ŞIRNAK AJANS- Geleneksel haberciliğin köklü alışkanlıklarıyla yetişmiş pek çok gazeteci, yapay zekâyı mesleğin ruhuna vurulmuş bir darbe olarak görüyor; haber yazmak insani bir sezgi ve tecrübe işidir, makine bunu tamamen öldürür anlayışına sahip. Ayda, dünyadaki haber odalarında bu konunun büyük bir kutuplaşmaya yol açtığına dikkat çekti.
Cleveland Plain Dealer’dan Associated Press’e (AP) kadar pek çok küresel medya kuruluşunda yapay zekâ eksenli gerilimlerin tırmandığını ifade eden Ayda, özellikle AP’nin şirket içi yazışmalarında yöneticilerin “direniş boşuna” çıkışına muhabirlerin sert tepki gösterdiğini hatırlattı.
Geleneksel gazetecilerin yapay zekâya duyduğu öfkenin son derece anlaşılabilir olduğunu vurgulayan Ayda, geçmişte radyo, televizyon, internet ve sosyal medya gibi devrim niteliğindeki yenilikler hayatımıza girdiğinde de benzer felaket senaryolarının yazıldığını ve aynı mesleki reflekslerin gösterildiğini kaydetti.
Teknolojik evrimin direnilerek durdurulamayacağının altını çizen Ömer Ayda, geçmişteki benzer dönüşüm süreçlerinden somut örnekler verdi. 1990’larda Wall Street Journal’da Microsoft Windows sistemine geçildiğinde birçok muhabir eski ve hantal yazılımlarda direniş göstermiş, ancak zaman yenilikten yana olanları haklı çıkarmıştı. Benzer şekilde, 2000’li yılların başında BusinessWeek’in genel yayın yönetmenliğini yürüttüğü dönemde en kıdemli yazarların internet mecrasına yazı yazmayı reddettiğini hatırlatan Ayda, zaman içinde bu ilk tepkilerin tamamen anlamsızlaştığını ve yeni teknolojinin sıradanlaştığını belirtti.
New York Üniversitesi Etik ve Gazetecilik Girişimi’nin çalışmalarına atıfta bulunan Ayda, yapay zekâ destekli sohbet robotlarının gazeteciler tarafından doğru konumlandırılabilmesi için somut olarak üç temel kategoriye ayrılması gerektiğine işaret etti. Buna göre yapay zekâ, öncelikle körü körüne güvenilmemesi gereken ama arka plan bilgisi toplamak için kesintisiz ulaşılabilen kaprisli bir uzman kaynak gibi değerlendiriliyor. İkinci olarak Reuters’tan Mo Tamman’ın yaklaşımından hareketle yapay zekânın sürekli el altında bulunan bir mesai arkadaşı gibi ele alınabileceği; bir ekranda haber yazılırken diğer ekranda botla “Bu konuya bir de şu açıdan bak, hangi başlık daha çarpıcı olur?” şeklinde fikir tartışılabileceği ifade ediliyor. Üçüncü kategoride ise taslak oluşturma, deşifre, çeviri ve veri analizi gibi rutin işleri üstlenen kıdemli bir stajyer rolü öne çıkıyor; ancak inceleme, dosya haber ve analitik makaleler gibi derinlik gerektiren işlerin kesinlikle insan muhakemesine bırakılması gerektiği vurgulanıyor.
Yapay zekânın sınırlarını test etmek amacıyla kendi makale taslakları üzerinde Google Gemini ve ChatGPT’yi eleştirmen olarak kullandığını belirten Ömer Ayda, bu süreçte yaşanan ufak bir hatanın editoryal denetimin önemini gözler önüne serdiğini aktardı. Ayda, yapay zekânın tamamen yanlış bilgileri bile son derece büyük bir özgüvenle savunabildiği bu hakikat bükücülüğüne karşı gazetecinin bilgiyi süzgeçten geçirme refleksini ve uyanıklığını daima canlı tutması gerektiğini ifade etti.
Yazısını CUNY’nin Tow-Knight Gazetecilik Gelecekleri Merkezi yöneticisi Gina Chua’nın değerlendirmeleriyle bağlayan Ayda, yapay zekâyı ciddiye almayan haber merkezleri için geride kalmanın kaçınılmaz bir tehlike olduğuna dikkat çekti. Şırnak Ajansı okuyucuları için değerlendirmelerini tamamlayan Ömer Ayda, yerelde habercilik yaparken teknolojinin getirdiği dönüştürücü gücün reddedilmemesi gerektiğini; kaliteden ödün vermeden, denetimi elden bırakmadan ve insan unsurunu merkeze koyarak yapay zekânın akıllıca bir asistan ve kaynak haline getirilmesinin yeni dönemin en büyük gazetecilik refleksi olacağını kaydetti.
Next





