ŞIRNAK AJANS- Şırnak Gazeteciler Cemiyeti (ŞGC) Başkanı ve savaş muhabiri Halil Azizoğlu, Journo’ya verdiği röportajda genç muhabirlerin kaynaklarla kurduğu iletişimden telefon görüşmelerinin haber üretimindeki rolüne, takip sorularından gazetecilikte gözden kaçan ayrıntıların önemine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Genç muhabirlerin kaynakla temas biçiminde ciddi bir değişim gözlemlediğini belirten Azizoğlu, kendi kuşağında kaynağın gazeteciliğin "kırmızı çizgisi" olduğunu ifade etti.

Halil Azizoğlu-2

Kaynağın korunmasının mesleğin temel hassasiyetlerinden biri olduğunu dile getiren Azizoğlu, gerektiğinde yaşanan bir sorun karşısında dahi kaynağın isminin açıklanmadığını söyledi.

Azizoğlu, günümüzde ise özellikle genç muhabirlerin kaynakla iletişiminde bu hassasiyetin zayıfladığını savunarak, "Tek kaynakları dijital dünya olmuş durumda" dedi.

Başkan Kesik, ‘Barış istemek zayıflık değildir’
Başkan Kesik, ‘Barış istemek zayıflık değildir’
İçeriği Görüntüle

Dijital mecraların ve sosyal medyanın kullanılmasına karşı olmadığını belirten Azizoğlu, ancak genç muhabirlerin habere ulaşmak ve haberin peşinden gitmek yerine haberin kendilerine gelmesini beklediğini ifade etti.

Kaynakla iletişimin sürekli sıcak tutulması gerektiğini vurgulayan Azizoğlu, bunun telefon görüşmesi veya yüz yüze ziyaretlerle sağlanabileceğini söyledi.

Yağmur Cin Çalışma

"Telefon görüşmesinde kaynağın hissiyatını da anlayabiliyorsunuz"

Telefonla doğrudan konuşmak ile yazılı mesajlaşmanın haberin niteliği açısından farklı sonuçlar doğurabileceğini belirten Azizoğlu, telefonla görüşme imkanı varsa bunu tercih ettiğini söyledi.

Telefon görüşmesinin gazeteciye yalnızca kaynağın kullandığı kelimeleri değil, ses tonu, tereddütleri, vurguları ve verdiği tepkileri de değerlendirme imkanı sunduğunu anlatan Azizoğlu, mesajlaşmada ise gazetecinin çoğunlukla yazılanlarla sınırlı kaldığını ifade etti.

Mesajlaşmanın kaynağın hissiyatını aktarmadığını belirten Azizoğlu, bunun "hissiyattan, duygudan ve derinlikten uzak kupkuru bir haber" ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.

Bununla birlikte her haber için telefon görüşmesinin zorunlu olmadığını belirten Azizoğlu, özellikle rakamsal haberlerde mesajlaşmanın daha doğru bir yöntem olabileceğini ifade etti. Rakamların sabit olduğunu ve bu tür haberlerde ses tonu veya hissiyat gibi unsurlara ihtiyaç duyulmayabileceğini kaydetti.

"Gazetecilikte bazen neyin söylendiğinden çok nasıl söylendiği önemlidir"

Telefon görüşmelerinde kaynağın verdiği tepkinin gazeteci açısından önemli ipuçları taşıdığını belirten Azizoğlu, bir soruya anında verilen "evet" veya "hayır" cevabı ile kaynağın düşünüp cevap vermesi arasında fark bulunduğunu söyledi.

Kaynağın cevap vermeden önce yaşadığı kısa tereddüdün dahi gazeteci için yeni bir araştırma alanı oluşturabileceğini ifade eden Azizoğlu, mesajlaşmada ise böyle bir anlık tepkiyi yakalamanın mümkün olmadığını dile getirdi.

Kaynakların yazılı iletişimde cevaplarını defalarca yazıp silebildiğini ve sonrasında daha resmi bir dil kullanabildiğini belirten Azizoğlu, telefon görüşmelerinin daha doğal bir iletişim ortamı sağladığını söyledi.

Azizoğlu, "Kaynağın söyledikleri kadar söylemediklerini de fark etme imkanı verir ki işte gazetecilik orada ortaya çıkar" dedi.

"Tek bir cümle bambaşka bir haberin kapısını açabilir"

Meslek hayatında bir kaynağın telefonda kurduğu tek bir cümleden yeni bir soru, kaynak, belge veya bambaşka bir haber ortaya çıktığını anlatan Azizoğlu, bunun birçok gazetecinin başına geldiğini söyledi.

Gazetecinin başlangıçta klasik bir soru sorduğunu, ancak kaynağın farkında olmadan verdiği küçük bir ayrıntının haberin yönünü değiştirebildiğini belirten Azizoğlu, bu ayrıntının üzerine "Peki bu nasıl oldu?" şeklinde yeni bir soru yönelterek konuyu derinleştirdiğini ifade etti.

Böyle bir sürecin yeni bir kaynağa, belgeye veya farklı bir habere ulaşılmasını sağlayabildiğini belirten Azizoğlu, röportaj sırasında da başlangıçta planlanmayan başka bir haberin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Mesajlaşma veya e-posta yoluyla yapılan görüşmelerde ise kaynakların çoğunlukla yalnızca kendilerine yöneltilen sorulara cevap verdiğini ifade eden Azizoğlu, bunun yeni sorularla konuyu farklı bir yöne taşıma imkanını azalttığını söyledi.

Azizoğlu, "Gazetecilikte bazen asıl haber, sorulmayan veyahut günümüzde sorulamayan ikinci sorunun içinde saklıdır" ifadelerini kullandı.

"Takip soruları telefonda daha doğal gelişiyor"

Takip soruları açısından telefon ve yüz yüze görüşmelerin daha esnek olduğunu belirten Azizoğlu, telefon görüşmesinde soruların kaynağın verdiği cevaba göre anlık olarak şekillenebildiğini söyledi.

Gazetecinin kaynağın cevabından hareketle yeni bir soru yöneltebildiğini ve böylece konuyu derinleştirebildiğini ifade eden Azizoğlu, yazılı mesajlaşmada ise cevapların daha kontrollü ve sınırlı olabildiğini kaydetti.

Mesajlaşmada yeni soru sorma imkanının bazen bulunmadığını, bazen de soruların birbirinden kopuk ilerleyebildiğini belirten Azizoğlu, gazeteci açısından yüz yüze görüşmenin, ardından telefon görüşmesinin ve son olarak mesajlaşmanın tercih edilebileceğini söyledi.

Azizoğlu, bu yaklaşımını, "Biz eski usul çalışan gazetecilerin tercihi; öncelik yüz yüze, sonrasında telefon, en son mesajlaşmak" sözleriyle ifade etti.

Muhabir: Yağmur CİN