuhaf gerilimi anlatır. Daha ilk anda zihnimizde bir sınıflandırma başlar. Kimdir bu? Nereden geliyor? Neye inanıyor? Benim tarafımda mı, karşısında mı?
Bazen bir insanın yüzünden önce dili ulaşır bize. Bazen adı, inancı, kıyafeti ya da söylediği tek bir cümle yeterlidir hüküm vermemiz için. Henüz tanışmadan, hakkında bir kanaat oluştururuz. Çünkü bize yıllarca öğretilen şeylerden biri de farklı olana karşı mesafeli durmaktır.
Sonra o mesafe büyür.
Bir çocuğun okulda kendi dilini konuşması bile siyasi bir tartışmanın konusu haline gelebilir. Oysa çocuk açısından mesele çok daha yalındır. Evde duyduğu, arkadaşlarıyla konuştuğu, sevincini ve kırgınlığını anlattığı dili okul sıralarında da yaşatabilmek ister.
Bir çocuğun iki dil öğrenmesinin kime ne zararı olabilir?
Asıl garip olan, bir dilin başka bir dile tehditmiş gibi gösterilmesidir. Birinin görünür olması, diğerinin kaybolması anlamına gelmez. Bir insanın kendi kimliğini yaşaması, başkasının kimliğinden bir şey eksiltmez.
Fakat biz farklılıkları çoğu zaman yan yana değil, karşı karşıya düşünmeye alıştırıldık.
Böylece insan, bir süre sonra söyledikleriyle değil, ait olduğu düşünülen kategoriyle değerlendiriliyor. Ne anlatacağı önemini yitiriyor; kim olduğu yeterli sayılıyor.
Belki de çıkış yolu, herkesin aynı düşünmesini beklemek değil.
Ben senin fikrine itiraz edebilirim. Söylediklerini yanlış bulabilirim. Savunduğun siyasi düşünceyle mücadele edebilirim. Fakat bütün bunlar, senin kendini ifade etme hakkını ortadan kaldırmaz.
Aynı sofrada oturan herkesin aynı yemeği sevmesi gerekmiyor.
Bir arada yaşayabilmek için birbirimizi sevmemiz de şart değil. İhtiyacımız olan şey daha sade: Farklı olanı, varlığımıza yönelmiş bir tehdit gibi görmemek.
Belki Sartre’ın sözünü bugün yeniden düşünmek gerekiyor.
Cehennem gerçekten “öteki” mi, yoksa ötekini tanımadan ona yüklediğimiz anlamlar mı?
Bazen insanın önündeki duvar, karşısındaki değildir. Kendi zihninde çoktan ördüğü sınırdır.
Ve belki özgürleşmek, önce o sınırı fark etmekle başlar.
Next