Son dönemde geniş kitlelerce sosyal medya platformlarında dile getirilen "Ecdadın Mirasına Sahip Çık" ve "Feqîyê Teyran Medresesi’nin İhya Projesi" odaklı toplumsal çağrılar, kültürel mirasın korunması adına son derece kayda değer bir kamuoyu hassasiyetini oluşturduğu bir hakikattir. Sosyal sorumluluk ve tarih bilinciyle hareket eden duyarlı kitlelerin bu yapıcı girişimleri, güçlü bir karşılık bulduğundan şüphe yoktur. Bu yazıyı, söz konusu toplumsal farkındalığa ve haklı taleplere bilimsel bir destek sunmak, bölgenin tarihsel ve kültürel hafızasını canlandırmayı amaçlayan seslerin yanlarında olduğumuzu ve seslerine ses olduğumuzun nişanesi olarak kaleme alınmıştır.

Şırnak ili Güçlükonak ilçesine bağlı Damlarca (Kereşa) Köyü sınırlarında bulunan cami halk arasında Feqîyê Teyran Medresesi olarak kabul edilmektedir, bu medreseye adının verildiği büyük âlimin asıl adı Muhammed (Mîr Mihê) olan Feqîyê Teyran, aslen Van'ın Bahçesaray (Miks) ilçesindendir. "Feqî" kelimesi medrese talebesi anlamına gelmektedir. "Teyran" lakabı ise kendisinin kuşlarla konuşabildiğine ilişkin halk arasında çok yaygın rivayetlerden gelmektedir.

Günümüzde mezarı, Bahçesaray’ın Kartal (Verezuz) Köyü’ndeki bir koruluğun içinde yer almaktadır. Kabrinin üzerindeki mezar taşında herhangi bir tarih bulunmasa da şiirlerinin üslubu, işlediği temalar ve hayatına dair diğer ipuçları incelendiğinde, 1550-1690 yılları arasındaki yaklaşık 140 yıllık bir dönemde yaşadığı genel olarak kabul edilmektedir.

Feqîyê Teyran’ın bölge ve Melayê Cizîrî ile bağı, döneminin bir diğer büyük Cizreli âlimi olan Melayê Cizîrî ile çağdaş olduğudur. İkilinin arasındaki güçlü dostluk ve edebi bağ, birlikte kaleme aldıkları "Mela û Feqî" gibi ortak şiirlerde de kendini açıkça gösterir. Melayê Cizîrî ile olan bu yakın ilişkisi nedeniyle Feqîyê Teyran’ın bir dönem Cizre’de konakladığı ve bu bölgeyle olan bağını hayatı boyunca hiç koparmadığı bilinmektedir. Güçlükonak’ın Kereşa Köyü sınırlarında bulunan harabe medrese bu köklü bağın ve tarihsel mirasın günümüze ulaşan en önemli izlerinden biri olarak varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir.

Bir dönemin ilim, hikmet ve irfan merkezi olan Feqîyê Teyran Medresesi, maalesef bugünlerde yalnızlığın, terk edilmişliğin ve sahipsizliğin hüznünü yaşamaktadır. Münzevi mahremiyeti çiğnenen, yıkıntıları arasında batinî ve zahirî bir yalnızlığa terk edilen bu mukaddes mekân, adeta kendisini ayağa kaldıracak hamiyetperver yüreklere sessiz bir çığlıkla seslenmektedir. Bu feryada kulak tıkamamak ve şanlı ecdadımızın mirasını layık olduğu makama kavuşturmak adına, atıl vaziyetteki Feqîyê Teyran Medresesi’nin aslına uygun olarak restorasyonunun yapılıp bu mimari eserin kütüphane ya da müze gibi işlevlerle kültür hayatına kazandırılması gerekmektedir.

Bu çalışma; geçmişin ruhunu geleceğe taşımak, manevi mirası korumak ve tarihe sahip çıkmak isteyen tüm vicdan sahiplerine bir davettir.

Muzaffer AYKUT. 24/07/2026

Feqîyê Teyran Medresesi