Yaklaşık 10 bin yıl öncesine tarihlenen iki mezarın bulunması, Göbeklitepe’nin yalnızca belirli dönemlerde törenler için kullanılan bir merkez değil, insanların daha uzun süre yaşadığı bir yerleşim alanı olabileceği yönündeki görüşleri güçlendirdi.

Alman Arkeoloji Enstitüsü araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, hakemli bilimsel dergi PLOS One’da yayımlandı.

İki ayrı mezar ortaya çıkarıldı

Araştırmada, MÖ 8700-8000 yılları arasına tarihlenen iki ayrı gömü tespit edildi. Mezarlardan biri böbrek biçimli bir çukurda bulunan toplu gömüden oluşurken, burada yetişkin bir kadın, genç bir erkek ve ergenlik çağındaki bir kız çocuğuna ait iskeletler bulundu.

Diğer mezarda ise 20’li yaşlarında veya 30’lu yaşlarının başlarında olduğu değerlendirilen genç bir kadının iskeleti ortaya çıkarıldı. Kadının yan yatırıldığı ve bacaklarının vücuduna doğru çekildiği belirlendi.

Göbeklitepe’de daha önce de insan kemiklerine rastlanmış, ancak bunlar çoğunlukla anıtsal yapıların dolgu tabakalarında dağınık halde bulunmuştu. Yeni mezarlar, alandaki insan kalıntılarının kaynağına ilişkin tartışmalara yeni veriler sundu.

İnsan kemiklerinin kaynağı araştırılıyor

Araştırmacılar, Göbeklitepe’de bulunan dağınık insan kemiklerinin nasıl anıtsal yapıların bulunduğu alanlara ulaştığı konusunda farklı ihtimalleri değerlendiriyor.

Bunlardan birine göre bazı kemikler, özellikle kafatasları ve uzun kemikler, ritüel amaçlarla mezarlardan çıkarılarak anıtsal yapılara taşınmış olabilir. Daha önce kesik ve oyma izleri taşıyan insan kafatası parçalarının bulunması da bu ihtimali gündeme getirmişti.

Diğer görüşe göre ise kemikler, höyüğün daha yüksek kesimlerindeki mezarlara ait olabilir. Erozyon, toprak hareketleri ve heyelanların zaman içerisinde mezarları bozarak kemikleri yapıların dolgu tabakalarına taşıdığı değerlendiriliyor.

Yeni araştırmanın yazarları, mevcut bulguların ikinci açıklamayla daha uyumlu olduğunu belirtirken, ritüel amaçlı kemik kullanımını tamamen dışlamıyor.

Torununun adı 48 yılık hayalin simgesi oldu
Torununun adı 48 yılık hayalin simgesi oldu
İçeriği Görüntüle

Göbeklitepe’nin işlevine ilişkin yeni bulgular

Göbeklitepe uzun yıllar boyunca avcı-toplayıcı toplulukların belirli dönemlerde bir araya gelerek törenler düzenlediği bir ritüel merkez olarak yorumlandı.

Ancak son yıllarda gündelik yaşama ilişkin bulguların artmasıyla alanın yalnızca törensel amaçlarla kullanıldığı görüşü yeniden değerlendirilmeye başlandı. Yeni keşfedilen mezarlar da Göbeklitepe’nin kullanımına ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.

Şanlıurfa yakınlarında bulunan Göbeklitepe, yaklaşık MÖ 9600-8200 yılları arasında farklı evrelerde inşa edildi. T biçimli dikilitaşları ve üzerlerindeki hayvan ile insan tasvirleriyle tanınan alan, avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik yaşama ve tarıma geçiş sürecindeki toplumsal dönüşümün anlaşılması açısından önemli arkeolojik merkezlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Haber Merkezi