Beytüşşebap’ın yüksek rakımlı yaylalarından biri olan Mêrgê Sotî, yalnızca büyüleyici doğasıyla değil, yaşattığı geleneksel yaşamla da dikkat çekiyor. Yaz aylarında göçerlerin uğrak noktası olan bu yayla, bugün hâlâ berivanların (süt sağımı yapan kadınlar) emekleriyle sürdürülen bir yaşam kültürüne ev sahipliği yapıyor.

Ilısu’da Sazangil Avına Geçit Yok
Ilısu’da Sazangil Avına Geçit Yok
İçeriği Görüntüle

Yüksek rakımlı bu yaylada, hayvancılıkla geçinen aileler her yıl olduğu gibi bu yaz da sürüleriyle birlikte yaylaya çıkmış durumda. Süt sağımı, peynir yapımı ve hayvan bakımı gibi işleri burada sürdürüyorlar. Sürüleri sağdıktan sonra elde ettikleri sütle peynir, yoğurt ve tereyağı üretip aile bütçesine katkı sağladıklarını söyleyen Ayşe Ataman, “ bir buçuk aydır yayladayız, Eylül’e kadar buradayız. Her şey güzel gidiyor. Burada olmak bizi dinlendiriyor.” dedi.

Gün doğmadan başlayan sağım mesaisine dikkat çeken Berivanlardan Devlet Yiğit ise günlük rutinlerini şöyle anlatıyor: “Sabah erkenden kalkıp sağım için hazırlanıyoruz. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez sağım yapıyoruz. Bu bizim düzenimiz, yaşamımızın bir parçası."şeklinde konuştu

Berivanlardan Rahime Ataman ise kadın emeğine dikkat çekiyor: “Zorlukları var elbette ama bu bizim ekmek teknemiz. Bu yaşamı benimsedik, alıştık, mutluyuz”diye ifade etti. Yaylada yalnızca kadınlar değil, çobanlar da zorlu şartlara göğüs geriyor. Çobanlardan Recep Ataman, Berivanların zaman zaman zorluk yaşadığını, bunun özellikle yaşla birlikte daha da hissedildiğini söyledi. Buna rağmen yayladan memnun olduklarını belirten Ataman, bu yaşamı benimsediklerini ve yaylayı sevdiklerini ifade etti.Ulaşımın hâlâ problemli olduğunu söyleyen aileler, geçmişte bir saati bulan yayla yolculuğunun kısmi düzenlemelerle yarım saate indiğini, ancak özellikle malzeme ve süt taşımacılığında hâlâ ciddi zorluklar yaşadıklarını aktarıyor. Yıllardır hayvancılıkla uğraşan Hacı Ataman ise Berivan ve çobanların sadece sağım yapmadığını, aynı zamanda hayvanların her türlü bakımıyla da ilgilendiğini vurguluyor: Ataman“Veteriner yoksa biz varız. İlaçlarını da yaralarını da biz hallediyoruz. Hayvan bizim için sadece gelir kaynağı değil, emanettir.”dedi

Hacı Ataman’ın yaralı bir keçiye pansuman yaptığı an, bu sözlerin ne kadar yerli yerinde olduğunu gösteriyor. Yayla yalnızca doğayla mücadele değil; bilgi, deneyim ve sevgiyle yoğrulmuş bir yaşam alanı. Mêrgê Sotî’de doğa, kadın emeği, hayvancılık ve kültür iç içe geçmiş durumda. Her biri ayrı bir hikâye taşıyor. Bu hikâyeler yalnızca yaz mevsimiyle sınırlı kalmıyor; bir toplumun hafızasına yazılıyor. Ve o hafıza, Berivanların elleriyle, çobanların sabrıyla, doğanın bağrında sessizce şekilleniyor.

Şırnak Ajans

ü

.