Semsûr Hikâyeleri-4
Önceki hikâyemizde klanını başka klanların saldırılarına karşı koruyup başarılı olanı kahramanlık payesi ile ödüllendiriliyordu. Her kes ona saygı duyar. El üstünde tutulurdu. Kendilerinden biriydi. Bütün gençler onun gibi olmak isterdi. Ona gıpta ile bakarlardı. Zamanla o kişi efsaneleşir. Hakkında hikâyeler anlatılır. Destanlar düzülür. Gılgamış destanı gibi. Yerleşim yerlerin meydanlarına heykelleri dikilirdi. Ölünce yerine oğlu geçer. Artık kimse ona kahraman değil, Kral, Şah, Padişah, Çar, Mir, Şef, Nemrut, Firavun demektedir.
Yeni krallarda babalarından geri kalmamak için başka klanları hâkimiyetine almak için savaştı. Babası gibi efsaneleşmek istediler. Yeni topraklar elde etti. Yeni topraklar yeni savaşlar demekti, yeni köleler, yeni ganimetler, yeni cariyeler ve yeni ölümler, acılar demekti. Başka klanının elinde ne var ne yok el konur. Kadınları, kızları esir alınır, köleleştirilir, bunların içinden en güzeller kralın sarayına cariye olarak alınır. Yeni bir sistem oluşmaktadır. Buna kölelik çağı denir. Köleler toprakta çalıştırılır. Köleler hendeklerin açılmasında, bentlerin inşasında, surların yapımında karın tokluğuna çalıştırılır. Sayısız köle bu işlerde yaşamını yitirirdi.
Köleler krallara kurban edildi. Krallara insanların kurban edilmesi bir gelenek haline getirildi. Bu vahşetlerle dolu çağ, insanları kurban etme geleneği peygamber İbrahim’in o bilinen hikâyesi, oğlunu Allaha kurban etmek isterken, oğlu yerine bir koçun kurban etmesi ile o vahşete karşı bir duruş ile kırılma yoluna girildi. Kölelik sistemine karşı ilk kalkışma İbrahim ve onun devamında Musa peygamberin Firavuna karşı kalkışmasıyla devam etti. Olay tüm din kitaplarında yer alacak kadar mühimdir. Bir çığır açılmıştır artık. Asur kölelik devletini sona erdiren efsanevi Kawa adı ile anılan kişidir. Roma kölelik çağına ilk darbeyi vuran, Roma kölelerinin başını çeken efsanevi lider Spartaküs’ün isyanıdır. Mekke diktasına karşı Hz. Muhammed’in kalkışıdır. Bu isyan Köleci sistemin sona yaklaştığının ilk işaretleri oldu.
Kölelik çağı bin yıllar sürer. Bölgemizde Asur, babîl kölelik dönemi, Mısır’da Firavunlar dönemi, İtalya’da Roma kölelik dönemi, Amerika’da Maya, İnka, Aztek kölelik dönemleri gibi. Tarih; kral, çar, şah, Tiran Nemrud ve firavun unvanlarıyla anılan zalim kralların halka yaşattığı zülüm hikâyeleri ile doludur.
Zaman ilerledikçe bu krallar öyle güçlendiler ki kendilerine ilahi güçler, görünmez meziyetlere sahip olduklarına dair vasıflar yüklediler. Ölümsüzlüğünü iddia ettiler. Tanrının yeryüzündeki temsilcisi, tanrının yeryüzündeki gölgesi olduğunu iddia ettiler. Kendilerine “Tanrı-Kral” demeye başladılar. Her şey Tanrı Krallardan soruldu. Tanrı Krallar her şeye hâkimdi. İnsan yaşamı onların iradesine bağlıydı. Zamanla halk bu gelişmeyi içselleştirdi. Olan bitenler olağanlaştı. Krallar içinden çıktıkları klana yabancılaştı. Klanın bireyleri de kralın zulmünden nasiplendi. Yeni bir sistem oluştu. Bu sisteme bir isim kondu. Bu yeni sistemin adına devlet denildi. Devlet, kralın hizmetlerini, arzularını yerine getirmekle yükümlüydü. Kralın bu yapısı dokunulmaz kabul edildi. Kutsallık atfedildi. Devlet yapısı sadece krala hizmet etmekle görevliydi. Halk kralın hizmetlerini yerine getiren unsurlar olarak kabul ediliyordu. Halk kul kabul edildi. Krallar erişilmez ligini göstermek için devasa saraylar, kâşaneler, tapınaklar, surlar inşa ettiler. Babil kıralı Nabuknezar sevgilisi Amid için bugün dünyanın yedinci harikası olarak kabul gören Gülistan bahçeleri inşa etti. Büyüklüğünü, azametini, erişilmez ligini o devasa yapılar ile gösterdi. Halkı bu devasa yapılar karşısında daha fazla küçülüyordu.
Köleci krallar ölümsüzlüğünü kalıcılaştırmak için devasa anıt mezarlar yaptırdı. Beli dağında Antikos muhteşem anıt mezar yaptırdı. Mısır Firavunu Ramses ve devam eden Firavunlar devasa piramitler inşa ettirdiler. Milyonlarca kölelin hayatına mal olan o devasa anıt mezarların yapılmış olması bile zalim köleci krallıkların iktidarlarını devamına yetmedi.
Kırk bin yıl önce Palani’nin bir mağarasından başlayıp Harun’da hayat bulan, on binlerce yıl süren ortak yaşam, herkesin üretip beraber tükettiği, herkesin eşit olduğu sistemin yerini, binlerce yıl sürecek olan Pirin’de, Semsür’de, Samsat’ta, Zeugman’da, Dilok’ta, Girê Mıraza’da yeşeren insanın köleleştiği düzenine bıraktı. İnsan kanı üzerinden büyüyen köleci sistem de bir gün geldi, yerini bu köleci sistemden daha adil, daha insani olan bir sisteme bırakmaya mecbur kaldı.
Bir sonraki hikâyemizde bu sistemi hikayeleştireceğiz.