Taziye de, düğün de bizim geleneklerimizin birer parçası. Acıyı da, sevinci de hep birlikte yaşarız. Ancak son günlerde yaşananlar, bizi bir kez daha düşünmeye itmeli. Sadece son bir hafta içinde, Silopi’de 5 canımızı yitirdik. Her biri farklı mahalleden, farklı ailelerden olsa da, bu acı hepimizin yüreğine dokunmalı. Bu kayıplar sadece birer haber, sadece birer isim olmamalı. Çünkü her biri bir annenin evladı, bir çocuğun babası, bir kardeşin canıydı. Elbette hayat devam ediyor, elbette düğünler yapılacak. Belki iptal etmek her zaman mümkün değil, belki aylar öncesinden planlanmış bir organizasyon var. Ama hiç değilse, bu kadar taze acıların üzerine, eğlenceyi gözlere sokarcasına yaşamak doğru mudur? Acılı ailelerin evlerinin hemen yakınında, yüksek sesle müzikler çalmak, konvoylarla ortalığı inletmek, bir gün önce toprağa verdiğimiz insanları unuturcasına eğlenmek, ne kültürümüze ne de insanlığımıza yakışır. Böyle zamanlarda, sevinci biraz daha sade, biraz daha saygılı yaşamak gerekmez mi? Düğün iptal olmasa da, eğlencesi kısılabilir, sessizce yapılan bir kutlamayla da mutlu olunabilir. Çünkü gerçek mutluluk, başkasının acısını unutmadan da yaşanabilir. Unutmayalım: Acıya saygı, insanlığın ilk şartıdır. Düğünümüzü yaparken, başkasının yasıyla dalga geçmeyelim. Her şey zamanında ve vicdanla güzel. Vefat eden canlarımıza Allah'tan rahmet yakınlarına sevenlerine sabır metanet ve baş sağlığı diliyorum.. Halil AZİZOĞLU Şırnak Gazeteciler cemiyeti başkanı