Geleceğin dünyasında ihtiyaç duyulan şeyin zekâ mı yoksa ahlak mı olduğunu gelin beraber müşahede edelim.
Biri diğerinden üstün müdür veya toplumları ileriye taşıyan temel etken hangisidir sorusu aslında bireysellikten ziyade toplumsal bir cevabı iktiza eder.
Zekâ, bir insanı yükseklere çıkarabilir, kavrama, anlama ve analiz etme yetisine katkı sunabilir, başarı elde etmesini sağlayabilir, güçlü ve zengin yapabilir, bilim ve teknolojik alanda keşiflerde etkin rol oynayabilir. Düşünmeyi, üretmeyi, öğrenmeyi mümkün kılabilir.
Ahlak sahibi insan, idareci ve güç sahibi olduğunda zulmetmez, bilgi ve mülk sahibi olduğundan kibre kapılmaz, paylaşmayı bilir. Davranışlarında, hal ve hareketlerinde iyilik, adalet, merhamet ve vicdan eksenli hareket eder. Pragmatist olmaz. Ahlak, sadece bilgi ile değil insanın karakteristik özellikleri ve sorumluluk bilinci ile de ilgilidir. Ahlaklı birey kanun ve nizamın olmadığı yerde bile iyi ile kötüyü ayırabilen ve buna riayet edebilen özelliklere sahiptir.
Ancak; Tüm bu özellikler eğer doğru kullanılmaz ise insanlık için kimi zaman felakete dönüşebilir. Zekâ sahibi bir insan, ahlaki erdemlerden, insani melekelerden uzak ise ve bunu kötü emel uğruna sarf etmek isterse işte o zaman hayat yaşanmaz bir hâl alır.
Eğer ahlak yoksa zekâ sahibi bir yazılımcı hacker olabilir, finansal manipülasyon yapabilir, siber saldırı gerçekleştirebilir. Bir kimyacı bilgisini biyolojik bir silah imalatında veya kitlesel imhada kullanabilir. Bir lider yönettiği insanları toplumsal felaketlere sürükleyebilir.
Demek ki sadece zekâ sahibi olmak yetmiyor, bununla beraber ahlak sahibi olmak da önemlidir. İkisi beraber sarf edildiği takdirde erdemli bir insan, erdemli bir toplum var olabilir. Akıl, bilgi ve zekâ ahlak ile birleştiğinde hikmete dönüşür. İnsanda kalp gözünün açılmasına/basirete yol açar.
“Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” Diyen Peygamber efendimiz, ahlakın ne denli önemli olduğuna vurgu yapmış ve alemlere rahmet olarak gönderilme sebebinin ise güzel ahlak olduğunu ifade etmiştir.
Demek ki erdemli bir toplumun vücut bulmasının yolu (güzel) ahlaktan geçmektedir.
Bir işin “nasıl” yapıldığı kadar “niçin” yapıldığı da önemlidir. “Nasıl”ı zekâ ise “niçin”i de ahlaktır.
Bu konuda toplumda üç farklı insan profili göze çarpmaktadır.
Ahlaklı fakat zekâ seviyesi düşük
Ahlaksız fakat zekâ seviyesi yüksek
Ahlaklı ve Zeki.
İlk profil, zeka seviyesi düşük olsa bile iyi niyetlidir. İçinde kötülük barındırmaz.
İkinci profil, zeka seviyesi yüksek ancak ahlaki özelliklerden yoksun olduğundan toplum için zarar teşkil eder, gücü, yetkiyi ve bilgiyi manipüle etmeye meyillidir.
Üçüncü profil ise bugün ihtiyaç duyduğumuz insan profilidir. Zeki ve ahlaklı insan bilge ve erdem sahibidir.
Zeka konusunda eksik kalan bilgi ve beceriler yapay zeka ile öğrenilebilir ve geliştirilebilir ama ahlakı, dürüstlüğü, merhameti hiçbir algoritma insana yükleyemez.
Tarihsel olaylar ve gelişmeler bize gösterdi ki bugün dünya, teknolojik ve biyolojik ilerlemenin öncesinde ahlaklı/erdemli bir topluma ihtiyaç duymaktadır.
Zekâ öğrenilir ancak ahlak yaşanılır..
Ahlaklı bir yaşama ve topluma..