Bugün ülkemizde ekonominin yükünü taşıyan en önemli kesimlerin başında esnaf, küçük işletmeler ve üretici firmalar gelmektedir. Ancak son yıllarda yaşanan ekonomik daralma, artan maliyetler, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve piyasadaki tahsilat sorunları nedeniyle esnaf her geçen gün daha ağır bir yük altında kalmaktadır. Birçok işletme artık ayakta durabilmek için mücadele verirken, bazı işletmeler ise kepenk kapatma noktasına gelmiştir.

Özellikle vergi ve SGK borçları nedeniyle yaşanan sorunlar, esnafın ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesini ciddi şekilde zorlaştırmaktadır. Yapılan faizli yapılandırmalar ve tecil uygulamaları çoğu zaman çözüm olmaktan uzak kalmakta, ana borcunu ödemek isteyen işletmeler gecikme faizleri ve yüksek ödeme yükü nedeniyle borçlarını kapatamamaktadır.

Sorun yalnızca borcun büyüklüğü de değildir. Vergi Daireleri ve SGK tarafından uygulanan banka hesap blokeleri, e-haciz işlemleri, araç yakalamaları ve haciz uygulamaları birçok işletmenin ticari faaliyetlerini tamamen durma noktasına getirmektedir. Banka hesabına bloke konulan bir işletme maaş ödeyememekte, piyasaya ödeme yapamamakta, çek ve senetlerini karşılayamamakta, günlük ticari faaliyetlerini sürdürememektedir. Aracına yakalama konulan bir esnaf ise işine gidememekte, mal taşıyamamakta, üretim ve hizmet faaliyetlerini devam ettirememektedir.

Bugün yaşanan tablo sadece bireysel bir borç sorunu değildir. Bu durum doğrudan piyasayı, üretimi, istihdamı ve ülke ekonomisini etkileyen büyük bir ekonomik sorundur. Çünkü esnaf yalnızca kendi geçimini sağlayan bir kesim değildir; aynı zamanda istihdam oluşturan, vergi veren, üretim yapan ve ekonomik hayatı canlı tutan temel yapı taşlarından biridir.

İşte tam da bu nedenle ticaret odalarına, esnaf odalarına, sanayi odalarına ve üst birliklere çok önemli görevler düşmektedir. Bu kurumlar yalnızca aidat toplayan veya resmi işlemleri takip eden yapılar olmamalıdır. Asıl görevleri; üyelerinin yaşadığı sorunları dinlemek, çözüm üretmek ve üyeleri adına gerekli girişimlerde bulunmaktır.

Bugün sahadaki gerçek durum artık çok nettir. Birçok esnaf krediye ulaşamamakta, borçlarını çevirememekte, icra ve haciz baskısı altında faaliyet göstermeye çalışmaktadır. Piyasada tahsilatlar düşmüş, ticaret yavaşlamış, işletmelerin nakit dengesi ciddi şekilde bozulmuştur. Buna rağmen birçok oda ve meslek kuruluşunun üyelerinin yaşadığı sorunları yeterince güçlü şekilde gündeme taşıyamadığı yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır.

Oysa ticaret odaları ve esnaf odaları üyelerinin sesi olmak zorundadır. Üyelerinin yaşadığı ekonomik sıkıntıları detaylı raporlarla ortaya koymalı; kapanan işyerleri, artan borç yükü, banka blokeleri, araç hacizleri, icra dosyaları ve piyasadaki daralmayı somut verilerle hazırlayacakları raporlarla kamuoyuna ve ilgili kurumlara sunmalıdırlar.

Bu kurumlar Ankara’da aktif girişimlerde bulunmalı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milletvekilleri ve siyasi parti temsilcileriyle görüşmeler yapmalıdır. Özellikle VERGİ ve SGK borçları konusunda faizlerin silindiği, ana borcun uzun vadeli ve makul taksitlerle ödendiği yeni bir yapılandırma modeli için ortak mücadele yürütülmelidir.

Çünkü bugün birçok esnaf borcunu inkâr etmiyor. Tam tersine ana borcunu ödemek istiyor. Ancak faizler, gecikme zamları ve ağır yaptırımlar nedeniyle bu borçlar ödenebilir olmaktan çıkıyor. Devletin de piyasayı rahatlatacak, esnafı yeniden ekonomik hayata kazandıracak çözümler üretmesi gerekiyor.

Unutulmamalıdır ki güçlü esnaf olmadan güçlü ekonomi olmaz. Esnafın ayakta kalması; üretimin, istihdamın ve piyasanın ayakta kalması demektir. Ticaret odaları, Esnaf Odaları ve Üst Birlikler de bu süreçte üyelerinin gerçek sorunlarına daha fazla kulak vermeli, daha cesur, daha aktif ve daha sonuç odaklı bir mücadele ortaya koymalıdır.