Neyin Nerede ve Nasıl Konuşulacağına Dikkat Etmek: Hz. Peygamber’in (sas) Üslubu ve Muhataba Göre Tavrı

Sağlıklı bir iletişimde en başta dikkat edilecek hususlardan birisi de muhatabın anlayabileceği ve kavrayabileceği şekilde bilgi alışverişi yapmaya dikkat edilmesidir. Bu noktada Hz. Ali’nin “İnsanlara anlayabilecekleri şeyler söyleyiniz. Siz Allah ve Resûlü’nün yalanlanmasını ister misiniz?” (Buhârî, “İlim”, 49) sözü aynı gerçeğe parmak basmaktadır. Keza Abdullah b. Mesud’un “Bir gruba, akıllarının almayacağı şeyler söylersen, şüphesiz bu onların bir kısmı için bir fitne olur.” (Müslim, “Mukad­dime”, 5) sözü de aynı minvalde yol gösterici ve uyarıcı mahiyettedir.

Konuyla ilgili şu çarpıcı örneğe gelin hep beraber kulak verelim. Ebu Hüreyre naklediyor: “Bedevinin biri Hz. Peygamber’e gelerek ‘Ya Resulallah, karım siyah bir oğlan doğurdu; ben bunu kabul etmedim’, demiş. Hz. Peygamber (sas) ona, ‘Senin develerin var mı?’ diye sormuş. Bedevi ‘Evet!’ cevabını vermiş. ‘Renkleri nedir?’ buyurmuş. Bedevi, ‘Kırmızıdır’ demiş. ‘İçlerinde boz renkleri var mı?’ diye sormuş. Bedevi ‘Evet’ demiş. Resulullah (sas) ‘Ya bu nereden geldi?’ buyurmuş. Bedevi ‘Ya Resulallah, belki onu bir damarı çekmiştir’ cevabını vermiş. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sas) ‘İhtimal bunu da bir damarı çekmiştir’ buyurmuştur. (Buhârî, “Talak”, 24)

Şu izahı ve konuyu kavratmayı görüyor musunuz? Resulullah (sas), hanımı hakkında nasıl böyle bir düşünceye kapılabilir diye bedeviye kızabilir, onu kovabilir veya ona çok tepki gösterebilirdi. Ama ne yaptı Allah Resulü? Onun anlayabileceği ve kavrayabileceği bir üslupla, ayrıca aşina olduğu kültürel bir olguyla örnek vererek kuruntusunun yersiz olduğunu çok güzel anlatmış oldu. Buradan da çıkaracağımız çok güzel dersler yok mu?

Öte yandan etkili ve sağlıklı bir iletişimde empati yapmak veya yaptırmak da ehemmiyet arz eder. Buyurun şu örneğe de hep beraber bakalım:

Genç bir adam Hz. Peygamber’e (sas) gelerek, zina yapmak için kendisine izin vermesini istedi. Orada bulunan sahabiler hemen ona dönüp tepki göstererek konuşmasını engellemeye çalıştılar. Allah Resulü (sas), gence, “Yaklaş!” dedi. Genç de Resulullah’a yaklaştı ve yanına oturdu. Aralarında şöyle bir konuşma geçti:

—Annenle zina edilmesini ister misin?

—Vallahi hayır! Canım sana feda olsun ki hayır, istemem.

—Diğer insanlar da anneleriyle zina edilmesini istemez. Kızınla zina edilmesini ister misin?

—Vallahi hayır, ya Resulallah! Canım sana feda olsun ki hayır, istemem.

—Diğer insanlar da kızlarıyla zina edilmesini istemez. Kız kardeşinle zina edilmesini ister misin?

—Vallahi hayır! Canım sana feda olsun ki hayır, istemem.

—Diğer insanlar da kız kardeşleriyle zina edilmesini istemez. Halanla zina edilmesini ister misin?

—Vallahi hayır! Canım sana feda olsun ki hayır, istemem.

—Diğer insanlar da halalarıyla zina edilmesini istemez. Teyzenle zina edilmesini ister misin?

—Vallahi hayır! Canım sana feda olsun ki hayır, istemem.

—Diğer insanlar da teyzeleriyle zina edilmesini istemez.

Bu konuşmanın ardından Allah Resulü (sas) elini gencin başına koydu ve “Allah’ım, onun günahlarını bağışla, kalbini kötülüklerden temizle ve ırzını/iffetini koru!” diye dua etti. Bu hadiseyi anlatan ravi şöyle demiştir: “Bundan sonra o genç, bir daha böyle bir şeye yönelmedi.” (Müsned, 5/256)

Genç, şehevî arzularının yoğun baskısı altında kalarak Allah Resulünden (sas) gayri meşru ilişki için izin istemişti. Onun hissiyatını anlayan Resulullah onu kınamadan, kırmadan yanına oturtmuş ve ona bazı sorular sorarak, kendi yakınlarına yapılmasını istemediği bir fiili, başkalarına yapmasının ne kadar yanlış olacağını kavratmıştı. Kime, nasıl davranacağını gayet iyi bilen Hz. Peygamber, insanların en çok etkilendiği yakın ilgi ve söyleşi sayesinde o genç ile güzel bir iletişim kurmuş ve onun, büyük günahlardan birisini işlemesine engel olmuştu. (Hadislerle İslâm, 5/ 519)

Ebû Hüreyre anlatıyor: Bedevînin biri Mescid-i Nebevî’de küçük abdestini bozmuştu. Sahabiler onu azarlamaya kalkıştı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurdu: “Adamı kendi haline bırakın. Abdest bozduğu yere bir kova (veya büyük bir kova) su dökün. Siz kolaylık göstermek için gönderildiniz, zorluk çıkarmak için değil.” (Buhârî, “Vudû’” 58, “Edeb” 80). Resulullah’ın (sas) hoşgörüsünü, bedeviye karşı muamelesini, tepki gösteren ashaba tavsiyesini görüyor musunuz? İletişimde hayati öneme sahiptir, insanlara kolaylık göstermek. O bedevi sözlü belki de fiili müdahaleye maruz kalsaydı daha mı iyi olurdu? Camide nasıl davranması gerektiğini bundan daha güzel öğretecek bir yöntem var mıydı? Kolaylık için gönderildikleri hatırlatılan ashab insanlara tesir etmenin, faydalı bir iletişime geçmenin -tabiri caizse- sihirli formülünü öğrenmiş olmadılar mı? Çağlar ötesinden nasıl da etkili iletişim dersi veriyor bize, Hz. Peygamber (sas).

Hadislerde yer alan iletişim ilkeleri, Şuayip Özdemir hocamızın konuyla ilgili doyurucu makalesinden özetle, şu başlıklar altında verilebilir:

1. Hz. Peygamber (sas) iletişimde ve insanlar arası ilişkilerde hitabını muhatabının bireysel özelliklerine ve eğitim seviyesine uygun yapmaya dikkat etmiş, konuları onların anlayabilecekleri bir üslupla sunmuş ve sürekli olarak bunu öğütlemiştir. Bu hususla ilgili örnekler yukarıda geçmişti.

2. Hz. Peygamber (sas) insanlarla iletişim kuracağı zamanları çok iyi seçer, hedef kitlenin dikkatlerinin yoğun ve isteklerinin dorukta olduğu zamanları tercih ederdi. Abdullah b. Mesud bu hususu ifade eden şu rivayeti nakletmiştir: “Ashabı usanıp sıkılır düşüncesiyle Hz. Peygamber bize her gün değil, ara sıra vaaz ve nasihat ederdi.” (Buhârî, “İlim” 11, 12)

3. Empatik tavır Hz. Peygamber’in en önemli özelliğidir. Kur’an’da “And olsun, içinizden size öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size düşkün, müminlere şefkatli, merhametlidir” (Tevbe, 9/128) şeklinde tanımlanan Hz. Peygamber insanlarla olan ilişkilerinde empatik yaklaşımı en iyi şekilde uygulamış ve biz müminlere de bunu tavsiye etmiştir. Hadislerde empatiyi öne çıkaran ifadelere sıkça rastlamak mümkündür. Nitekim “…sizden birisi kendisi için istediğini komşusu veya kardeşi için istemedikçe tam anlamıyla iman etmiş olamaz” (Tirmizî, “Sıfatü’l-kıyâme”, 59) hadisinde kendisini başkasının yerine koymak doğrudan iman ile ilişkilendirilmiştir. Böylece empatik anlayışta zirveye çıkıldığını görmekteyiz.

4. Fiziksel görünüm, kişiler arası iletişimde ilk izlenimlerin oluşmasında etkili olan bir görünüş kodudur. Karşı karşıya gelen iki kişi arasındaki ilk etkileşim, iletişim sürecinin önemli bir belirleyicisidir. Görüntünün verdiği ilk izlenimler sözel iletişimleri ve ilişkisel iletişimleri etkilemekte ve yönlendirmektedir. Bir rehber olarak insanları doğru yola çağıran ve onlara dini mesajı en iyi şekilde ulaştıran Hz. Peygamber fiziksel görünüme son derece önem verirdi. Her zaman sade ve temiz giyinir, İslam’ı tebliğ maksadıyla görüşeceği heyetlerin karşısına en güzel elbiseleri ile çıkar, yanındakileri de bu hususta uyarırdı. Hz. Peygamber, sözlü ve fiili olarak başkalarına rahatsızlık vermemeye özen gösterdiği gibi beden diliyle de rahatsızlık vermemeye dikkat eder, görüntüsüyle çevreye rahatsızlık verenleri uyarırdı. Bu manada devamlı temiz elbiseler giyer, saçlarını itina ile tarardı.

5. İletişimde söz ve davranış bütünlüğü mesajın muhataplar üzerindeki etkisi açısından son derece önem taşımaktadır. Söz ve davranış bütünlüğünün örneklerine Hz. Peygamber’in hayatında sıkça rastlanır. Aşağıda nakledilen anekdot, Hz. Peygamber’in uygulamalarında açıkça ortaya çıkan inanç-davranış bütünlüğünün, iletişimde inandırıcı ve güvenilir olmanın önemini ortaya koymaktadır. “Umman Meliki el-Cülendi'ye Resulullah’ın İslâm’a davet mektubu ulaştığı zaman o, Resulullah’ın hayatı hakkında bilgi istedi. Gerekli bilgiyi aldıktan sonra “Allah bana bu ümmi Peygamber’i tanımayı nasip etti. O, hiçbir iyiliği ilk olarak kendisi tatbik etmeden emretmiyor; hiçbir kötülüğü de evvela kendisi bırakmadan nehyetmiyor. O mutlaka galip gelecek, engellenmeyecektir; mutlaka üstün çıkacak, darda bırakılmayacaktır. O, ahde vefa gösterir, va’dini yerine getirir. Ben kesinlikle kabul ediyorum ki o, bir peygamberdir,” diyerek Müslüman olmuştur.

6. Sevgi, hoşgörü ve yapıcı yaklaşım Hz. Peygamber’in (sas) insanlarla olan ilişkilerinde başvurduğu yegâne bir yöntemdir. Hz. Peygamber insanlara sevgisini her zaman göstermiş, hak etmediği uygulamalara maruz kalsa bile hiçbir zaman küsmemiş, onlara beddua etmemiştir. Hatta maruz kaldığı bazı olumsuz durumlarda bile; “Allah’ım onlara doğruyu göster, onlar bilmiyorlar” diye dua etmiş, muhataplarına sevgi ile yaklaşmıştır.

7. Hz. Peygamber konuşmalarında ilgi ve dikkatleri toplamak ve devam ettirmek için jest ve mimiklerini en iyi şekilde kullanmaya özen gösterirdi. Elleriyle ifadelerine canlılık katardı. “Mü’min, diğer mü’min için birbirine destek olan bir bina gibidir” derken parmaklarını kenetleyerek göstermesi, “Ben kıyamet ile sizin aranızda şu kadar mesafe kaldığı bir zamanda nübüvvet vazifesiyle gönderildim” derken şehadet parmağıyla orta parmağının arasını hafifçe açarak göstermesi, “Yetimin kefili olanla ben cennette şu ikisi gibiyiz.” derken şehadet parmağıyla orta parmağının arasını hafifçe açması, Muaz b. Cebel’e öğütlerde bulunurken dilini eliyle tutarak “İşte bunu muhafaza et” demesi, takvanın söz ya da şekille olmadığını kalpte olduğunu anlatırken de; “İşte takva buradadır!” şeklinde parmağıyla kalbini işaret etmesi elleriyle yaptığı jestlerdendir.

8. Hz. Peygamber’in (sas) konuşmalarında akıcı ve anlaşılır bir dil kullandığı görülür. Onun konuşmaları oldukça fasihtir. Konuşurken kullandığı kelimeleri, cümleleri, son derece pürüzsüz ve kulağa hoş gelecek şekilde söylemiştir. Aynı zamanda bu konuşmalar, söylenen sözün mekâna, zamana, şartlara uygunluğu açısından son derece beliğdir. Hz. Peygamber sözü az, manası çok olan sözler söylerdi. “Cevami-u’lkelim (az, öz söyleme kabiliyeti) ile gönderildim” diye buyurarak bu yönüne dikkat çekmiştir. (Özdemir, Ş., 2010)

DEVAM EDECEK