Semsür bölgesinde kırk iki bin yıldan beri gelişen olayların hikâyelerine devam ediyoruz. Kırk iki bin yıl önce Palani Mağarası’nda yaşama ayak basan atalarımızın torunları, bu süre içinde acıyı tatlıyı, güzeli çirkini yaşadı. Batıdan, doğudan gelen çok misafir ağırladı. Bazı misafirlerden çok acı çekti, bazılarından marifetler edindi. Komşularıyla barış içinde yaşamayı kültür edindi.

İnançlarının önderi Mitra, barışın elçisi rehber oldu. Mitra kavga edenleri barıştırdı, aralarında hak ve hukuka göre antlaşmalar yaptı. Mitra tarihte ilk kez savaşanlar arasında, barışa sadık kalmak için yemin retoriğini geliştirir. Mitra hâlen barış için yapılan yemin retoriğinin gözeticisidir. Yemine sadık kalmak yüce ahlaki üstünlüğü ifade eder.

Mitra’nın bin gözü, bin kulağı var. Nerede yanlış bir olay gelişirse yanlışa müdahale eder. Her yeri gözetler, her yeri dinlerdi. Ahura Mazda ona bu meziyeti vermişti. Birinin bir şikâyeti ne kadar zayıf ve sessiz de olsa bile, onun kulağı duyar, gözü görürdü.

O inanç bugün de yaşamın bir parçası. Kim dara düşse aklına Hızır gelir. Hızır günümüz Mitra’dır. Hızır’ın ne zaman ve nerede yardımına erişeceği bilinmez. Hızır bazen bir yaşlı kılığında, bazen de insanın duruşunu sınamak için yardıma muhtaç bir çocuğun kılığında görünür. Kişiyi vicdan, merhamet konularında sınava tabi tutar.

Bu inançla beslenmiş, ahlaki üstünlüğe erişmiş Komagene halkı iki yüz otuz dört yıl, Roma ve Part imparatorlukları arasında barış içinde varlığını korudu. Barış ülkesi oldu. Küçük bir devletti ama herkesin saygı duyduğu, ağırlığı olan bir devletti.

Barışa dair duruşu duyunca, günümüzde İsviçre’nin barışçı politikası akla gelir. Üç farklı halkı bir arada mutlu eden İsviçre muazzam bir gerçeği anlatır. Bu politika ile ülke zenginleşti, halkı mutlu oldu. Barış içinde yaşamak bir yaşam felsefesi olarak toplumun zihninde yer aldı.

Başşehir Samsat ticaret merkezi oldu. Şehir elli bin nüfusa erişti. Şehirler arasında köprü ve yollar yapıldı. Pirin, Komagene’nin beş gelişmiş şehrinden biri idi. Samsat-Meleti arasındaki ticaret yolunun merkezi idi.

Altın, gümüş, demir ve çok sayıda kıymetli madenler değerlendirildi. İlk kez Kahta Kalesi dibinde haddehaneler açarak ilk demir işletmeciliği yaptı.

Krallığın zenginliği ve halkın mutluluğunu gören yayılmacı Roma Krallığı, Komagene’nin etrafını sardı, müdahale için bahaneler aradı. Başşehir Samsat surlarına kadar dayandı.

Kral Antikos halkını korumak için, tarihte ilk kez Roma güçlerine karşı neftli silah kullanarak Roma güçlerini hayal kırıklığına uğrattı. İlk kez bu haddehanelerde kılıç ve hançer icat etti. Hançer bölge halkının günlük korunma silahı halini aldı. Her kişi giyinip evden çıkmadan belindeki kemerine bir hançer yerleştirdi.

Mısır Hatti Devleti ile girdiği savaşta ilk kez bu yakın savaş silahı hançer ile tanıştı. Mısır kralı, Hatti kralından bu silahın nasıl yapıldığını sormuştu. Hatti kralı hançer yapım sırrını Mısır kralına vermedi.

Antikos güçlü Roma’yı topraklarından defetti. Himayesinde olan şehirlerin dışında başka yerleri alma hevesine kapılmadı. Himayesinde olan yerleşim yerlerini mutlu etmek için en uzak yerden temiz su getirerek halkını mutlu etmeye çalıştı. Kahta Kalesi’ni güçlendirdi. Başşehir Samsat’a kırk kilometreden, dereleri tepeleri aşarak su getirdi. Her yıl halkına yaptığı çalışmaların hesabını verdi.

Antikos’un iki kızı, bir oğlu vardı. Kızlarından Laodika’yı Part İmparatoru veliahttı Pakoros adındaki prens ile evlendirdi. Diğer kızı Antikosya’yı da şimdi Azerbaycan’ın bulunduğu bölgede hüküm süren Antrepaten Devleti kralı ile evlendirdi.

Her iki devletin kralları da kendisinin de üyesi olduğu Orontes Hanedanı’nın üyesiydi. Çünkü kendisi de yine Orontes Hanedanı’na mensup Kapadokya Kralı Aribarzanes’in kızı İsias ile evlenmişti.

Devam Edecek