Türkiye’de üretim yapan şirketler açısından 2027 yılı önemli bir vergi avantajını beraberinde getiriyor.
7582 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik sonucunda, gerekli şartları sağlayan şirketlerin üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara uygulanan kurumlar vergisi oranı %25’ten %12,5’e düşecek.
Bu düzenlemeyi yalnızca bir vergi indirimi olarak görmemek gerekiyor. Asıl önemli olan, sağlanan avantajın yeni yatırımları üretime yönlendirmesi, mevcut üreticilerin yatırım kapasitesini artırması ve yeni istihdam alanları oluşturmasıdır.
Her şirket için %12,5 değil
Öncelikle düzenlemenin doğru anlaşılması gerekiyor.
2027 yılından itibaren bütün şirketlerin kurumlar vergisi %12,5’e düşmüyor. İndirimli oran, Kanunda belirtilen şartları sağlayan şirketlerin üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara uygulanacak.
Temel şart, şirketin sanayi sicil belgesine sahip olması ve fiilen üretim faaliyetinde bulunmasıdır. Şirket sözleşmesinde üretim faaliyetinin yazılı olması tek başına yeterli olmayacak; gerçek anlamda üretim yapılması ve üretimden elde edilen kazancın muhasebe kayıtlarıyla ortaya konulabilmesi gerekecek. Çünkü önemli olan yalnızca şirketin ne kadar kazandığı değil, kazancın ne kadarının üretim faaliyetinden kaynaklandığını gösterebilmesidir.
Yatırımın yönünü üretime çevirmeliyiz
Düzenlemenin belki de en önemli tarafı burada.
Türkiye’de ve özellikle gelişmekte olan bölgelerimizde sermayenin önemli bir bölümü ticaret, gayrimenkul ve kısa vadeli kazanç sağlayan alanlara yöneliyor. Elbette ticaret ve hizmet sektörü ekonominin vazgeçilmez parçalarıdır. Ancak kalıcı ekonomik kalkınmanın temelinde üretim vardır.
Üretim yapan işletme hammadde alır, işçi çalıştırır, enerji kullanır, nakliye yaptırır, makine ve ekipmana yatırım yapar, yan sektörleri besler ve ürettiğini iç veya dış pazarlara satar.
Bu nedenle 2027’de başlayacak vergi avantajı, yeni yatırım yapmayı düşünen iş insanları açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.
Yeni yatırım yapacaksak, üretimi daha fazla düşünmeliyiz.
Bölgemiz için de fırsat
Şırnak ve ilçelerinde güçlü bir ticaret kültürü ve girişimcilik tecrübesi bulunuyor. Sınır ticareti, lojistik ve Irak pazarına yakınlık da önemli avantajlar sağlıyor.
Ancak bu avantajların daha fazla üretim yatırımıyla desteklenmesi gerekiyor.
Sadece başka şehirlerde veya ülkelerde üretilen malların ticaretini yapmak yerine, bölgede üretip iç ve dış pazarlara satabilmenin yollarını aramalıyız.
Tarım ve gıdadan yapı malzemelerine, tekstilden ambalaja, makine ve ekipmandan yerel ürünlerin işlenmesine kadar ekonomik şartlara uygun birçok üretim alanı değerlendirilebilir.
Özellikle Habur gibi önemli bir ticaret kapısına yakınlığımızı yalnızca taşımacılık ve ticaret avantajı olarak değil, üretim ve ihracat avantajına dönüştürmek daha kalıcı ekonomik değer oluşturacaktır.
Üretim yatırımının en önemli sonuçlarından biri istihdamdır.
Gençlerimizin iş imkanları nedeniyle başka şehirlere yönelmesini azaltmanın en sağlıklı yollarından biri özel sektör yatırımlarının artırılmasıdır.
Yeni fabrikalar, küçük ve orta ölçekli üretim tesisleri ve atölyeler kuruldukça yalnızca doğrudan çalışanlar için değil; nakliyeden muhasebeye, teknik hizmetlerden esnafa kadar birçok alanda yeni iş imkanları ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle üretime verilen vergi desteğini aynı zamanda istihdama verilen destek olarak değerlendirmek gerekir.
Üretimi teşvik etmek gerekiyor
7582 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme önemli ve olumlu bir adımdır. Ancak üretimin gelişmesi için yalnızca vergi oranının düşürülmesi yeterli değildir.
Finansmana erişimin kolaylaştırılması, enerji ve istihdam maliyetlerinin azaltılması, yatırım alanlarının oluşturulması, bürokrasinin sadeleştirilmesi ve yatırımcıya yol gösterilmesi de gerekir.
Kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, ticaret ve sanayi odalarına, meslek kuruluşlarına ve biz mali müşavirlere de önemli görevler düşüyor.
Yatırımcıya yalnızca mevzuatı anlatmak yerine, “Bu yatırım nasıl üretime dönüşür, hangi teşviklerden yararlanabilir ve nasıl sürdürülebilir hale gelir?” sorularına cevap verebilmeliyiz.
Çünkü vergi teşviklerinin gerçek başarısı, kağıt üzerinde ne kadar indirim sağladığıyla değil, ne kadar yeni yatırım, üretim ve istihdam oluşturduğu ile ölçülmelidir.
Son söz
2027’de başlayacak uygulamanın temel mantığını birkaç kelimeyle özetlemek mümkün:
Üret, istihdam sağla, yatırım yap ve daha düşük kurumlar vergisi öde.
Sanayi sicil belgesine sahip olup fiilen üretim yapan şirketlerin üretimden elde ettikleri kazançlarda %12,5 kurumlar vergisi uygulaması önemli bir fırsattır.
Şimdi yapılması gereken, bu fırsatı iyi anlatmak ve özellikle yeni yatırım yapacak girişimcileri üretime yönlendirmektir.
Ticareti büyütelim, hizmet sektörünü geliştirelim; ama sermayemizin daha büyük bölümünü üretime çevirelim.
Çünkü bir bölgenin ve bir ülkenin gerçek ekonomik gücü yalnızca ne kadar mal alıp sattığıyla değil, ne kadar ürettiği, ne kadar istihdam oluşturduğu ve ürettiğinin ne kadarını dışarıya satabildiğiyle ölçülür.
Yatırımın yönü üretime dönerse; kazanan yalnızca üretici değil, çalışanı, esnafı, şehri ve ülkenin tamamı olacaktır.
Next