İnsanlık hikâyesinin başladığı kadim topraklardan, Hazreti Nuh’un gemisinin karaya oturduğuna inanılan Cudi Dağı’nın eteklerinden, yani Şehri Nuh Şırnak’tan yola çıktık…
Īstikametimiz ise Anadolu’nun bozkırında bir irfan ocağı;Kırşehir.

Doğrusu “misafir olduk” demek biraz eksik kalır. Çünkü Kırşehir’de bulunduğumuz her an, kendimizi yabancı değil; ev sahibi gibi hissettik. Bu duygu, bir şehrin ruhunu anlatmaya yeter de artar bile.

Whatsapp Image 2026 06 16 At 13.41.14

Dengbêj Şakiro’nun sesinin yankılandığı coğrafyalardan, bir Japon bilim insanı olan Dr. Sachkiro’nun emek verdiği topraklara uzanan bu yolculuk; sadece kilometreleri değil, kültürleri de birbirine bağladı. Ozanların babası Neşet Ertaş’ın izinde yürüdük, Yunus Emre’nin insanlık için adımladığı yollarda nefes aldık, Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergâhında gönlümüzü eğdik.

Mezopotamya’nın kadim birikiminden bozkırın sade ama derin ruhuna geçtik. Ve fark ettik ki coğrafyalar değişse de insan olmanın özü değişmiyor. Çünkü orada da yaşamanın tek şartı vardı; İnsan olmak.

Elbette bu yolculuk kendiliğinden gerçekleşmedi. Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel, Ankara Temsilcisi, deneyimli gazeteci Erdem Yeşer ve Kırşehir Temsilcisi Fahrettin Toker’in büyük emekleriyle bu anlamlı buluşma hayat buldu. Kendilerine gönülden teşekkür etmek bir vefa borcudur.

Kırşehir’de gördüğümüz tablo ise takdire şayandı. “Gazeteciler geliyor” denildiğinde hiçbir şeyden kaçınılmadan, gereken her şeyin yapılması için seferber olan bir yönetim anlayışıyla karşılaştık. Valisinden belediye başkanına, kurum amirlerinden güvenlik güçlerine, iş insanlarından akademisyenlere kadar herkesin tek bir ortak paydada buluştuğunu gördük;Kırşehir sevgisi.

Farklı görüşler, siyasi ayrılıklar bir kenara bırakılmış; şehir için yekvücut olunmuştu. İşte asıl örnek alınması gereken tablo buydu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazetecilerin büyük çoğunluğunun benimle aynı duyguları paylaştığına inanıyorum;Hayranlık ve gıpta.

Konaklamadan organizasyona kadar her detayın düşünüldüğü, Türkiye’nin en büyük termal tesislerinden biri olan Big Thermal spa resort Otel’de ağırlanmak da bu misafirperverliğin önemli bir parçasıydı.

Şimdi dönüp kendi şehrime bakıyorum…
Şehri Nuh Şırnak’a.

Dilerim ki Kırşehir’de gördüğümüz bu birlik ruhu, bu sahiplenme duygusu, bu şehir bilinci bizim topraklarımızda da yeşerir. Çünkü şehirler ancak birlikte sahip çıkıldığında büyür, gelişir ve değer kazanır.

Bozkırdan dönerken yanımızda sadece hatıralar değil, aynı zamanda bir ilham da getirdik.

Belki de en önemlisi buydu…

Kendinizle kalın özgür kalın azizim..