Mehmet Leblebici
Bir ülkenin geleceğine yönelen en büyük tehdit, dışsal müdahaleler değil; kamu gücünü elinde tutanların devleti bir ganimet, kamu bütçesini ise şahsi mülk olarak görmesidir. Türkiye’de siyasetçi ve bürokrat saçayağında kurulan ilişki biçimi, münferit usulsüzlüklerin veya geçici ahlaki sapmaların ötesine geçmiştir. Karşımızdaki tablo; mevzuatın, denetim mekanizmalarının, yargı organlarının ve atanma kriterlerinin yozlaşmayı korumak, örtbas etmek ve sürekliliğini sağlamak üzere yeniden dizayn edildiği sistemik bir çürümedir.
Siyasetin Dejenerasyonu: Rant Dağıtım Merkezi Olarak Siyasal Alan
Siyaset, teoride kamu yararını gözeten ve toplumun yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bir sorumluluk alanıdır. Oysa Türkiye realitesinde siyasal mekanizma, sermaye gruplarına ve iktidar ortaklarına kamusal kaynak devreden devasa bir rant organizasyonuna dönüşmüştür.
Sermaye-Siyaset Vesayeti: Seçim süreçlerinde harcanan devasa bütçeler, halka verilen sözlerin değil, arkadaki finansörlere verilecek taahhütlerin teminatıdır. İktidara gelen veya yerel yönetimleri ele geçiren siyasi aktörler, kamusal kaynakları imar değişiklikleri, özel ruhsatlar ve adrese teslim ihaleler aracılığıyla kendilerini destekleyen sermaye gruplarına aktarmakla mükelleftir.
Kamu İhale Kanunu’nun Yozlaştırılması: Kamu İhale Kanunu'nda yapılan yüzlerce değişiklik, kural ihlallerini "mevzuata uygun" hale getirme çabasının açık kanıtıdır. Özellikle kanunun "pazarlık usulü" gibi istisnai ve rekabete kapalı maddeleri standart uygulama haline getirilmiş; tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan kamu bütçesi belirli zümrelere doğrudan aktarılmıştır.
Bürokrasinin Çöküşü: Liyakat Katliamı ve Çift Maaşlı "Biat" Düzeni
Devletin kurumsal hafızası ve hukuki omurgası olan bürokrasi, siyasetçinin keyfi kararlarına karşı halkın en büyük güvencesi olmalıdır. Türkiye’de ise bürokrasi, iktidarların doğrudan uzantısı ve suç ortaklığı mekanizmasına çevrilerek niteliksizleştirilmiştir.
Sadakat ve Tarikat Ağları: Mülakat sistemindeki adaletsizliklerle liyakat ve mesleki uzmanlık tamamen askıya alınmıştır. Kamusal makamlar; akademik başarılara veya kıdeme göre değil, siyasi sadakate, tarikat/cemaat referanslarına ve hemşericilik ilişkilerine göre dağıtılmaktadır.
Çift-Üç Maaşlı Kamusal Yağma: Üst düzey bürokratların birden fazla anonim şirkete ve yönetim kuruluna atanarak çift, üçer, dörder maaş almaları; bu kişilerin kamu yararını değil, kendi kişisel ikballerini koruma güdüsünü beslemektedir. Bürokrat, attığı usulsüz imzanın bedeli olarak koltuğunu ve yüksek gelirini korumaktadır.
Cezasızlık Zırhı ve Örtbas Mekanizmaları
Yolsuzluğun bir kural haline gelmesindeki en büyük etken, yakalanma ve cezalandırılma riskinin sıfırlanmış olmasıdır.
Kuşa Çevrilen Denetimler: Sayıştay gibi anayasal denetim organlarının hazırladığı bağımsız denetim raporları kuşa çevrilmekte, en somut kamu zararları bile meclis gündeminden ve kamuoyundan saklanmaktadır.
Dokunulmazlık ve İzin Engeli: Siyasilerin dokunulmazlık zırhı ve bürokratlar hakkında soruşturma açılmasının amir iznine bağlı olması, hukuk devletini felç etmektedir. Bir yöneticinin kamuyu zarara uğratması; riski son derece düşük, getirisi ise devasa bir kazanç kapısına dönüştürülmüştür.
Toplumsal ve Ekonomik Enkaz
Ekonomik YıkımNiteliksiz ve şişirilmiş maliyetli projeler yüzünden bütçe açıkları büyür; oluşan devasa fatura zam ve vergi olarak halkın sırtına yüklenir.
Adalet YıkımıSıradan vatandaş en ufak vergi borcunda hacizle karşılaşırken, milyarlarca liralık ihaleleri alanların vergi borçlarının silinmesi adalet duygusunu yok eder.
Beyin GöçüTorpilin ve kayırmacılığın egemen olduğu bir iklimde yetişmiş gençler geleceğini yurt dışında arar; ülke niteliksizlik sarmalına mahkûm olur.
Radikal Bir Temizlik İçin Atılması Gereken Adımlar
Sistemdeki bu çürümeyi durdurmak yüzeysel önlemlerle mümkün değildir; yapısal ve tavizsiz bir reform süreci şarttır:
Siyasi Etik Yasası: Siyasilerin ve üst düzey bürokratların mal varlıkları ile servet artışları şeffaf bir şekilde kamuoyuna açık tutulmalı, kaynağı açıklanamayan kazançlar denetlenmelidir.
Bağımsız Yargı ve Özerk Denetim: Yargı üzerindeki tüm siyasi baskı kaldırılmalı, Sayıştay gibi denetim organları siyasetin müdahalesinden tamamen yalıtılmalıdır.
Kamu İhale Sisteminin Şeffaflaştırılması: Tüm kamu ihaleleri canlı yayınlanmalı, pazarlık usulü ve istisna kapsamları daraltılarak uluslararası şeffaflık standartlarına getirilmelidir.
Geriye Dönük Hesap Sorma: Kamu zararına yol açan tüm usulsüzlükler zaman aşımına uğramaksızın geriye dönük olarak soruşturulmalı, haksız kazanılan kamusal kaynaklar devlete iade ettirilmelidir.
Bir devletin bekası, ihtişamlı binalarla veya hamasi söylemlerle değil; adalet, şeffaflık ve liyakatle sağlanır. Bu yapının sürmesindeki en büyük pay şüphesiz sadece faillerin değil, düzenin işleyişine sessiz kalan veya bunu kanıksayan kamuoyunundur.
Tam da bu noktada her vatandaşın şu iki temel soruyu kendine sorması gerekir:
Kamu kaynaklarının usulsüzce aktarılmasına ve yozlaşmaya tanık olduğumuzda bunu bir "sistem gerçeği" olarak kabullenip kanıksıyor muyuz, yoksa bir vatandaş olarak adalet ve şeffaflık talebini ısrarla yükseltiyor muyuz?
Liyakatin yok sayıldığı, gücün ve rantın hukukun üstünde tutulduğu bu düzenin maliyetini yarın çocuklarımızın ödeyeceğini fark edip radikal bir değişim iradesi göstermeye hazır mıyız?
#SokağınNabzı
Next