1960'lı yıllardan itibaren Türkiye başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinden Avrupa'ya yönelen işçi göçleri, Kürt diasporasının temelini oluşturmuştur. Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, İsveç ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde yerleşen Kürtler zaman içerisinde kendi kültürel kurumlarını, derneklerini, medya organlarını ve sivil toplum ağlarını oluşturmuşlardır. Bugün Avrupa'daki Kürt diasporası yalnızca bir göçmen topluluğu değil, aynı zamanda uluslararası kamuoyunu etkileyebilen bir toplumsal güç olarak değerlendirilmektedir.

Kürt diasporası, bugün Avrupa'dan Kuzey Amerika'ya, Avustralya'dan Ortadoğu'nun farklı ülkelerine kadar uzanan geniş bir toplumsal ağ hâline gelmiştir. Bu diaspora, yalnızca yaşadığı ülkelerin sosyal ve ekonomik hayatına katkı sunan bir topluluk değil, aynı zamanda Türkiye ile tarihsel, kültürel ve insani bağlarını sürdüren önemli bir potansiyel güç olarak da değerlendirilmektedir. Ortadoğu da söz sahibi olan ülkemiz Suriye, Irak , İran gibi ülkelerini de arkasına alıp gücüne güç katarak hem askeri hem de ekonomik yönden daha da büyüyecektir. Bu durum özellikle bu ülkelerdeki Kürt nüfusunun Avrupa ve Batı ile ilişkileri geliştiğinden dolayı bir köprü olarak da düşünülebilir. Türkiye’nin özellikle bu ülkelerle arası olumlu olması gerekir. Bu ülkeler toprakları üzerinden Suudi Arabistan’a ulaşıp geniş kitlelere hitap edebilir ve oradaki ekonomik değerler ile ortak işbirliği yapılabilir. Bu üç ülkedeki Kürtler Türkiye’den onlara sahip çıkmasını ve olan taleplerine arabulucu olmasını istemektedir.

Ortak gelecek arayışı ise bu ilişkinin en kritik boyutlarından biridir. Diaspora içinde farklı görüşler bulunsa da genel eğilim, kopuş yerine diyalog, çatışma yerine demokratik çözüm ve dışlanma yerine eşit yurttaşlık temelinde bir gelecek tasavvurudur. Kültürel kimliğin korunması, dilin yaşatılması ve siyasal katılımın güçlendirilmesi gibi talepler, bu ortak gelecek fikrinin temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu taşlar sağlam olduğu zaman Türkiye’nin Ortadoğu -batı cepheleri daha güçlü olur ve geniş halk desteklerine sahip olur. Artık dünya devletleri istese de istemese de Kürtler vardır, ve Kürtler de dünyada söz sahibi olmuştur.Bu inkar edilemez.Kürtlerin de kendi geleceklerini inşa etme hakkı vardır. Kürtlerle işbirliği yapmak isteyen devletler olacaktır.

Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan milyonlarca Kürt için Türkiye, sadece bir devlet değil; aile bağlarının, kültürel hafızanın, ekonomik ilişkilerin ve ortak geçmişin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle Türkiye'de yaşanan siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeler diaspora tarafından dikkatle takip edilmektedir. Ancak bu ilginin temelinde yalnızca merak veya siyasi gündemler değil, ortak bir geleceğin inşa edilmesine yönelik beklentiler de bulunmaktadır.

Son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi, uluslararası deneyimlerin artması ve küresel iletişim ağlarının gelişmesiyle birlikte Kürt diasporası içerisinde yeni bir yaklaşım ortaya çıkmaktadır. Bu yaklaşım, çatışma ve ayrışma söylemlerinden çok iş birliği, demokratik katılım, ekonomik kalkınma ve kültürel etkileşim üzerine kuruludur. Özellikle genç kuşaklar, Türkiye ile Kürt diasporası arasında daha güçlü akademik, ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkilerin kurulmasının hem Türkiye'ye hem de diasporaya önemli katkılar sağlayacağını savunmaktadır.

Avrupa'da yetişen çok sayıda Kürt akademisyen, iş insanı, sanatçı ve sivil toplum temsilcisi, sahip oldukları bilgi birikimi ve uluslararası tecrübeyi Türkiye ile paylaşabilecek önemli bir insan kaynağı oluşturmaktadır. Bu potansiyelin değerlendirilmesi; yatırım, eğitim, teknoloji, kültür ve diplomasi alanlarında yeni fırsatların ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde diaspora topluluklarının kalkınma süreçlerine yaptığı katkılar göz önüne alındığında, Kürt diasporasının da benzer bir rol üstlenebilmesi mümkündür ve başarılı da olunur. Türkiye ile Kürt diasporası arasındaki ilişkilerin güçlenmesi, aynı zamanda toplumsal güvenin artmasına da yardımcı olacaktır. Karşılıklı anlayışın geliştiği, farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü ve ortak hedeflerin öne çıkarıldığı bir yaklaşım, hem ülke içindeki toplumsal uyuma hem de Türkiye'nin uluslararası alandaki kültürel etkisine katkı sunabilir. 21.yüzyılın küreselleşen dünyasında diasporalar artık sadece göçmen toplulukları değil; ülkeler arasında köprü kuran, ekonomik ilişkileri geliştiren ve kültürel etkileşimi artıran stratejik aktörlerdir. Kürt diasporası da sahip olduğu insan gücü, eğitim düzeyi ve uluslararası bağlantılarıyla Türkiye için önemli bir ortak olarak değerlendirilebilir.

Bu nedenle geleceğin perspektifi, karşılıklı önyargıların değil karşılıklı iş birliğinin; ayrışmanın değil ortak kalkınmanın; uzaklaşmanın değil birlikte üretmenin üzerine kurulmalıdır. Türkiye ile Kürt diasporası arasındaki bağların güçlenmesi, yalnızca iki tarafın değil, bölgesel barışın, toplumsal istikrarın ve ortak refahın da önünü açabilecek önemli bir fırsat olarak görülmelidir.