Kayıp yaşlı adam baraj gölünde ölü bulundu
Kayıp yaşlı adam baraj gölünde ölü bulundu
İçeriği Görüntüle

ŞIRNAK AJANS-Bugün sosyal medya sayesinde bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Fakat aynı zamanda emeğin görünmez hale geldiği bir dönemi de yaşıyoruz. Özellikle gazetecilik mesleği açısından bakıldığında, ortaya çıkan tablo düşündürücü bir noktaya ulaşmış durumda.

Bir olay meydana geliyor.

Gazeteci sahaya gidiyor. Yetkililerle görüşüyor. Belgeleri inceliyor. Görgü tanıklarına ulaşıyor. Bilgiyi teyit ediyor. Haberi yazıyor. Editoryal süreçlerden geçiriyor. Hukuki sorumluluğunu üstleniyor.

Ardından bir başkası geliyor. Haberi olduğu gibi alıyor.

Kaynağı çoğu zaman belirtmeden paylaşıyor.
Dakikalar içinde binlerce etkileşim alıyor.
Ortada garip bir tablo oluşuyor. Haberi üreten görünmez olurken, haberi paylaşan öne çıkıyor.
Oysa gazetecilik yalnızca bilgi aktarmak değildir. Gazetecilik, doğrulanmış bilgiyi kamu yararına sunma sorumluluğudur. Bu nedenle dünyanın her yerinde gazetecilik bir meslek olarak kabul edilir. Eğitim gerektirir. Etik kurallara dayanır. Hukuki sorumluluk taşır.

Bugün kendisini "medya hesabı", "haber sayfası" veya "gündem platformu" olarak tanımlayan birçok sosyal medya hesabının ise böyle bir sorumluluğu bulunmuyor.
Yanlış bilgi paylaşıldığında çoğu zaman hesap verilmiyor.
Eksik bilgi yayımlandığında bir düzeltme yapılmıyor.
Bir kişinin itibarı zedelendiğinde hukuki sonuçlarıyla çoğunlukla gazeteciler karşı karşıya kalıyor.
Çünkü gazeteci imzasının bir bedeli vardır.

Sosyal medyada ise çoğu zaman yalnızca paylaşım vardır.
Asıl sorun da burada başlıyor.

Gazetecilik emeği giderek değersizleşiyor.

Sahada çalışan muhabirlerin, editörlerin, foto muhabirlerinin ve yazı işleri çalışanlarının ürettiği içerikler birkaç saniye içinde kopyalanıyor. Haberin kaynağı unutuluyor. Haberi kimin araştırdığı bilinmiyor. Bilginin nasıl elde edildiği sorgulanmıyor. Sonra aynı çevreler dönüp "Gazetecilik neden güç kaybediyor?" diye soruyor. Gazeteciliğin güç kaybetmesinin nedenlerinden biri de tam olarak budur.

Üretimin değil, tüketimin ödüllendirildiği bir sistem oluşuyor.

Oysa bir kamu kurumundaki usulsüzlüğü ortaya çıkaran gazetecidir.
Bir vatandaşın sesini duyuran gazetecidir.
Bir afet anında doğru bilgiyi ulaştıran gazetecidir.
Bir kentin hafızasını oluşturan gazetecidir.

Sosyal medya hesapları ise çoğu zaman bu emeğin üzerine kurulu bir görünürlük elde etmektedir.
Elbette sosyal medya çağımızın gerçeğidir ve önemlidir. Sosyal medya habere ulaşmayı kolaylaştırmıştır. Ancak gazeteciliğin yerine geçemez.
Çünkü gazetecilik paylaşım yapmak değil, gerçekleri araştırmaktır.
Gazetecilik etkileşim toplamak değil, kamuoyunu doğru bilgilendirmektir.
Gazetecilik birkaç saniyelik görünürlük değil, toplum adına üstlenilen bir sorumluluktur.
Bugün bir haberi paylaşmadan önce belki şu soruyu sormamız gerekiyor:
O haberi ilk kim üretti? Çünkü haberi paylaşanlar çok olabilir. Ama gerçeğin peşine düşenler hâlâ gazetecilerdir.


-Size gazeteci olarak günlük yaşantımızdan bir örnek vermek istiyorum.

Bazı geceler sabaha kadar uyumuyoruz.

Telefon çalıyor.

Bir kaza oluyor, bir operasyon gerçekleşiyor, bir yangın çıkıyor ya da kamuoyunu ilgilendiren önemli bir gelişme yaşanıyor. Muhabir yola çıkıyor. Yetkililere ulaşılıyor. Görgü tanıkları dinleniyor. Bilgiler teyit ediliyor. Fotoğraflar çekiliyor. Her cümle tekrar tekrar kontrol ediliyor. Çünkü gazetecilikte hata yapmanın bedeli vardır. Yanlış yazarsanız bir insanın itibarına zarar verebilirsiniz. Eksik yazarsanız kamuoyunu yanıltabilirsiniz. Doğrulamadan yazarsanız toplumun güvenini kaybedebilirsiniz. Bu yüzden gazetecilik yalnızca haber yazmak değildir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluk taşımaktır. Ancak son yıllarda giderek daha fazla hissettiğimiz bir gerçek var:
Haberi üreten mi kazanıyor, paylaşan mı?
Ne yazık ki çoğu zaman kazanan, haberi üreten değil; paylaşan oluyor.

Muhabir: Yağmur CİN