TKDP Genel Başkan Yardımcısı Nasır Özden, son dönemlerde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan şiddet olaylarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Özden, bölgede art arda gelen acı haberlerin toplum vicdanını derinden sarstığını belirterek, toplumsal barışın korunmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi.
“Toplumsal barışı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur” diyen Özden, aile içi husumetler, silahlı kavgalar, kan davaları ve sokak ortasında yaşanan infazların artık tahammül sınırlarını aştığını ifade etti. Bu olayların sadece bireysel kayıplar olmadığını vurgulayan Özden, “Neredeyse her gün bir annenin evladı, bir çocuğun babası, bir ailenin umudu toprağa düşmektedir” dedi.

Şiddetin hiçbir kazananı olmadığını belirten Özden, bir insanın hayatını kaybetmesinin yalnızca bireysel bir kayıp olmadığını, bunun aynı zamanda toplumun geleceğinden eksilen büyük bir değer olduğunu kaydetti. Özden, “Bir annenin gözyaşı, bir çocuğun yetim kalması, bir eşin yalnızlaşması toplumun ortak yarasıdır” ifadelerini kullandı.
Bölgenin köklü tarihine de değinen Özden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kardeşlik, dayanışma ve güçlü aile bağları üzerine kurulu bir kültüre sahip olduğunu hatırlattı. Geçmişte ağır acılar ve çatışmalar yaşandığını belirten Özden, bugün ise yeni acıların kaynağının bireysel silahlanma, büyüyen husumetler ve hukukun yerine kişisel hesaplaşmaların tercih edilmesi olduğunu ifade etti.
Her olayın farklı nedenleri olabileceğini ancak sonucun değişmediğini belirten Özden, “Kaybeden her zaman toplum olmaktadır” dedi.
Silahın hiçbir zaman çözüm olmadığını vurgulayan Özden, bir anlık öfkeyle atılan bir adımın yıllarca sürecek acılara yol açtığını belirterek, “İntikam duygusu adalet değildir. Gerçek adalet, hukukun üstünlüğü ve devletin kurumları aracılığıyla sağlanır” şeklinde konuştu.
Toplumun tüm kesimlerine çağrıda bulunan Özden, kanaat önderleri, aşiret büyükleri, din adamları, sivil toplum kuruluşları, öğretmenler, aileler ve gençlerin bu süreçte önemli sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini söyledi. Özden, “Çocuklarımıza kin değil merhameti, nefret değil kardeşliği, silah değil kalemi, kavga değil diyaloğu öğretmeliyiz” dedi.
Devlet kurumlarının da bu konuda etkin rol oynaması gerektiğine dikkat çeken Özden, bireysel silahlanmanın önlenmesi, suçla etkin mücadele edilmesi, gençlere eğitim ve istihdam imkânlarının artırılması gerektiğini belirtti. Toplum huzurunu güçlendirecek sosyal politikaların kararlılıkla uygulanmasının önemine vurgu yaptı.
Farklı düşünce ve siyasi görüşlerin doğal olduğunu ifade eden Özden, hiçbir anlaşmazlığın insan hayatından daha değerli olamayacağını dile getirdi.
Açıklamasının sonunda toplumsal birlik ve sağduyu çağrısı yapan Özden, “Artık annelerin ağlamadığı, çocukların yetim kalmadığı, gençlerin mezarlıklarda değil okullarda ve iş yerlerinde gelecek kurduğu bir bölgeyi hep birlikte inşa etmeliyiz” dedi.
Özden, toplumun öfkeyi değil aklı, silahı değil hukuku, intikamı değil adaleti, ayrışmayı değil kardeşliği seçmesi gerektiğini belirterek, herkesi sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve toplumsal barışı korumaya davet etti.





