Özgür Özel'in yeni partisinin önünde önemli bir fırsat olduğu kadar ciddi bir sorumluluk da bulunuyor.
Türk siyaseti yeniden hareketli günlerden geçiyor. Her yeni siyasi oluşum, beraberinde umutları, soru işaretlerini ve büyük beklentileri getirir. Özgür Özel'in liderliğinde kurulan yeni parti de tam böyle bir dönemde siyaset sahnesine çıkıyor. Kimileri bu girişimi Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu değişimin başlangıcı olarak görüyor, kimileri ise bunun yalnızca siyasi rekabetin yeni bir perdesi olduğunu düşünüyor.
Bugün vatandaşın gündemi çok açık. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, işsizlik, gençlerin gelecek kaygısı, emeklilerin alım gücü, üretimin artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesi… Toplum artık uzun konuşmalardan çok, günlük yaşamına dokunacak gerçek çözümler görmek istiyor. Bu nedenle yeni partinin en büyük sınavı, verdiği sözleri nasıl hayata geçireceğini ortaya koyabilmesidir.
Siyasette güven, bir günde kazanılmaz. Güven; tutarlılıkla, güçlü kadrolarla, şeffaf yönetim anlayışıyla ve verilen sözlerin yerine getirilmesiyle oluşur. Bugünün seçmeni, sadece seçim meydanlarında yükselen sloganlara değil; hazırlanan projelere, ekonomik yol haritalarına ve uygulanabilir politikalara da dikkat ediyor.
Özgür Özel'in yeni partisinin önünde önemli bir fırsat olduğu kadar ciddi bir sorumluluk da bulunuyor. Türkiye'nin farklı kesimlerini ortak bir gelecek etrafında buluşturabilecek bir siyaset dili geliştirebilirse, kamuoyunda güçlü bir karşılık bulabilir. Ancak bunu başaramazsa, yeni bir siyasi hareket olmanın getirdiği heyecan kısa sürede yerini hayal kırıklığına bırakabilir.
Türkiye, geçmişte birçok yeni partiye tanıklık etti. Bazıları kısa sürede tarihe karıştı, bazıları ise ülke yönetiminde söz sahibi oldu. Bu nedenle bugün asıl sorulması gereken soru şudur: Yeni parti, sadece mevcut siyasi tabloya bir alternatif mi sunacak, yoksa Türkiye'nin kronik sorunlarına kalıcı çözümler üretebilecek güçlü bir vizyon ortaya koyabilecek mi?
Belki de bugün en önemli mesele, yeni bir partinin kurulmuş olması değil; Türkiye'nin daha güçlü demokrasiye, daha üretken bir ekonomiye ve toplumun her kesimine daha güven verecek bir yönetim anlayışına sahip olmasıdır. Hangi siyasi hareket bu beklentilere samimiyetle cevap verebilir ve bunu uygulamaya dönüştürebilirse, geleceğin Türkiye'sinde söz sahibi olma şansını da artıracaktır.
Özgür Özel’in Yeni Parti ile Türkiye siyasetine yeni bir sayfa açması Türkiye’ye neler katacak. CHP den ayrılması ve hemen ana muhalefet sahnesinde olması neleri değiştirecek. En güçlü rakiplerinden bir tanesi hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN olarak görülmektedir. Cumhurbaşkanın liderliğinde Ak Partinin güçlü kadroları karşısındaki tutum ve yapacak işleri neler olacak .Açıkçası çok güçlü olması gerekir. Ak partinin 14 Ağustos 2001 tarihinde kurulması ve hemen ardından 15 ay sonra 2002 seçimlerini kazanıp tek başına iktidar olması kolay olmadı ve bu büyük başarısının göz ardı edilmemesi gerekir. Cumhurbaşkanı liderliğinde Ak Parti bir çok zorlu sınavlardan geçerek büyük başarılarla zaferler kazanmış ve hemen hemen dünyanın her tarafına kendisini ve Türkiye’yi tanıtmıştır. Siyasetten tutup her alanda büyük reform ve ciddi kazanımları olmuştur. Kurulduğundan beri milletin gönlüne girmeyi başarmış büyük halk kitlelerini arkasına almayı başarmıştır.
Bunun karşısında özgür özelin partisi bu siyasi hareket karşısında nasıl yol alacak .Türkiye’ye yeni bir heyecan getirmek için ne tür çalışmaları olacaktır. Önümüzdeki dönemlerde siyasetin daha da sert olacağı an meselesi olacaktır.
Siyaset, yalnızca iktidara ulaşma yarışı değildir. Siyaset; milletin güvenini kazanma, ülkenin sorunlarına çözüm üretme ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye bırakma sorumluluğudur. İşte bu yüzden Özgür Özel'in yeni partisi de, diğer tüm siyasi hareketler gibi, en büyük sınavını meydanlarda değil; milletin vicdanında ve sandıkta verecektir.