Bir Muharrem ayında daha Şırnak’ta Hz. Nuh (a.s) ile ilgili program icra edildi, gemisinin indiği Cudi Dağı Sefine bölgesine insanlar akın etti, hayırla yâd edildi. Üzerine konuşuldu, yazıldı, çizildi.

Halkımızın; büyük zorluklar karşısında gösterdiği sebat, ihlas ve kararlılığından dolayı Kur-an’da “Ulü-l azim”¹ yani azim sahibi olarak övgüye mazhar olan mübarek bir zatı hatırda tutmak, anmak, gemisinin oturduğu yere çıkmak, Kur-an’da “Menzilen Mübareken”² yani mübarek menzil olarak tabir edilen mekânı gidip yerinde görmek elbette ki önemlidir.

Bir Peygamberin tevhid mücadelesini zihinlerde canlı tutup minnet duymaktan daha doğal bir şey olamaz.

Beldelerinde medfun olan bir Peygambere karşı hürmet, saygı ve sevginin, aynı zamanda halkımızın inanç değerleri ile ne kadar barışık olduğunun nişanesidir.

Lakin; Hz. Nuh’u anlamak, anmaktan daha kıymetlidir, daha evladır..

Onun tevhid mücadelesini, halkını Allah’a çağırmasında yaşadığı sıkıntıları, acıları, hakikate kulak tıkayanlara karşı yılmadan, pes etmeden irşadına devam etmesi, sabır göstermesi, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Doğrusu ben, üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.”³ diyerek ailesinin, akrabalarının, çevresinin, halkının kısaca Peygamber olarak tayin edildiği kişilere/coğrafyaya karşı ne denli şefkat ve merhamet abidesi olduğunun bir göstergesi olsa gerek.

Bir zat düşünün; yaşadığı toplumun hidayeti için (Kur-an’ın tabiriyle) 950 yıl boyunca gece-gündüz, gizli ve açık tebliğ yapıyor ama halkından bir avuç insan hariç kimse ona iman etmiyor, inanmıyor, kaale almıyor dahası anlamıyor! Toplumundan biri çıkıpta Antakya’lı Habib-i Neccar gibi “Sizin hidayetiniz için çırpınan, sizi düşünen, doğru yolu bulmanızı dert edinen ve karşılığında sizden hiçbir ücret istemeyen bu zata neden inanmıyor, neden yalanlıyor, neden iman etmiyor, neden anlamıyorsunuz.” demiyor!

Üstelik insanların hidayeti uğruna ömrünü vermiş bu zatın kendi ailesinden eşi ve çocuğu bile iman etmiyor, ciddiye almıyor! Hatta bırakın inanmayı, eşi onu deli olmakla suçluyor!

Kavminin önde gelenleri/kanaat önderleri ise “Gerçekten biz seni açıkça bir şaşırmışlık ve sapkınlık içinde görüyoruz.4 Diyerek mübarek bir zatı sapkınlıkla suçluyorlar. Düşünebiliyor musunuz; Bir zat, karşılığından sadece Allah’ın rızasını umarak insanları hidayete çağırıyor ama kavminden ileri gelenler onu ‘şaşırmışlık ve sapkınlık’la itham ediyor.

Böyle davranan bir kavmin cezası ne olur sizce? Elbette ki durum gayretullaha dokunur ve Allah, bu denli aşırı giden bir kavmin helâkini kendi üzerine bir borç bilir, tufan için start verilir.

Gaflet, sapkınlık, dalalet ve kibir denizinde boğulanları Allah suda boğdu. İlahi mesajı anlamayan, anlamak istemeyen bir kavmi Allah helak etti.

Hz. Nuh’u anlamak; Yeryüzünde ubudiyetin sadece Allah’a has olduğunu bilmek demektir. İbadet edilmesi, secdeye kapanılması gerekenin sadece Allah olduğunu bilmek, O’nu birlemek, sadece O’na ibadet etmek ve sadece O’ndan yardım istemek demektir.

Hz. Nuh’u anlamak; Tevhid mücadelesi veren tüm peygamberlere iman etmek, onların bize bıraktığı kutlu mirasa sahip çıkmak ve nesillere taşımak demektir.

Hz. Nuh’u anlamak; Vahyin hayat bahşeden mesajını anlamak, kabullenmek ve hayata aksettirmek demektir.

Hz. Nuh’u anlamak; İlahi mesajı alıp iman edenlerin ve salih amel işleyenlerin mükâfat alacağını, bu mesajı anlamayıp, almayıp hakikate kulak tıkayanların ise mücazata düçâr olacağını bilmek demektir.

Hz. Nuh’u anlamak; Hakikat ehlinin başına geleceklere karşı sabır, azim, sebat ve metanet göstermesi gerektiğini bilmek demektir.

Hz. Nuh’u anlamak; Kalabalıklara aldanmadan, hak ehli az olsa bile onlarla aynı yolda yürümek, aynı havayı teneffüs etmek, aynı şekilde sabretmek ve nihayetinde Allah’ın kurtuluşuna nail olmak demektir.

Hz. Nuh’u anlamak; Hak davada bazen evladının bile sana tabi olmayacağını, bazen toplumun ileri gelenleri tarafından yalanlanacağını, bazen bir avuç insandan başka kimsenin sana iman etmeyeceğini ve buna mukabil hidayetin Allah’ın kudretiyle tecelli edeceğini bilmek demektir.

Hz. Nuh’u anlamak; Kabalalıkların kabul ettiği bir durumu ilahi vahyin kefesine koymak, niceliklerin rızasına göre değil de Allah’ın rıza terazisine koyup değerlendirmek, Allah’ın “bak” dediği yerden bakmak, Allah’ın “gör” dediğini görmek ve toplumun onayını almak adına vahyin mesajına sırt çevirmemektir.

Hz. Nuh’u anlamak; Hak yolda oğlun ve eşin de olsa ehlin olmadığını bilmektir.

Hz. Nuh’u anlamak; tevhid mücadelesini safi bir kalp ile okumak, anlamak, bilmek ve yaşamaktır.

Âlemler içinde Nuh’a selam olsun.”5

1- Ahkaf Suresi-35

2- Mü’minun Suresi-29

3- A’raf Suresi-59

4- A’raf Suresi-60

5- Saffat Suresi-79