Özentinin her geçen gün toplum davranışlarını esir aldığı çağımızda, düğün hazırlıkları da hızla geleneksel çizgisinden uzaklaşıyor. Bir dönemin mütevazı söz–nişan törenleri artık yerini binlerce liralık dış çekimlere, lüks organizasyonlara, ithal kuaför ve müzik ekiplerine bırakmış durumda.
Eskiden yalnızca kadınların katıldığı sade bir kına gecesi yapılırken, bugün gösterişli konseptler uğruna yüklü ödemeler yapılıyor. Bir defa giyilip kenara atılan, hatta modası geçip hiç kullanılmayan 5–10 takım kıyafetler, adeta evlenecek çiftlerin zorunlu harcaması hâline getirildi. Bununla da bitmiyor; damat çalışmıyor olsa bile tamamen döşenmiş bir ev, ardından balayı… Böylece genç bir çift için evliliğin maliyeti 3–4 milyon TL’yi buluyor. “Borç yükü yuvayı sarsıyor”Şırnak'lı aileler, aile danışmanları ve duyarlı sosyal medya sayfaları, borç yüküyle başlayan evliliklerde huzurun kısa sürede bozulduğunu belirtiyor. Maddi baskı altındaki çiftlerin hem psikolojik hem de sosyal açıdan zorlandığına dikkat çekiliyor. Özellikle düşük gelirli ailelerde gösteriş yapma baskısı, evlilikleri daha başlamadan çatlama noktasına getiriyor.
Geçmişe özlem, geleceğe soru; Bir günlük şatafat mı, ömürlük mutluluk mu?Art arda gelen şikâyetler ve toplumdaki yaygın rahatsızlık, gençlere yeniden şu soruyu sorduruyor;
“Bir günlük gösterişe mi değer, yoksa herkesin parmakla gösterdiği huzurlu bir yuvaya mı?”Toplumun büyük bir kesimi, düğün hazırlıklarında sadeleşme çağrısı yapıyor. Gelenek ve göreneklere uygun, masrafları daha makul seviyelere çeken bir anlayışın hem gençleri hem aileleri rahatlatacağı düşünülüyor.
Sadelik çağrısı toplumda karşılık buluyor Giderek yaygınlaşan sade düğün hareketi, fuzulî masrafların önüne geçilmesini, gençlerin borçlanmadan yuva kurabilmesini hedefliyor. “Gösteriş için değil, mutluluk için evlilik” mesajı sosyal medyada ve aile ortamlarında geniş yankı uyandırıyor. Her geçen gün büyüyen düğün ekonomisi, gençlerin omuzlarında ağır bir yük oluşturuyor. Toplumun beklentisi ise net; “Bir günü değil, bir ömrü düşünelim… Gösterişi değil, huzuru seçelim.”




