Tam bir yıl önceydi 17 Eylül 2026…
Koca yürekli bir adam geldi Şehr-i Nuh’a.
Geldiği günden itibaren makam odasından çok sokağı tercih etti. Vatandaşın arasına karıştı, çocuklarla aynı dili konuştu, esnafın derdini dinledi, gecenin bir yarısı ilçelerin sokaklarında dolaştı. Polis teşkilatının sadece güvenlik sağlayan bir yapı değil, halkın yanında duran bir kurum olduğunu göstermeye çalıştı.
Ve tam bir yıl sonra yine 17 Eylül 18 Eylül sabahı …
Sabahın köründe saat 6;45 i gösteriyorken muhtemelen kendisi hala bir operasyonları koordine ediyorken Şırnak ile emniyet müdürü ama ben Şırnak Ajans’ta “Şırnak Emniyet Müdürlüğünde Görev Değişikliği” haberini okudum.
İnanın, okuduğum en kötü haberlerden biriydi.
Eminim ki Şehr-i Nuh’ta yaşayan binlerce insan da aynı duyguyla okudu bu haberi.
Çünkü mesele yalnızca bir emniyet müdürünün görev yerinin değiştirilmesi değildi.
Mesele, bir yıl içerisinde halkla kurulan güçlü bağın, çocukların polise bakışındaki değişimin, sokaklarda oluşan güven duygusunun ve yıllardır ağır travmalar yaşamış bir coğrafyada yeniden kurulan güven köprüsünün ne olacağıydı.
Bir emniyet müdüründen daha fazlası
Volkan Sazak…
O, çocukların “amcası” diye gördüğü bir isimdi.
Kiminin oğlu, kiminin abisi, kiminin gecenin bir saatinde kapısını çalabileceği devlet görevlisiydi.
Ama aynı zamanda kötülerin, uyuşturucu tacirlerinin ve suçluların korktuğu bir emniyet müdürüydü.
Polis Akademisinden 1999 yılında ilk üç içerisinde mezun olmuş, genç yaşına rağmen Şırnak’ta önemli bir görev üstlenmiş bir devlet adamından söz ediyoruz.
Geceleri ilçelerde, gündüzleri makamında…
Bazen günde yalnızca birkaç saat uyuyarak çalışan, heyecanını ve görev aşkını gizlemeyen bir yönetici…
Şırnak halkı onu sevdi.
O da Şırnak’ı sevdi.
Bunu görmek için çok fazla araştırmaya gerek yoktu. Sokağa çıkmak yeterliydi.

Bu coğrafya başarıyı cezalandırmamalı
Şırnak’ın geçmişinde devlet ile halk arasındaki güven ilişkisinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu coğrafya 25 yıl önce Ali Gaffar Okkan gibi bir değeri gördü.
Bugün ise halk odaklı yaklaşımı, çocuklarla kurduğu iletişimi ve güvenlik anlayışıyla Şırnak’ta farklı bir iz bırakan başka bir isim vardı:
Volkan Sazak.
Elbette hiçbir kamu görevlisi eleştiriden veya idari tasarruftan muaf değildir.
Elbette devletin kendi içerisinde yaptığı görevlendirmeler vardır.
Ancak benim itirazım tam da burada başlıyor:
Başarı bu şekilde cezalandırılmamalıydı.
Bir şehirde uyuşturucu tacirleri korkuyorsa…
Aranan şahısların saklanacak yer bulmakta zorlandığı bir güvenlik ortamı oluşuyorsa…
Vatandaş gece sokağa çıktığında kendisini daha güvende hissediyorsa…
Çocuklar artık polis aracını görünce korkmak yerine polise el sallıyorsa…
Bir emniyet müdürü gecenin bir yarısında ilçelerde vatandaşla aynı havayı soluyorsa…
Böyle bir yönetici görevde tutulmalı, hatta başarısı ödüllendirilmeliydi.
“Merkeze almak” ne demektir?
Şimdi “merkeze alındı” deniliyor.
Kelimeler bazen gerçeği yumuşatıyor.
Merkeze alınmak, kamuoyunda çoğu zaman açığa alınmanın daha kibar ifadesi olarak algılanıyor.
Ve Şırnaklı şu soruyu soruyor:
Neden?
Nerede yanlış yapıldı?
Hangi başarısızlığın karşılığı bu?
Hangi yanlışın bedeli?
Eğer ortada somut bir gerekçe varsa kamuoyunun bunu bilmeye hakkı var.
Yok eğer mesele yanlış raporlar, yanlış bilgi akışı veya Şırnak’taki gerçek tablonun Ankara’ya eksik ya da farklı aktarılmasıysa, o zaman burada daha büyük bir problem var demektir.
Çünkü karar vericilerin doğru bilgiye ulaşması, devlet yönetiminin en temel şartlarından biridir.
Şırnak artık başka bir hikâye yazıyor
Şırnak bugün yalnızca güvenlik politikalarının konuşulduğu bir şehir olmak istemiyor.
Şırnak huzurun, kardeşliğin, yatırımın, ticaretin ve birlikte yaşamanın şehri olmak istiyor.
Türkiye’nin en huzurlu şehirlerinden biri olma hedefi konuşuluyor.
Ve bu hedefe yürürken halkla güvenlik güçleri arasında kurulacak bağ her şeyden daha önemli.
Tam da “terörsüz Türkiye”, milli mutabakat, milli bütünleşme veya adına ne diyorsak diyelim, ülkenin geleceği açısından kritik bir süreçten geçerken…
Bu bütünleşmeye katkı sağlayan, halkla devlet arasında güven köprüsü kuran insanlara sahip çıkılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü barış sadece silahların susması değildir.
Barış aynı zamanda çocuğun polisten korkmamasıdır.
Barış, vatandaşın devlet görevlisini gördüğünde kendisini güvende hissetmesidir.
Barış, devletin vatandaşa; vatandaşın da devlete güvenmesidir.
Şırnaklı çocuklar artık polisten korkmuyordu
Burası benim için yazının en önemli noktası.
Çünkü biz bu coğrafyada çok şey gördük.
Çocukların korktuğu, sokakların gerildiği, güvenlik güçleri ile vatandaş arasında mesafelerin büyüdüğü dönemlere şahit olduk.
Şimdi ise çocukların polis görünce korkmadığı bir Şırnak’tan söz ediyoruz.
Taş atmayan, kaçmayan; aksine polisle iletişim kuran çocuklardan…
Ve bizler de yıllarca taşıdığımız bazı travmaları unutmaya başlamışken, bu güven duygusunun kaybolmasını istemiyoruz.
Bizi biz olarak seven, bize değer veren, sokağın sesini duyan insanlara sahip çıkmak istiyoruz.
Volkan abi, daha bitirmedin ki…
Volkan abi…
Şehr-i Nuh’u Türkiye’nin en huzurlu şehri yapma hedefini ortaya koymuştun.
Daha bitirmedin ki…
Daha yolun başındaydın.
Daha yapacak çok işin, dokunacak çok çocuk, dinleyecek çok vatandaş, huzur verecek çok sokak vardı.
Böyle bir adam Şehr-i Nuh’ta görevinin başında olmalıydı.
Ankara’da bir masa başında değil…
Çünkü bazı görevler makamla değil, sokakla anlam kazanır.
Senin yerin de o sokaklardı.
Görevden almak kolay, huzur inşa etmek zor..
Saygıdeğer müdürümuz Volkan Sazak’a Şırnak’ta yaptığı hizmetler için teşekkür ederken, yeni İl Emniyet Müdürümüz Yavuz Doğan’a da Şehr-i Nuh’taki görevinde başarılar diliyoruz.
Yeni görev yeriniz Şehr-i Nuh, Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü hayırlı olsun Sayın Yavuz Doğan.
Dileğimiz çok açık;
Şırnak daha huzurlu, daha güvenli, daha güçlü bir şehir olsun.
Görevden almak kolaydır.
Bir yazı yazılır, bir karar alınır ve görev değişir.
Ama bir şehirde güven inşa etmek kolay değildir.
Yılların travmasını birkaç ayda silmek kolay değildir.
Çocuğun polise bakışını değiştirmek kolay değildir.
Vatandaşın devletine güvenmesini sağlamak kolay değildir.
Bir şehri Türkiye’nin en huzurlu şehri yapma hedefi ise hiç kolay değildir.
Bu yüzden bugün benim ve birçok Şırnaklının sorduğu soru basittir:
Şehr-i Nuh’ta huzur için çalışan bir devlet adamı neden Şehr-i Nuh’tan uzaklaştırıldı?
Belki Ankara’nın bildiği, bizim bilmediğimiz nedenler vardır.
Belki bu kararın kamuoyuna açıklanabilecek gerekçeleri vardır.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Şırnak halkı Volkan Sazak’ı sevdi.
Ve onun Şırnak’ta yaptığı çalışmaların karşılığının “merkeze alınmak” olmasını kabullenmekte zorlanıyor.
Ben de bu şehirde gazetecilik yapan, bu coğrafyanın acılarını ve sevinçlerini bilen biri olarak söylüyorum:
Şehr-i Nuh’u Türkiye’nin en huzurlu şehri yapma hedefine ulaşmadan gitmemeliydin Volkan abi…
Çünkü biz daha önce çok fazla travmaya şahit olduk.
Bir emniyet müdürünün gidişi üzerine böyle bir yazı kaleme alacağım hiç aklıma gelmezdi.
Ama bugün gelinen noktada bunu söylemek zorundayım;
Hâlâ bu coğrafyada başarı cezalandırılıyor gibi bir görüntü oluşuyorsa, artık bunun değişmesi gerekiyor.
Bu şehir huzuru hak ediyor.
Bu halk güveni hak ediyor.
Ve Şırnak’ın huzuru, Türkiye’nin huzurudur.
Böyle olmamalıydı be azizim…
Next