Bilinçli toplum; yalnızca okuma yazma bilen değil, gördüğünü anlayan, anladığını sorgulayan ve sorguladığını davranışına yansıtan toplumdur. Bilinç, bir diploma değil; bir vicdan meselesidir. Kurallara uymayı ceza korkusundan değil, başkasının hayatını kolaylaştırma sorumluluğundan seçmektir. Empatiyi lüks değil, temel ihtiyaç saymaktır.

Peki bilinçli toplum nasıl yaşar?

Önce “ben” demekten vazgeçer. “Benim arabam, benim acelem, benim işim” cümlelerini bir kenara bırakır; “bizim yolumuz, bizim kaldırımız, bizim şehrimiz” demeyi öğrenir. Kaldırıma park etmenin yalnızca bir park tercihi olmadığını, bir annenin bebek arabasıyla yola inmesi; bir yaşlının bastonuyla trafikte kalması; bir engelli bireyin hayatını riske atması anlamına geldiğini bilir.

Bilinçli toplum, kimse bakmıyorken de doğru olanı yapar.

Silopi’de, İpekyolu Bulvarı’nda yürüdüğünüzü hayal edin. Sosyal medya sayfalarında paylaşılan görüntülerde kaldırımlar araç parklarıyla işgal edilmiş. Yollar köstebek yuvası gibi; çamur, toz, düzensizlik… Zaten zor yürünüyor. Bir de var olan tek güvenli alan olan kaldırımı parkla kapatırsanız, geriye ne kalır?

Bir engelli bireyin geçeceği yaya yolu araçla kapalıysa, o kişi nereye gidecek?

Yola inmek zorunda kalacak.

Ve o an, mesele bir park meselesi olmaktan çıkar; hayati bir risk haline gelir.

“Ma sanki ne oldu?” diyenlerin görmediği tam da budur. O bir dakikalık park, bir başkasının kalp atışını hızlandıran bir korkuya dönüşür. O kısa süreli rahatlık, bir başkasının uzun süren endişesine mal olur.

kaldırım

Sorgulama becerisi olmayan yerde alışkanlıklar kural olur. Yanlış, tekrarlandıkça normalleşir. Bir kişi park eder, ikinci kişi “Zaten herkes park ediyor” der, üçüncüsü “Ma sanki ne oldu?” diye ekler. Böyle böyle kaldırımlar araçlara, yollar yayalara kalır.

Oysa bilinçli toplumda sorgulama vardır.

“Benim rahatım, bir başkasının hayatını zorlaştırıyor mu?”
“Bu davranışım şehir kültürüne yakışıyor mu?”
“Çocuğum bunu görse ne öğrenir?”

İşte o sorular bir şehrin kaderini değiştirir.

Bilinçli toplumun topluma katkısı nedir?

Daha güvenli sokaklar.
Daha huzurlu insanlar.
Daha saygılı bir şehir kültürü.

En önemlisi de görünmeyeni görebilen bir vicdan.

Bir engelli bireyin kaldırıma ihtiyacı olduğunu bilmek için engelli olmaya gerek yoktur. Yaşlının bastonuna saygı duymak için yaşlanmayı beklemek gerekmez. Empati, başımıza gelmeden de mümkün olan bir erdemdir.


Bir şehir; yollarıyla değil, o yollarda yürüyen insanların birbirine gösterdiği saygıyla güzeldir. Kurallar tabelada yazdığı için değil, kalpte yer ettiği için anlamlıdır.

Belki de artık “Ma sanki ne oldu?” demek yerine şunu sormalıyız:

“Ben neyi değiştirebilirim?”

Çünkü bilinçli toplum, bir anda oluşmaz. Bir kişinin doğru park etmesiyle, bir kişinin uyarıyı kırmadan yapmasıyla, bir kişinin empatiyi seçmesiyle başlar.

Kaldırımlar araçlara değil, insanlara aittir.

Ve bir şehrin gerçek medeniyeti, en zayıfının ne kadar güvende olduğuyla ölçülür.