Fazla uzağa gitmeyelim otuz sene öncesine kadar da bayramlarda aileler (malbat ) önce kendi aralarında bayramlaşır; ardından komşularını ziyaret etmeye giderdi.Ziyaret edilen her evin bireyleri de bu gruplara katılır, mahalle boyunca süren samimi bayramlaşma merasimleri oluşurdu.Bu ziyaretler sırasında mahalle ve sokaklarda çoğu zaman gruplar halinde karşılaşmalar olur ve onlarca insan samimi bir şekilde karşı aile ile bayramlaşır kimi yakın dostlar bu vesileyle hasret giderirlerdi.Bu bayramların en güzel yanlarından biriydi..
Çocuk sesleri sokaklarda yükselir güzel bir ahenk oluşurdu.
Elbette bu durum, o dönemin güçlü mahalle kültürünün ve sağlam insan ilişkilerinin bir yansımasıydı. İnsanlar ne yorulmaktan şikâyet eder ne de ziyarete gitmeyi yük olarak görürdü. Ayrıca o dönemlerde zengin-fakir ayrımı yapılmadan, kapılar sırayla çalınır; herkes birbirine aynı samimiyetle misafir olurdu.
“ Bugün ise mahalle kültürünün zayıfladığı, aile bağlarının eski gücünü kaybettiği bir dönemi yaşıyoruz. Bayram ziyaretleri çoğu zaman insanların maddi gücüne, makamına ya da sağladığı çıkara göre şekillenen bir tercih hâline gelmiştir. “
Samimi bağlar olmasa bile,kişilerin mevcut konumlarından bir beklenti duyulduğu için yapılan ziyaretler içtenlikten uzak kalmaktadır.Yakın akrabalar veya komşular ise çoğu zaman sadece “laf söz olmasın” düşüncesiyle kısa bir telefon görüşmesiyle hatırlanmaktadır.
Yani bayramlarımız artık eskisi gibi samimiyetten uzak tamamen riya - gösteriş üzerine gerçekleşmektedir.İnsan ilişkilerinin aile bağlarının zayıfladığı her dönem bizi eski samimi bayramları daha çok hatırlatacaktır..
Sonuç şu ki ; Bayramlarımızın ruhunu kaybediyoruz