Temelkuran, farklı coğrafyalardan gelen milyonlarca Müslümanın aynı kıblede buluşmasının “insanlığın ortak dili” olduğunu vurguladı.

Şırnak Ajans köşe yazarı Ramazan Temelkuran, umre ibadetini yerine getirmek üzere gittiği Medine ve Mekke’deki gözlemlerini paylaştı. Temelkuran, Medine’ye adım attığı ilk anda dikkatini çeken unsurun, huzurun içindeki çok seslilik olduğunu ifade etti.
Dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanların, farklı dil ve kültürlere sahip olmalarına rağmen aynı istikamete yöneldiğini belirten Temelkuran, bu manzaranın özellikle Ravza-i Mutahhara çevresinde daha belirgin şekilde hissedildiğini kaydetti.

Mekke’de ise Kâbe’yi ilk gördüğü an yaşadığı duyguların derinleştiğini aktaran Temelkuran, umre için gelen kalabalıkta “yabancı” kavramının ortadan kalktığını dile getirdi. Farklı renk, dil ve milletlerden insanların aynı safta buluştuğunu ifade eden Temelkuran, Kur’an-ı Kerim’de yer alan Kur'an-ı Kerim’in Rum Suresi 22. ayetine atıfta bulunarak, dillerin ve renklerin farklılığının ilahi bir ayet olduğuna dikkat çekti.

Temelkuran yazısında, kutsal topraklarda insanın kendi dar bakış açısını geride bıraktığını, milliyet ve mezhep farklılıklarının ötesinde ortak bir bilinç oluştuğunu vurguladı. Hacer-ül Esved’i selamlamak için yan yana duran farklı kıtalardan insanların aynı duada birleşmesinin, kardeşliğin en somut göstergesi olduğunu belirtti.

Umre ibadetinin yalnızca bir ziyaret olmadığını, aynı zamanda insanlığın çeşitliliğine şahitlik etmek anlamına geldiğini ifade eden Temelkuran, tavaf sırasında hissedilen birlik ve ahengin toplumsal hayata da yansıması temennisinde bulundu.
Farklılıkların çatışma değil zenginlik olarak görülmesi gerektiğini belirterek, ülkede de bu kardeşlik ruhunun güçlenmesi yönündeki dileğini paylaştı.
Ramazan Temelkuran köşe yazısını okumak için tıklayınız




