Medyada ve sosyal medya platformlarında özel gereksinimli bireylerin davranışlarının mizah ve reyting unsuru haline getirilmesine tepki gösteren uzmanlar, bu durumun hem bireylerin ruh sağlığına zarar verdiğini hem de toplumsal algıyı olumsuz etkilediğini belirtti.

Özel Eğitim Öğretmeni Muhammed Veli Özalp, son dönemde özel gereksinimli bireylere yönelik içeriklerin giderek arttığını ve bunun ciddi etik sorunlar doğurduğunu ifade etti. Özalp, bu bireylerin sergilediği şiddet, küfür, saldırganlık ya da dürtüsel davranışların sosyal medya ve bazı programlarda normalleştirilerek eğlence malzemesine dönüştürüldüğünü söyledi.

Özalp, özel eğitim sürecinde edinilen olumsuz davranışların söndürülmesinin oldukça zor olduğuna dikkat çekerek, “Ne yazık ki günümüz medyasında ve sosyal platformlarda hazırlanan içerikler bu davranışları gülünç bir malzeme haline getiriyor. Popülerlik bittikten sonra bu bireylerin topluma yeniden nasıl uyum sağlayacağı düşünülmüyor” dedi.
Down sendromlu bireyler üzerinden verilen örneklerin yanlış algı oluşturduğunu da belirten Özalp, ailelerin şaka amaçlı yaklaşımlarının bile çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakabildiğini ifade etti. Özalp, “Engelli bireyler bir komedi malzemesi değildir. Onları topluma kazandırmak ile alay konusu yapmak arasında büyük bir fark vardır. Herkesi empatiye davet ediyorum” diye konuştu.
Psikolog Beyto Can Ekinler ise medya içeriklerinin özel gereksinimli bireylerin psikolojik gelişimi üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguladı. Ekinler, bireylerin çevreden aldığı geri bildirimlerin kimlik gelişiminde belirleyici olduğunu belirterek, mizah adı altında sunulan içeriklerin yanlış bir öğrenme sürecine yol açtığını söyledi.
Ekinler, “Kendisine gülündüğünü gören birey bunu bir onaylanma olarak algılayabilir ve bu davranışları içselleştirebilir. Bu durum zamanla kalıcı davranış örüntülerine dönüşebilir” dedi.

Sürecin en kritik boyutunun ise sonradan ortaya çıktığını ifade eden Ekinler, popülerlik sona erdiğinde bireylerin gerçek hayatta dışlanma ve tepkiyle karşılaştığını, bunun da ciddi bir sosyal uyum travmasına neden olabileceğini belirtti.
Ekinler, bu durumun öfke, içe kapanma ve saldırganlık eğilimini artırabileceğini vurgulayarak, “Bu süreç özel gereksinimli bireylerin ruh sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakabilmektedir” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarına daha duyarlı ve etik bir yayıncılık anlayışı çağrısında bulundu.





