İnsanın tanrı olmayacağını söyler. İnsanın insana kul olmaması gerektiğini söyler.

Bir önceki hikâyemizde bir devletten bahsetmiştik. O devletin adına köleci devlet adını koymuştuk. Bu devletin başında zalim krallardan bahsetmiştik. Firavunlar, Nemrutlar, Sargonlar gibi ve bunlar dışında onlarca zalim krallardan söz edilir. Bu krallar kendilerine hem kral hem de tanrı vasfı takmışlardı. İnsanlar bu kralların kulları kabul edilirdi. Kul her emre itiraz etmeden kabul eden kişi demektir. Her ne kadar şimdi Allaha kulluk olarak bilinse de kul güce tabi olana, gücün emrinden çıkmayana denir. “Kulun kölen” olayım deyimi o dönemden kalmadır.

Kölelik dönemi bin yıllar sürdü. Her sistem karşıtını kendi içinde barındırır. Kölelik sistemi de karşıtını kendi içinde büyütüyordu. Karşıtın olgunlaşması bin yıllar sürdü. Bölgemizde bir insanın adı ile anılan bir devir doğdu. Hemen, Pirin’ in yanı başında, Pirin ’de kölelik devam ederken, Urfa Nemrutların hüküm sürdüğü topraklarda, Nemrut’a en yakın aile efradından biri o zalim Nemruda kafa tuttu. O zamanlar şimdiki gibi tek tanrı yoktu. Her olayın bir tanrısı vardı. Her tanrı bir put ile sembolize edilirdi. İşte Nemrut’a karşı ilk eylemini yapan O insan tanrıları temsil eden tapınağa girdi, eline aldığı bir balta ile bütün putları yıktı. Baltayı da en büyük tanrıyı sembolize eden putun boynuna astı.

Bir zaman sonra insanlar o putların bulunduğu mekâna girdiklerinde ne görsünler, bütün putların kırıldığını görmesinler mi. Kim kırdı soruları sorulmaya başladı. İnsanlar olsa olsa bu eylemi Abraham yapmıştır dediler, zira Abraham daha önce de yaptığı konuşmalarından, hareketlerinden o günün insanların hoşuna gitmeyen konuşmalar yapmıştı. O günün statüsüne karşı çıktığı biliniyordu. Aynen şimdi olduğu gibi, şimdi de birilerin hoşuna gitmeyen konuşmaları yapanlar nasıl iyi gözlerle görülmezse, Abraham da o günün insanların hoşuna gitmeyen bir insan olarak tanınıyordu. Olay Nemruda intikal etti. Nemrut, Abraham’a neden putlarını kırdığı sordu. Abraham, putları ben değil o büyük put kırdı demesin mi! Nemrut bu cevaba kızdı, dedi, sen bizimle alay mı ediyorsun. O put cansız, o bu eylemi nasıl yapar dedi. Abraham Nemrut’un bu sözüne karşı, kralım, o put bu eylemi yapmaktan aciz ise siz neden ondan medet umarsınız cevabını verdi.

Artık Nemrut ile Abraham arasında köprüler atılmıştı. Nemrut’un Abraham’ı cezalandırma hikâyesini çok insan bilir. Ateşe atma, ateşin suya, odunların balığa dönüşmüş olması. Efsane. İnsanlar efsaneleri sever. Efsaneler, çoğu zaman doğruyu mecrasından saptıran sözler dizinidir. Doğru olan Abraham’ın zalim Nemrut’a karşı yeni bir sistemi geliştirmesidir.

Abraham yeni bir anlayış geliştirir. İnsanın tanrı olmayacağını söyler. İnsanın insana kul olmaması gerektiğini söyler. Artık yeni bir fikrin yolu açılmıştır. Abraham, kralların tanrı olmayacağını, tanrının tek olduğunu, her şeyin bir tanrısı olmayacağını, tanrının tek olduğunu, insanların tanrıyı gözleriyle görmeyeceğini, elleriyle tutamayacağını, duymayacağını, ancak tanrının her şeyi gördüğünü hiçbir şeyin onun emri dışında oluşmayacağını söyler. Tanrı insanlar gibi ne yer ne de içer. Tanrı ne doğar ne de doğurur demekteydi. İşte tek tanrı fikri böyle doğmuş oldu. Tarihçilere göre tek tanrı fikri Abraham ile bundan dört bin yıl önce doğdu.

Abraham’ın tanrısına inananlar çoğaldı. Önce köleler inandı. Fakirler inandı. Çünkü Abraham’ın tanrısı köleleri, fakirleri koruyordu. Bu gelişmelerden rahatsız olan Nemrut Abraham’ı topraklarından kovdu. Diyeceksiniz, Nemrut neden Abraham’ı öldürmedi. Abraham Nemrut’un çok yakınıdır. Denildiğine göre Abraham’ın babası Azer, Nemrut’un kardeşiydi. Azer Nemrut’un sarayında önemli biridir. Abraham ile Nemrut arasında çok yakın akrabalık bağı vardı. Nemrut Abraham’ın bölgeden tecrit ederek cezalandırmayı uygun görmüş olmalı. Şimdi de güç sahipleri yakınlarını korumaya almazlar mı? Abraham yerini yurdunu, xisim ve akrabalarını geride bırakıp Kenan (şimdiki Filistin-İsrail) bölgesine yerleşti.

Abraham’ın tanrısı onun kendisine olan sadakasını ölçmek için, eskiden kral tanrılara insanların kurban edilmesi retoriğine uygun olarak, oğlunu kurban etmesini istedi. Abraham tanrısının isteğini yerine getirmede tereddüt etmedi. Abraham’ın tanrısı onun sadakasından emin olunca, oğlu yerine bir koçu kurman etmesinin yeterli olduğunu bildirdi.

Bu efsanede bir gerçek anlatılır. Anlatılana ilahi bir anlam yüklenir. Esas mana, artık insanların tanrılara kurban edilmesinin yasaklandığı şeklinde bir yasanın geçerli olduğunu anlamamız lazım. Tabii bu efsane insanın tanrılara kurban edilmesinin önünü kesmedi. İnsanın tanrı krallara kurban vahşeti devam etti. Ama Abraham ile bu geleneğe karşı bir duruşun işareti verilmiş olmaktadır. Esas ne koçun kurban edilmesidir ne de Abraham’ın tanrıya sadakasını ispat etmek için oğlunu kurban etmek istemesidir. Esas olan, gelinen süreçte insanoğlunun artık bu vahşete son vermek döneminin geldiğini tarihidir. Yanı artık su yüz derecede kaynama noktasına gelmiştir.

Hikâye devam edecektir.