Bir Pencerenin İki Yüzü
Abdulselam GÜLYEN - Şırnak AjansBugün, 21 Ekim 2025. Dünya Gazeteciler Günü. Bir evin iki pencereli odasında duruyorum. Bir pencere tozlu, diğeri tertemiz. Tozlu olan, geçmişin izlerini taşıyor; silinmemiş parmak izleri, solmuş anılar, belki de unutulmaya yüz tutmuş hikayeler. Temiz olan ise berrak, umutla parlıyor, dışarıdaki gökyüzüne açılıyor. Gazetecilik, bu iki pencere gibi: Bir yanda gerçeğin tozlu yollarında iz sürenler, diğer yanda hakikati pırıl pırıl yansıtanlar. Ve “günü”… O, bu pencerelerin tam ortasında, hayatın nabzını tutan, anın ruhunu taşıyan bir kelime.
Günü, sadece bir zaman dilimi değil. O, bir sabahın ilk ışığında uyanan umutlar, bir kahve fincanında demlenen sohbetler, sokaklarda koşuşturan insanların telaşı. Günü, bir çocuğun okul yolunda attığı adımlar, bir işçinin alın teri, bir sanatçının ilhamla dolup taşan kalbi. Gazetecilikse bu anları yakalamak, günü tüm renkleriyle yazmak demek. Bugün, Dünya Gazeteciler Günü’nde, kalemimde bir duygu çağlıyor; hem hüzünlü, hem coşkulu. Çünkü günü yazmak, hayatı yazmaktır.
Bir gazeteci, günün içinde dolaşırken ne görür? Belki bir pazaryerinde, tezgah başında pazarlık yapan bir teyzenin gülüşünü. Belki bir metro istasyonunda, koşar adımlarla işine yetişmeye çalışan bir gencin gözlerindeki kararlılığı. Ya da bir parkta, bankta oturmuş, uzaklara dalan bir ihtiyarın sessiz hikayesini. Bu anları yazmak, sadece kelimeleri dizmek değil; bir kalbe dokunmak, bir ruhu ısıtmak, bir gerçeği gün yüzüne çıkarmak. Günü, gazetecinin kaleminde can bulur. O kalem ki, bazen bir fener olur, karanlıkta yol gösterir; bazen bir ayna, gerçeği yansıtır; bazen de bir yara, hakikatin ağırlığını taşır.
Ama ya tozlu pencere? O, günün görmezden gelinen yüzü. Sessiz çığlıklar, unutulmuş hikayeler, adaletsizlikler. Gazeteci, o tozlu camı silmek için var. Gerçeği ararken yorulan, sorgulayan, bazen bedel ödeyen bir el, o camı temizler ki dünya, günün öteki yüzünü de görsün. Çünkü günü, sadece neşenin ve telaşın değil; aynı zamanda mücadelenin, direnişin, umudun yeniden doğduğu anların adı.
Bugün, Dünya Gazeteciler Günü’nde, günün hikayelerini yazanlara, o tozlu pencereleri silenlere, tertemiz bir bakışla hakikati arayanlara selam olsun. Onlar, bir evin iki penceresi gibi; biri geçmişi taşır, diğeri geleceği. Ama her ikisi de aynı gökyüzüne bakar. Ve o gökyüzü, günün mavisi, umudun ta kendisi.Gazetecilik, bu maviyi yazmaktır. Günü, kalbinize üflemektir. Ve bugün, 21 Ekim’de, bu kalemlerin durmaksızın yazmasını dilerim. Çünkü dünya, günün hikayelerine muhtaç. Ve o hikayeler, ancak cesur kalemlerle anlatılır.
**Bir Sınır Kentinden Notlar**Abdulselam Gülyenn
Bu temelde tüm emekçi gazetecilerin gününü kutlarım.




