Son yıllarda psikoloji hayatımızın merkezine yerleşti. Artık insanlar ilişkilerini, iş hayatlarını, aile bağlarını ve hatta günlük davranışlarını bile psikolojik kavramlarla açıklamaya çalışıyor. Bir ayrılık yaşandığında travmalardan söz ediliyor. Bir tartışma yaşandığında çocukluk yaralarından, bir başarısızlıkta bilinçaltından, bir seçimde bağlanma stillerinden bahsediliyor.
Peki gerçekten her şey psikolojiyle açıklanabilir mi? Yoksa bazen yaşadığımız bazı olaylar sadece hayatın doğal akışının bir parçası mıdır? Bu soru, son yıllarda üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri. Çünkü farkındalık insanı özgürleştirebilir. Ama aşırı analiz bazen insanı kendi zihninin içinde hapsedebilir.
Davranışlarımızın Arkasında Görünmeyen Dinamikler Var mı?
Bilim bize insanların tüm kararlarını tamamen bilinçli vermediğini söylüyor. Birçok davranışımız; geçmiş deneyimlerimizden, öğrendiğimiz kalıplardan, çocukluk yaşantılarımızdan ve duygusal hafızamızdan etkileniyor. Bir eleştiriye verdiğimiz tepki, bir ilişkiyi yaşama biçimimiz, kendimizi değerli ya da yetersiz hissetmemiz; bunların bazıları geçmişten izler taşıyabilir.
İşte psikoloji burada devreye girer. Bize yaşadıklarımızı anlamlandırma fırsatı sunar.
Psikolojiyi Anlamak Başka, Her Şeyi Psikolojiye Bağlamak Başka
Burada önemli bir ayrım var. Psikoloji; hayatı açıklayan bir araçtır. Hayatın kendisi değildir. Bazen bir insanın sizi kırmasının nedeni sizin çocukluk travmanız değildir. Bazen gerçekten kırıcı davranmıştır. Bazen yaşadığınız başarısızlık bilinçaltınızdan değil, yeterince hazırlanmamış olmanızdan kaynaklanabilir. Bazen de işler gerçekten yolunda gitmemiştir. Her yaşanan olaya mutlaka derin bir psikolojik anlam yüklemek, insanı gerçeklikten uzaklaştırabilir. Çünkü hayat sadece analiz edilerek değil, yaşanarak da öğrenilir.
Bir Danışanımın Farkındalık Yolculuğu
Yıllar önce bir danışanımla yaptığımız çalışmalarda dikkat çekici bir durum ortaya çıkmıştı. Sürekli olarak iş hayatında benzer sorunları yaşadığını söylüyordu. Çalıştığı insanlardan şikâyet ediyor, yaşadığı her olumsuzluğu dış etkenlerle açıklıyordu. Seanslar ilerledikçe başka bir tablo ortaya çıktı. Derinlerde taşıdığı bir inanç vardı:
"Ben yeterince iyi değilim."
Bu düşünce, geçmişte yaşadığı bazı deneyimlerden besleniyordu. Farkında olmadan kendisini değersiz hissettiren ortamlara yöneliyor, sonra da bunun kader olduğunu düşünüyordu. Bir gün şöyle dedi:
"Meğer sorun şanssızlık değilmiş. Ben kendime hep aynı hikâyeyi yazıyormuşum."
Deneyimin en güçlü bölümlerinden biri de tam olarak buydu. Çünkü bazen değişim, dış dünyayı değil iç dünyayı fark etmekle başlar.
Ne Zaman Analiz Etmeli
Ne Zaman Bırakmalıyız?
Bence burada cevap denge.
Kendine şu soruları sormak değerlidir:
• Bu olay beni neden bu kadar etkiledi?
• Daha önce buna benzer bir durum yaşadım mı?
• Verdiğim tepki gerçekten bugüne mi ait, yoksa geçmişten izler mi taşıyor?
• Bu olay bana ne öğretmeye çalışıyor olabilir?
Ancak her olaydan sonra saatlerce analiz yapmak, her duygunun altında gizli mesajlar aramak da insanı yorabilir. Çünkü bazen bir olayın tek açıklaması şudur: Oldu ve geçti.
Sürekli Tekrarlayan Döngüler Tesadüf Olmayabilir
Eğer hayatında aynı sorunlar sürekli tekrar ediyorsa, benzer ilişkilere giriyorsan, benzer çatışmaları yaşıyorsan, aynı sonuçlarla karşılaşıyorsan işte orada psikolojik bir kalıp olabilir.
İşte bu noktada psikoloji güçlü bir rehberdir. Çünkü görünmeyeni görünür hale getirir. Ama her yaşanan olayı bilinçaltına bağlamak da gelişim değil, zihinsel yorgunluk yaratabilir.
Farkındalık mı, Akış mı?
Aslında cevap her ikisi de olmalıdır.
Hayat sadece akıştan ibaret olsaydı gelişemezdik. Sadece analizden ibaret olsaydı yaşayamazdık. Önemli olan ne zaman derinleşeceğini ne zaman bırakacağını bilmektir. Psikolojiyi kendini anlamak için kullan. Ama hayatı yalnızca psikolojik teorilerle açıklamaya çalışma. Çünkü bazı olaylar gerçekten bir mesaj taşır. Bazıları ise sadece yaşanır.
Ve bazen en büyük farkındalık, her şeyi çözmeye çalışmayı bırakmaktır. Şimdi kendine şu soruyu sor. Hayatında gerçekten anlamlandırman gereken şeyler mi var, yoksa sadece bırakman gerekenler mi?
Farkındalık ile hayatın akışı arasındaki ince çizgiyi keşfettiğinde bütün sorularının cevabını bulacaksın.
Sevgiyle,
— Nail Turunç