Bazı meseleler vardır; takvim yaprakları değişir, mevsimler döner, ama onların ağırlığı yerinde kalır. Yarım asırdır konuşulan bir çözümün etrafında dolaşan kelimeler gibi… Hep aynı cümleler kurulur, hep benzer umutlar süslenir, ama hiçbirinin ayakları toprağa tam basmaz.

Bu yüzden bahar geldiğinde herkes aynı şeyi hissetmez. Bir yerde ağaçlar çiçek açarken, başka bir yerde isimler eksilir. Ve bazı isimler, özellikle kadınların isimleri, sessizce toprağa karışır; failleri ise sanki hiç var olmamış gibi gölgede tutulur. Adaletin gecikmesi değil bu, adaletin bilinçli olarak susturulmasıdır.

Bir yanda “çözüm” denilen uzun bir hikâye anlatılır. Diğer yanda eğitim yuvalarına düşen gölgeler, çocukların hafızasında erken yaşta büyüyen korkular bırakır. Okul dediğin yerin duvarları bilgiyle değil, bazen siren sesleriyle yankılanır. Ve insan sorar: Bir toplum aynı anda hem iyileşmeye çalışıp hem nasıl bu kadar derinden yaralanabilir?

Belki de mesele tam olarak budur. Aynı anda iki ayrı gerçeklikte yaşamak. Birinde umut konuşulur, diğerinde kayıp sayılır. Birinde bahar vardır, diğerinde yas.

Ama insan dediğin, bütün bu çelişkilerin ortasında bile bir şey tutar içinde. Bazen bir yüzü, bazen bir sesi, bazen sadece bir ihtimali… Seni düşünmek de böyle bir şey işte. Memleketin karmaşasıyla iç içe geçmiş bir his. Ne tam kişisel kalabiliyor, ne de bütünüyle toplumsal olandan kopabiliyor.

Seni düşünmek, biraz da bu yüzden ağır. Çünkü sadece seni değil, seni var eden coğrafyayı da düşünmek demek. O coğrafyanın acılarını, suskunluklarını, yarım bırakılmış hikâyelerini de beraberinde taşımak demek.

Baharın ne zaman gerçekten bahar olacağını bilmiyorum. Aşkın ne zaman sadece iki kişi arasında kalabileceğini de. Ama şunu biliyorum: Bir yerde hâlâ adalet eksikse, bir yerde hâlâ isimler yarım anılıyorsa, hiçbir mevsim tam anlamıyla gelmiş sayılmaz.

Ve insan, en çok da bu yüzden birini severken bile eksik hisseder. Çünkü bazı yaralar, sadece bireysel değildir. Çünkü bazı bekleyişler, sadece bir kişiye değildir.

Belki bir gün, hem memleketin hem kalbin aynı anda hafifler.
O zaman bahar gerçekten gelir.