Suriye İç Savaşı ve güvenlik gerekçeleriyle yaklaşık 14 yıldır kapalı olan Nusaybin Sınır Kapısı ile ilgili yetkililerden alınan bilgi ve öne sürülen iddialara göre 30 Mart’tan itibaren açılabileceği öne sürüldü.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen de Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılmasıyla ilgili yaptığı konuşmada “10 Mart Antlaşması” olarak bilinen sürecin, 30 Ocak 2025 Antlaşması ile fiilen hayata geçtiğini belirten Ekmen, kapalı oturumlarda devlet yetkilileri tarafından iki ayrı toplantıda bilgilendirildiklerini ifade etti. Yetkililerin kullandığı ifadelere dikkat çeken Ekmen, “Devlet yetkilileri, ‘Bugün 10 Mart Antlaşması uygulanacak olursa Sayın Cumhurbaşkanımızdan talimatı aldık’ dediler. Burada ‘talimat bekliyoruz’ denilmedi, açıkça ‘talimatı aldık’ ifadesi kullanıldı. Bu durum sürecin fiilen tamamlandığını göstermektedir” dedi.

Yetkililerin, anlaşmanın hayata geçirilmesi durumunda Nusaybin Sınır Kapısı’nın aynı gün açılabileceğini ifade ettiklerini aktaran Ekmen, kapının açılmasını temenni ettiklerini belirterek, “Açılmadığı takdirde bu sözleri kendilerine hatırlatacak ve sürecin takipçisi olacağız” diye konuştu.

Nusaybin Sınır Kapısı konusunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine de taşıyacağını söyleyen Ekmen, “Bu mesele hem bölge ekonomisi hem de sınır ticareti açısından hayati öneme sahip. Aynı zamanda akrabaların buluşması açısından da önemli. Mardinli hemşerilerimizin beklentisi olan kapının açılması yönündeki talebi; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, MİT Başkanı İbrahim Kalın’a ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a ileteceğim” ifadelerini kullandı.

"İkiz Şehirler": Nusaybin ve Kamışlı

Nusaybin ve Kamışlı, tarihsel olarak tek bir sosyo-ekonomik havzanın parçalarıyken, sınırların çizilmesi ve ardından gelen çatışma dönemleriyle birbirine sırtını dönmüş "ikiz şehirler" olarak tanımlanmaktadır. 2011 Suriye İç Savaşı öncesinde bölgenin en aktif ticaret damarlarından biri olan Nusaybin Sınır Kapısı, savaşın başlaması ve Kamışlı’nın merkezi hükümet kontrolünden çıkarak fiili otonom yapıların (YPG/SDG) eline geçmesiyle birlikte Türkiye’nin ulusal güvenlik mimarisinde bir "risk alanı" olarak kodlandı.

2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin "ihracat odaklı büyüme" modeli ve "komşularla normalleşme" stratejisi, kapalı duran bu kapının maliyetini yeniden tartışmaya açtı. Bölge, Habur Sınır Kapısı’nın tekeline sıkışmış bir ticaret döngüsü içinde boğulurken, Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılması, sadece Mardin için değil, tüm Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz hinterlandı için stratejik bir çıkış yolu olarak görülmekte.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ve Nusaybin Ticaret ve Sanayi Odası (NTSO), kapının açılması için en güçlü lobi faaliyetini yürüten kurumların başında gelmektedir. DTSO Başkanı Mehmet Kaya’nın 2024 ve 2025 yıllarındaki analizleri, mevcut ticaret rotasının yarattığı yapısal sorunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye’nin Suriye’ye doğrudan ihracat yapabileceği en geniş sınır hattına ve 13 kapıya sahip olmasına rağmen, bunların büyük kısmının kapalı olması ticareti dolaylı rotalara itmiştir. Türk ihracatçısı, Suriye pazarına (özellikle kuzey ve doğu bölgelerine) mal satabilmek için Irak (Habur) güzergahını kullanmak zorunda.

Mallar önce Irak’a girmekte, burada Iraklı iş insanları tarafından devralınmakta ve ardından Suriye’ye sevk edilmektedir. Mehmet Kaya’nın ifadesiyle, "Bu durumu fırsata çeviren Iraklı iş insanları, Türkiye'den temin ettikleri malları Suriye pazarına rahatlıkla sunmaktadır." Bu durum, katma değerin önemli bir kısmının Iraklı aracılara gitmesine ve Türk malının son kullanıcıya daha pahalı ulaşmasına neden olmaktadır. 2021 verilerine göre Diyarbakır’dan Irak’a yapılan ihracat 111 milyon dolar olarak görülse de, bu rakamın önemli bir kısmı aslında "Suriye transiti"dir. Kapının kapalı olması, Türkiye’nin Suriye ile olan gerçek ticaret hacminin kayıtlara geçmesini engellediği iddia ediliyor.

TBMM Genel Kurulu’nda dile getirilen sorunlar, kapalı kapının sektörel bazda yarattığı tahribatı somutlaştırdı. Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’in aktardığı bilgilere göre, Mardin ve bölge illerindeki un üreticileri ciddi bir haksız rekabetle karşı karşıyadır. Iraklı fabrika sahipleri, Türkiye’den hammaddeyi (buğdayı) dünya fiyatlarından temin etmektedir. Ancak Türkiye’de üretilen unun Irak’a girişinde yüksek gümrük vergileri uygulanmakta. Mütekabiliyet ilkesinin işletilememesi ve Nusaybin gibi alternatif kapıların kapalı olması nedeniyle Türk un üreticisi, tek pazar olan Irak’ta rekabet gücünü kaybetmektedir. Nusaybin Kapısı’nın açılması, Türk üreticisine Irak pazarına bağımlı kalmadan doğrudan Suriye pazarına erişim imkanı tanıyacak ve pazar çeşitliliği sağlayacağı hedefleniyor.

Türkiye’de ilk yapay zeka destekli operasyon
Türkiye’de ilk yapay zeka destekli operasyon
İçeriği Görüntüle