Başlık ilk bakışta biraz sıra dışı gelebilir, farkındayım. Fakat bazen bir derdi görünür kılmak için cümleleri kalıpların dışına çıkarmak gerekir.

Sorum net: Bu ülkenin geleceğini sırtlayacak öğrenciler mi daha kıymetli, yoksa onların adına karar mekanizmasında oturan milletvekilleri mi?

Elbette vekillerimiz halkın temsilcisi olarak kıymetli bir görev ifa ediyor. Ancak meseleye bir okul kantini ile Meclis lokantasındaki su ve ayran fiyatı üzerinden bakarsak, neyi kastettiğim çok daha net anlaşılacaktır.
Devletimiz, öğrencilerin beslenmesine katkı sunmak amacıyla 2 bin liralık kantin desteği veriyor. Ailenin üzerindeki yükü hafifletmeyi ve bir çocuğun okula aç girmesini engellemeyi hedefleyen son derece kıymetli bir adım.
Fakat tam da burada durup sormak gerekiyor:

* Bir şişe su, bir kutu ayran kaç lira?

* Günlük harçlığıyla ayakta kalmaya çalışan bir öğrenci için kantin fiyatları ne anlam taşıyor?

Eğer öğrencinin cebine koyduğumuz destek, kantindeki zam dalgasıyla eriyip gidiyorsa orada ciddi bir çelişki var demektir. Devletin bir eliyle verdiğini, denetimsiz piyasa koşulları diğer eliyle geri alıyorsa sorgulanması gereken bir düzenle karşı karşıyayız.

Meclis’te Su, Kantinde Su...

Meclis lokantası ile okul kantinini birebir aynı kefeye koyamayız; tedarik imkânları, işletme maliyetleri ve şartlar kuşkusuz farklıdır. Fakat makul bir soru hâlâ ortada duruyor:
Milletvekili uygun fiyata su ve ayran içebilirken, aynı ülkenin evladı olan öğrenci neden bu imkândan mahrum kalıyor?
İkisi de insan, ikisi de bu ülkenin vatandaşı. Aralarındaki tek fark var: Vekil bugün karar veriyor; öğrenci ise yarın o kararların sonuçlarıyla yaşayacak. Bugünün öğrencisi yarının öğretmeni, doktoru, mühendisi veya siyasetçisi olacak. Yani öğrenciye yapılan her harcama, aslında Türkiye'nin yarınına yatırılan bir sermayedir.
Şüphesiz kantin işletmecisi de emeğinin karşılığını alacak; kirasını, elektriğini, çalışanının maaşını ödeyecek. Kimse esnafın zararına çalışmasını beklemiyor. Ancak sorun tam da burada başlıyor: Serbest piyasa, denetimsizlik anlamına gelir mi?
Anadolu’da güzel bir söz vardır: "Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya." Piyasayı kendi haline bırakır, denetim mekanizmasını işletmezseniz; bugün su, yarın ayran, öbür gün tost fiyatı kontrolden çıkar. Sonunda çocuğun beslenme çantasını dolduramaz hale gelirsiniz.

Geleceğimizi Ucuza Harcamayalım

Soruya tekrar dönelim. Benim cevabım berrak: Bu ülkenin geleceği olan öğrenciler her şeyden kıymetlidir. Vekiller bugün var, yarın yerlerini başkalarına devrederler. Ancak çocuklarımız bu ülkenin omurgasıdır.
Sınıfa karnı aç giren, harçlığını hesaplamaktan dersine odaklanamayan bir gençlikten büyük başarılar bekleyemeyiz. Gençlerin Meclis'te daha güçlü temsil edilmesi, onların hayat şartlarını doğrudan bilen kadroların karar mekanizmalarında yer alması da bu yüzden bir temenni değil, ihtiyaçtır.

Devletin öğrenciye destek vermesi takdire şayandır; ancak esas başarı, o desteğin kantin zamları karşısında erimesini engellemektir. Öğrencinin hakkını savunmak, kimsenin kazancına göz dikmek değil; adil bir bölüşüm talep etmektir.
Mesele yalnızca bir şişe su, bir kutu ayran ya da 2 bin liralık destek değildir. Mesele, bu ülkenin kendi geleceğine ne kadar değer verdiğidir. Yarınımızı ucuza harcamayalım; aksi halde bugün kantinde ödemediğimiz hesabı, yarın çocuklarımızın çalınan geleceğiyle ödemek zorunda kalırız.