Açıklanan verilere göre Avrupa Birliği genelinde yoksulluk veya sosyal dışlanma riski ortalaması yüzde 20,9 seviyesinde ölçüldü. Türkiye’nin bu oranın yaklaşık 9 puan üzerinde yer alması, ülkeyi Avrupa’nın en yüksek risk grubuna taşıdı. Türkiye’yi yüzde 29 ile Bulgaristan, yüzde 27,5 ile Yunanistan ve yüzde 27,4 ile Romanya izledi.
Avrupa’da düşüş, Türkiye’de artış
AB ülkelerinde yoksulluk riski altındaki kişi sayısı 92,7 milyon olarak hesaplanırken, bu rakamda önceki yıla göre yaklaşık 600 bin kişilik düşüş yaşandı. Türkiye’de ise tablo tersine döndü. Yoksulluk riski altındaki kişi sayısı 25 milyonu aşarak artış eğilimini sürdürdü.
Çalışanlar ve emekliler zorlanıyor
Türkiye’de yaklaşık 2,8 milyon işsiz bulunurken, geniş tanımlı işsizlik 12,8 milyona ulaştı. Asgari ücretle geçinen yaklaşık 8 milyon kişi, yoksulluk riski altındaki kesim içinde önemli bir yer tutuyor. Öte yandan 16,9 milyon emeklinin büyük bir bölümünün geliri de asgari ücret seviyesinin altında kalıyor.
Açlık ve yoksulluk sınırı arasındaki fark büyüyor
TÜRK-İŞ verilerine göre Nisan 2026 itibarıyla açlık sınırı 34 bin 587 liraya yükseldi. Buna karşın 28 bin 75 lira seviyesindeki asgari ücret, açlık sınırının 6 bin 512 lira altında kaldı.
Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 112 bin 661 lira olarak hesaplandı. Bu rakam, yaklaşık dört asgari ücrete denk geliyor.
Nisan ayında gıda fiyatlarındaki artış da dar gelirli vatandaş üzerindeki baskıyı artırdı. Aylık gıda enflasyonu yüzde 5,47 olarak ölçülürken, yılın ilk dört ayında artış oranı yüzde 14,74’e ulaştı. Yıllık bazda mutfak enflasyonu ise yüzde 43,9 seviyesine çıktı.
Veriler, özellikle temel ihtiyaç
kalemlerindeki fiyat artışlarının ve gelir yetersizliğinin, geniş kesimler için yaşam koşullarını zorlaştırmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.





