ŞIRNAK AJANS- 2026 yılı içinde kente milyonlarca turistin gelmesi beklenirken, artan ziyaretçi sayısı esnafı memnun etse de, ücret politikaları hem turistlerin hem de yerel halkın tepkisini çekiyor.
Kentteki önemli tarihi yapıları ziyaret etmek isteyenler için belirlenen ücretler dikkat çekiyor. Artuklu ilçesindeki Tarihi PTT binasına giriş kişi başı 20 TL ile en düşük seviyedeyken, Deyrulzafaran Manastırı 200 TL ile en yüksek giriş ücretine sahip yerlerden biri. Bunun yanı sıra Mor Gabriel Manastırı 150 TL, Midyat Konuk Evi 100 TL, Kasımiye Medresesi 100 TL, Zinciriye Medresesi 50 TL ve Kırklar Kilisesi 50 TL giriş ücretiyle ziyaret edilebiliyor.
Bu tarifeye göre, bir turistin söz konusu yedi noktayı gezmek için ödemesi gereken toplam tutar 680 TL’ye ulaşıyor. Dört kişilik bir ailenin aynı rotayı takip etmesi durumunda ise maliyet 2 bin 680 TL’yi buluyor.
Öte yandan, birçok tarihi mekânda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından sunulan Müzekart’ın geçerli olmaması eleştirilerin dozunu artırıyor. Her mekânın farklı ücret belirlemesi ve fiyatların yüksek bulunması, bazı ziyaretçilerin planlarını iptal etmesine neden olurken, bu durumun Mardin’in turizm potansiyeline zarar verebileceği ifade ediliyor.
Tepkiler yalnızca turistlerle sınırlı değil. Mardin’de yaşayan vatandaşlar da kendi şehirlerindeki tarihi alanlara ücret ödeyerek girmek zorunda kalmalarına karşı çıkıyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, “Halkın kendi mirasına girişi ücretli olmamalı” görüşü öne çıkarken, geçmişte herkesin rahatça ziyaret edebildiği mekânların bugün yüksek ücretlerle erişilebilir hale gelmesinin “kültürel mirasın ticarileştirilmesi” olarak değerlendirildiği görülüyor.
Vatandaşlar ayrıca, şehirde yaşayan bir ailenin hafta sonu gezisi yapmasının ya da misafir ağırlamasının artık ciddi bir maliyet oluşturduğunu vurguluyor. Özellikle Mardin Müzesi ve Dara Antik Kenti dışında Müzekart’ın çoğu yerde geçmemesi, eleştirilerin odak noktalarından biri olmaya devam ediyor.
Artan giriş ücretleri ve uygulanan farklı fiyat politikaları, Mardin’de turizmin sürdürülebilirliği ve kültürel mirasın erişilebilirliği konusunda yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor.




