ŞIRNAK AJANS- Fransız yazar ve araştırmacı Christophe Clavé, yayımladığı son makalesinde dilin giderek sadeleşmesi ve kelime dağarcığının daralmasının insan düşüncesi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Clavé, dilde yaşanan yoksullaşmanın yalnızca bir dil bilgisi meselesi olmadığını, insanların eleştirel düşünme ve kendilerini ifade etme kapasitesini de etkileyebileceğini savundu.

Clavé’nin yazısında, İkinci Dünya Savaşı sonrasından 1990’ların sonlarına kadar artış gösterdiği belirtilen ortalama dünya zekâ katsayısının son 20 yılda gerilemeye başladığı öne sürüldü. Yazar, söz konusu değişimle dildeki yoksullaşma arasında bağlantı kurulabileceğini ifade etti.

“Dilin yoksullaşması düşüncenin sınırlarını daraltıyor”

Christophe Clavé’ye göre küçülen kelime dağarcığı, kaybolan zaman kipleri ve giderek terk edilen noktalama kuralları yalnızca yazım veya dil bilgisi açısından değerlendirilemeyecek bir değişim.

Motosiklet çocuğa çarpıp iş yerine daldı,1 yaralı
Motosiklet çocuğa çarpıp iş yerine daldı,1 yaralı
İçeriği Görüntüle

Clavé, dilin düşüncenin temel araçlarından biri olduğunu belirterek, dilin kullanım alanı daraldıkça bireylerin düşüncelerini ifade etme ve farklı düşünce biçimleri arasında bağlantı kurma imkanlarının da sınırlanabileceğini savundu.

Zaman kipleri ve varsayımsal düşünce

Clavé, dil yetisinin zayıflamasının insanların geçmiş ile gelecek arasında bağlantı kurma biçimini de etkileyebileceğini ileri sürdü.

Özellikle koşul ve birleşik zaman kiplerinin kullanımının azalmasına dikkat çeken yazar, bu yapıların yalnızca dil bilgisi kuralları olmadığını, aynı zamanda geleceğe ilişkin düşüncelerin ve varsayımların kurulmasında işlev gördüğünü ifade etti.

Clavé’nin yazısındaki değerlendirmelere göre;

  • Şimdiki zamana hapsolmak: Karmaşık zaman kiplerinin kullanımının azalması, düşüncenin yalnızca “o an” çevresinde şekillenmesine ve geleceğe yönelik projeksiyon yapma kapasitesinin zayıflamasına yol açabilir.
  • Hipotetik düşüncenin zayıflaması: Koşul ve dilek kiplerinin kullanılmaması, varsayımsal düşünce ile tümdengelimsel akıl yürütmenin kurulmasını güçleştirebilir.
  • Nüansların kaybolması: Clavé, Fransızcadaki “mademoiselle” ve İspanyolcadaki “señorita” gibi bazı kavramların dilden çıkarılmasının, kavramlar arasındaki ara aşamaların ve ince anlam farklılıklarının da zamanla silinmesine neden olabileceğini savundu.

“İfade edilemeyen duygu şiddete dönüşüyor”

Clavé, dildeki sığlaşmanın yalnızca bireysel düşünme biçimleriyle sınırlı kalmadığını, toplumsal ilişkileri de etkileyebileceğini öne sürdü.

İnsanların hissettiklerini doğru kelimelerle ifade edememesinin, duyguların sağlıklı biçimde aktarılmasını zorlaştırabileceğini belirten Clavé, yazısında şu değerlendirmeye yer verdi:

“Daha az kelime, duyguları ifade etme kapasitesini düşürür. Günümüzde tanık olduğumuz şiddetin büyük bir kısmı, hissedilenleri kelimelerle dile getirememe yetersizliğinden kaynaklanıyor.”

Orwell ve Bradbury üzerinden “dilsizleştirme” uyarısı

Christophe Clavé, dilin düşünce üzerindeki etkisini anlatırken George Orwell’ın “1984” ve Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451” eserlerine de atıfta bulundu.

Yazar, tarih boyunca otoriter yapıların kaliteli eğitim ve zengin bir dil kullanımını teşvik etmediğini savunarak, dilin sınırlandırılmasının düşünce dünyasının da sınırlandırılması anlamına gelebileceğini ileri sürdü.

Clavé’ye göre dili basitleştirmek, yazım kurallarını göz ardı etmek ve karmaşık dil yapılarını “kolaylaştırma” gerekçesiyle kullanım dışı bırakmak, uzun vadede insan zihninin ifade ve düşünme kapasitesinin daralmasına neden olabilir.

“Çocuklara dili tüm zenginliğiyle öğretelim”

Clavé, yazısının sonunda özellikle ebeveynlere ve eğitimcilere çağrıda bulundu.

Eğitimin aşırı şekilde basitleştirilmemesi gerektiğini savunan yazar, çocuklara dilin bütün karmaşıklığının, derinliğinin ve zenginliğinin aktarılmasının önemine dikkat çekti.

Clavé, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

“Karmaşık görünse bile dili tüm biçimleriyle öğretmek ve uygulamak zorundayız. Kelimeler yoksa düşünce de yoktur. Çocuklarımıza, öğrencilerimize konuşmayı, okumayı ve yazmayı yeniden hakkıyla öğretelim.”

Kaynak: Haber Merkezi