ŞIRNAK AJANS- Kırıkkale'de yaşayan darbe dönemi tanıkları İzzet Yıldız, Mustafa Hulusi Ulusan ve İrfan Toptaş, gözaltı ve cezaevi süreçlerinde yaşadıkları ağır şartları anlattı.

Türkiye'nin yakın tarihinde önemli bir dönüm noktası olan 12 Eylül darbesinin ardından gözaltına alınan ve cezaevlerinde tutulan üç isim, yıllar sonra o dönemde karşılaştıkları uygulamaları paylaştı.

Yıldız: 16 metrekarelik odada 30 kişi kaldık

İki çocuk babası 68 yaşındaki İzzet Yıldız, 13 Ekim'de gözaltına alındığını, önce askeri alaya, ardından emniyete götürüldüğünü belirtti.

Sorgu sırasında işkence gördüğünü ifade eden Yıldız, daha sonra Ankara'da C5 olarak bilinen yere götürüldüğünü söyledi. Yıldız, burada yaklaşık 10 gün boyunca ağır koşullarda tutulduklarını belirterek, "İnsanın aklının, hayalinin almayacağı işkenceler yaşadık. 16 metrekarelik bir odada 30 kişi betonun üzerinde yatıp kalkıyorduk" dedi.

C5'teki sürecin ardından tutuklandığını aktaran Yıldız, ifadesinin ancak 24 ay sonra alındığını ve ifade verdiği gün tahliye edildiğini söyledi. Daha sonra beraat ettiğini belirten Yıldız, "İfade verme sırası bana 24 gün sonra gelseydi belki 24 gün yatacaktım ama 24 ay sonra geldiği için 24 ay cezaevinde kaldım" ifadelerini kullandı.

Yıldız, gözaltında uygulanan işkence yöntemlerinden birinin Filistin askısı olduğunu belirterek, elektrik verildiğini ve gözlerinin sürekli bağlı tutulduğunu anlattı.

Cezaevi sürecinin de ağır şartlarda geçtiğini dile getiren Yıldız, sabah saat 06.00'da kaldırıldıklarını ve gün boyunca eğitim adı altında çeşitli uygulamalara maruz bırakıldıklarını söyledi.

Ulusan: Mamak'ta yaşananları anlatmak kolay değil

Emekli öğretmen ve iki çocuk babası 70 yaşındaki Mustafa Hulusi Ulusan da darbe döneminde cezaevinde kaldığını ve yaşadıklarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hafızasından silinmediğini söyledi.

Mamak Askeri Cezaevi'ni kendi aralarında "taş medreseler" olarak nitelendirdiklerini anlatan Ulusan, burada yaşananların tarif edilmesinin güç olduğunu belirtti.

Ulusan, 13 Ekim'de gözaltına alındığını ve daha sonra C5'e götürüldüğünü ifade ederek, kendisine doğrudan elektrik verilmediğini ancak işkence gören arkadaşlarının çığlıklarını dinlemek zorunda kaldığını söyledi.

"Onların çığlıklarını duymak da başlı başına bir işkenceydi" diyen Ulusan, soğuk havalarda avluda yüzüstü yatırıldıklarını, işkence uygulanacak kişilerin ise içeri götürüldüğünü aktardı.

Alınan ifadelerin beğenilmemesi durumunda yeniden yazdırıldığını anlatan Ulusan, daha sonra "kafes" olarak adlandırdıkları demir parmaklıklarla çevrili bölüme götürüldüklerini ve ardından mahkemeye çıkarıldıklarını belirtti.

Bir yatakta üç kişinin yattığı dönemler oldu

Askeri araç devrildi, 1 şehit, 2 yaralı
Askeri araç devrildi, 1 şehit, 2 yaralı
İçeriği Görüntüle

Yaklaşık 18 ay cezaevinde kaldığını ifade eden Ulusan, bazı dönemlerde koğuşlarda yaklaşık 85 kişinin bulunduğunu ve bir yatakta üç kişinin yatmak zorunda kaldığını söyledi.

Kış aylarında ısınma konusunda da ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirten Ulusan, verilen kömürün yetersiz kalması nedeniyle eski kıyafet, postal ve ayakkabıları yakarak ısınmaya çalıştıklarını anlattı.

O dönemde 24 yaşında olduğunu belirten Ulusan, aradan geçen 46 yıla rağmen yaşadıklarını unutamadığını ifade ederek, "Çok zor günlerdi. Aradan yıllar geçti ama bugün bile düşündüğümde tüylerim diken diken oluyor. Çok şey yaşadık ve hala o günlerin etkisini taşıyoruz" dedi.

Toptaş: Mamak'ta 6 yıl cezaevinde kaldım

İki çocuk babası 68 yaşındaki İrfan Toptaş ise 12 Eylül döneminde Mamak Askeri Cezaevi'nde 6 yıl kaldığını belirtti.

MHP davasında yargılandığını aktaran Toptaş, 22 Eylül 1980'de gözaltına alındığını ve daha sonra Ankara Mamak Cezaevi'ne götürüldüğünü söyledi.

C5'te yaklaşık bir hafta tutulduklarını ifade eden Toptaş, hem Kırıkkale'de hem de Ankara'da işkenceye maruz kaldıklarını dile getirdi.

Gözaltı sürecinin Kurban Bayramı'na denk geldiğini belirten Toptaş, bazı dönemlerde üzerlerine köpeklerin salındığını söyledi. Toplu namaz kılmalarına izin verilmediğini aktaran Toptaş, oruç tuttukları dönemlerde ise sabah verilen yiyecekleri iftar, akşam verilenleri ise sahur için sakladıklarını anlattı.

İddianamenin açıklanmasıyla idamla yargılandıklarını öğrendiklerini belirten Toptaş, daha sonra A1 olarak adlandırılan bölüme götürüldüklerini ve cezaevinde farklı koğuşlarda kaldıklarını söyledi.

Toptaş, cezaevindeki son 3 yılın önemli bölümünü tecrit altında geçirdiklerini, baskının süreç boyunca devam ettiğini ve 6 yılın sonunda tahliye edildiklerini ifade etti.

Kaynak: İHA